8. Hukuk Dairesi 2023/2148 E. , 2023/4277 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/8 E., 2016/8 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen ve kesinleşen kararla ilgili tavzih talebinde bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesince, tavzih talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ek kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Konya ili Cihanbeyli ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 614 ada 11 parsel sayılı 283200 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) ile oluşan tapu kaydı nedeniyle, Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Konya ili Cihanbeyli ilçesi ... Köyü 614 ada 11 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespitinin yapıldığını, yapılan bu tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın bir kısmını müvekkili olan davacının 19.12.1961 tarihinde ... adlı şahıstan satın aldığını ileri sürerek, taşınmazın batı kısmından davacının satın aldığı ve kullandığı yere ait kadastro tespit işleminin iptali ile bu bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
3. Yargılama sırasında, asli müdahil ... vekili, Cihanbeyli ilçesi ... Mahallesi 614 ada 11 parsel sayılı taşınmazın doğu kısmında kalan bir bölümünün müvekkili olan asli müdahile ait olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır.
4. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
5. İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2002 tarih ve 1993/109 Esas, 2002/24 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine, çekişmeli parselin tespit gibi Hazine adına tesciline, müdahilin talebi yönünden dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş; bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. (kapatılan ) Hukuk Dairesinin 23.12.2004 tarih ve 2004/13599 Esas, 2004/13657 Karar sayılı ilamıyla; " ... Mahkemece davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş isede yapılan araştırma incelemenin yeterli olmadığı, taşınmazın tarım arazisi niteliğinden bulunduğunun, 4753 sayılı Kanuna göre oluşan Hazine tapusunun davaya konu parseli kapsadığının, davacı ile bayii ...’ın Hazine tapusunun ihdasından geriye doğru ceryan eden zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatyıla 20 yılı aşkın süreye ulaştığının belirlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının bayii adına zilyetliğe dayanılarak 100 dönüm yer tespit edilip edilmediği konusunda olduğu, davacı ve bayiinin dayandığı 1937 tarih ve 1223 tahrir numaralı vergi kaydının 1200 dönüm miktarlı olup bu kayda dayanılarak 614 ada 12, 13, 14, 15, 612 ada 13 ve 24 parsel sayılı taşınmazlar toplamında 1092 dönüm 830 m2 taşınmazın tespitinin yapıldığı,ancak davacı adına salt zilyetliğe dayanılarak taşınmaz tespit edilip edilmediği ve edilmiş ise bunun ne miktara ulaştığının saptanmadığı açıklanarak, öncelikle vergi kaydının başka parsellerde revizyon görüp görmediğinin araştırılması, görmemiş ise eksik kalan miktarın bu parselden doldurulması gerektiğinin düşünülmesi, davacı adına zilyetliğe dayanılarak tespit edilen yer bulunmadığına, satış ile tespit tarihi arasında 20 yıl süre geçmediğine göre satıcı ... adına zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığı sorulup alınacak cevaba göre davacı adına zilyetliğe dayanılarak taşınmazın tespit edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2022 tarih ve 2008/18 Esas, 2012/17 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, çekişmeli 614 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 21.06.2012 havale tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 79.323,00 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı mirasçısı ... adına tapuya tesciline, kalan bölümün aynı ada ve parsel numarasıyla davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş, davalı Hazine vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.11.2013 tarih ve 2013/8738 Esas, 2013/10684 Karar sayılı ilamıyla; "kadastro tutanak aslının dosyada bulunmadan esas hakkında karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
7. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 02.02.2016 tarih ve 2014/8 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararla; davaya konu 614 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 1961 tarihine kadar ...'ın babası tarafından bir bütün olarak kullanıldığı, ...'ın dava konusu olan taşınmazın batı kısmından 120 dekarlık bölümü müteveffa davacı ... 'a satıp zilyedliğini devrettiği, halen taşınmazın batı bölümünde kalan 131.000 m2 lik bölümün davacı tarafından tasarruf edildiği, geriye kalan bölümün ise ... oğlu ... tarafından ölüm tarihine kadar tasarruf edildiği ve ölümüyle de söz konusu bölümün zilyedliğinin mirasçılarına geçtiği, fen bilirkişisi kontrol mühendisi tarafından hazırlanan 20.06.2012 tarihli bilirkişi raporu ekindeki ifraz krokisinde 1936 tarih ve 1223 tahrir nolu 1.200 dönüm yüzölçümlü vergi kaydının uygulanması neticesinde, 614 ada 11, 12, 13, 14, 15, 17 ve 18 numaralı parsellerin toplam miktarının 1.503.877.00 m2 olarak tespitinin yapıldığı, tescil edilen parsellerin miktarının vergi kaydındaki miktarı aşmasından dolayı 614 ada 15 ve 17 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tespitinin yapıldığı ve geriye kalan miktarın da (614 ada 11, 12, 13, 14 ve 18) 1.202.530 m2 vergi kaydındaki miktarı sağladığı, ancak daha sonra 614 ada 15 ve 17 parseller hakkında tescil davası açılarak kişi adına tescilinin yapıldığı ve 614 ada 11 numaralı parselin vergi kaydındaki miktarı aştığından Hazineye bırakıldığı, 614 ada 12, 13, 14, 15, 17 ve 18 numaralı parsellerin toplam alanının 1.220.677.00 m2 olduğu,vergi kaydının uygulanması neticesinde; 1.220.677,00 - 1.200.000,00 = 20.677,00 m2 fazlalık tespit edildiği, 100.000,00 m2 zilyedlik kazanımından fazlalık miktarının çıkarılması ile de müteveffa davacı ... 'ın 79.323,00 m2 zilyedlikle taşınmaz edinebileceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile çekişmeli 614 ada 11 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 79.323 m2 yüzölçümündeki bölümünün isim ve payları belirtilmek suretiyle ... mirasçıları adına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davaya konu Konya ili Cihanbeyli ilçesi ... Mahallesi Alakır mevki 614 ada 11 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan 203.877 m2 lik kısmının is tespiti gibi tarla niteliğiyle davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve bu karar, Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.02.2021 tarih ve 2017/80 Esas, 2021/812 Karar sayılı ilamıyla onandıktan sonra, karar düzeltme talebinin de reddine karar verilmekle 28.09.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
II. TAVZİH TALEBİ
Hükmün kesinleşmesinden sonra, Cihanbeyli Tapu Müdürlüğünün 19.01.2023 tarihli yazısı ile, Konya ili Cihanbeyli ilçesi ... Mahallesinde yapılan arazi toplulaştırması sonucu dava konusu parselin ada ve parsel numarası ile geometrisi ve yüzölçümü değiştiğinden mahkeme kararının infazının mümkün olmadığı belirtilerek, dava dosyası ilk derece mahkemesine iade edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararı ile, tavzih talebinin kabulü ile 02.02.2016 tarih ve 2014/8 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararın hüküm kısmının "02, A) ve B)" kısımlarına ilişkin infaza elverişli olacak şekilde aşağıdaki gibi değiştirilmesine, "02-Davaya konu Konya ili Cihanbeyli ilçesi ... Mahallesi Alakır mevki 614 ada 11 parsel (yeni 2154 ada 10 parsel) sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, davaya konu Konya ili Cihanbeyli ilçesi ... Mahallesi 2154 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 14.03.2023 havale tarihli kontrol mühendisi ek bilirkişi raporunun 3. sayfasında bulunan ayırma çaplı krokide A harfiyle gösterilen 75.515,56 m2 yüzölçümündeki yerin 2154 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yüzölçümünden ifrazen ayrılarak aynı adanın en son parsel numarası adı altında ve tarla niteliğiyle ifrazen ayrılan taşınmazın tamamı 6 pay kabul edilerek; davacı mirasçıları adına iştirak halinde mülkiyet olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin ise reddine, davaya konu Konya ili Cihanbeyli ilçesi ... Mahallesi 2154 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 14.03.2023 hava tarihli Kontrol Mühendisi ... imzalı ek bilirkişi raporunun 3. sayfasında bulunan ayırma çaplı krokide B harfiyle gösterilen 190091,89 m2 yüz ölçümündeki yerin aynı ada ve parsel numarasıyla tespiti gibi tarla niteliğiyle davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen ek kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin tavzih kararı ile önceki kararda idare adına tescil edilmesi gereken kısımda aleyhe küçülme olduğunu belirterek, ek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tavzihin kabulüne ilişkin ek kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi,
