8. Hukuk Dairesi 2023/2125 E. , 2024/3124 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/1 E., 2022/6 K.
KARAR : Davanın usulden reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Bartın ili Amasra ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 135 ada 1 parsel sayılı 1014,95 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, davalılar ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile Bartın ili Amasra ilçesi Akkonak Köyü 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, 26.03.2018 tarihli ve 2014/15 Esas, 2018/21 Karar sayılı önceki hükmün, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.04.2021 tarihli ve 2018/4408 Esas, 2021/3491 Karar sayılı ilamıyla; "... Davacı ...'ın, çekişmeli taşınmazın murisi ... tarafından, davalıların murisi ... ' dan satın alındığını ve taşınmazı kendi adına tespit edilen dava dışı 125 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olarak kullandığını ileri sürerek, çekişmeli 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile kendi adına tescilini talep ettiği, ancak mahalli bilirkişi ve tanıkların keşifte alınan beyanlarında, dava konusu taşınmazı ... ve mirasçılarının zilyetliğinde olduğunu belirttikleri ve buna göre, Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince kazanım koşullarının muris ... lehine oluştuğu ve dava konusu taşınmazın terekeye ait olduğunun anlaşıldığı; 4721 sayılı TMK’nın 640/2 ve 702/2. maddeleri uyarınca, Medeni Kanun’un yürürlük gününden sonra ölenlerin terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, elbirliği mülkiyetine tabi olan tereke ile ilgili olarak, TMK'nın 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde mirasçıların oybirliğinin gerektiği, iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda, mirasçılardan birisi tek başına, taşınmazın adına tescili için dava açamayacağı gibi, bu şekilde açılan davalara diğer mirasçıların muvafakatlerinin sağlanması suretiyle devam edilmesinin de mümkün olmadığı, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde kendi adına tescil talebinde bulunması nedeniyle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı açıklanarak, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulmasının isabetsizliğine " değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, çekişmeli 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağında belirtilen vasıf ve yüzölçümü ile tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, hükmüne uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!