3. Değerlendirme
1. Hâkim, karar verdikten sonra kanun yollarına başvurulup bozulmadığı sürece kendiliğinden kararını değiştiremez. Bu kural, ilk derece mahkemeleri kadar üst derece mahkemeleri için de geçerlidir. Ancak bazı hâllerde hüküm açık olmayabilir, hükmün uygulanması aşamasında tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. İşte Kanun, açık olmayan, uygulama aşamasında tereddüt yaratan ya da çelişkili olan hükmün açıklanması, tereddüt ve çelişkilerin giderilmesi için "hükümlerin tavzihi" müessesini düzenlemiştir. Kesin hüküm ilkesi, mahkemenin verdiği karara geri dönüp değiştirmesine engeldir. Fakat, bir hükmün anlamının açık olmaması ya da çelişkili hüküm sonuçları içermesi nedeniyle hükmün gerçek anlamının saptanmasında güçlük çekildiği takdirde, tarafların hükmü veren mahkemeye başvurarak hükmün açıklığa kavuşturulmasını isteyebilecekleri genellikle kabul edilmektedir. Böylece, mahkeme verdiği hükmün gerçek anlamını ortaya koymaktan başka bir şey yapmayacağından, bundan kesin hükmün zarar görmesi söz konusu olmayacaktır. Genel ilkelerden çıkarılması mümkün olan bu tavzih olanağını 6100 sayılı Kanun açık bir biçimde düzenlemiştir. 6100 sayılı Kanun'un 305/1 inci maddesine göre, hüküm yeterince açık değilse ya da icrasında kuşku uyandırıyor veya birbirine aykırı hüküm sonuçları içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da duraksama veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer: Medenî Usûl Hukuku Dersleri, ... 2020, s.784).
2. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli 614 ada 11 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 79.323 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün isim ve payları belirtilmek suretiyle ... mirasçıları adına, taşınmazın geriye kalan 203.877 metrekarelik kısmının da tespit gibi davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmesinden sonra, bölgede yapılan arazi toplulaştırma çalışmaları neticesinde, taşınmazın ada ve parsel numarası ile geometri şeklinin ve yüz ölçümünün değiştiğinden bahisle hükmün infaz edilemediğinin Tapu Müdürlüğünce bildirilmesi üzerine, ilk derece mahkemesince, bilirkişilerden yeniden ifraz işleminin de yapıldığı ek rapor alınmış ve bu rapora uygun olarak bu defa ek raporda (A) harfi ile gösterilen 75.515,56 m2 yüz ölçümündeki bölümün isim ve payları belirtilmek suretiyle ... mirasçıları adına, geriye kalan ve ek raporda (B) harfi ile gösterilen 190.091,89 m2 yüz ölçümündeki bölümün Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki İlk Mahkemesinin bu kararının usul ve yasaya uygun olduğundan söz edilemez. Zira, düzeltilmesi istenilen ada ve parsel numarası ile geometrik şekil ve yüz ölçümü farklılığının maddi hataya dayalı olmadığı, yörede yapılan toplulaştırma çalışmaları neticesinde sök konusu farklılıkların ortaya çıktığı ve taşınmazın geometrik şeklinde ve yüz ölçümünde bu şekilde meydana gelen değişikliğin tavzih yoluyla hüküm fıkrasına işlenmesinin hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracağı açıktır.
3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hükmün tavzihinin ancak taraflardan birinin talebi ile mümkün olabileceği, somut olayda hükmün tavzihi yönünde tarafların taleplerinin bulunmadığı, ayrıca tavzih yoluyla hükmün değiştirilemeyeceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hak ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği gözetilerek, tavzih talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ek kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2023 tarihli tavzih isteminin kabulüne dair ek kararının BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!