8. Hukuk Dairesi 2023/1694 E. , 2023/5698 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2001/4 E., 2016/8 K.
KARAR : Davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... ve müşterekleri vekili ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Erzincan ili ... ilçesi çalışma alanında bulunan 213, 254 ve 255 parsel ... 65.375,00 ; 40.750 ve 63.312 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırılmışlardır.
2. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ..., tapu ve vergi kayıtları ile miras yoluyla gelen hak ve zilyetliğe dayanarak, kadastro tespitinin iptali istemiyle dava açmış; yargılama sırasında müdahiller ... ve ... ve ... ve müşterekleri, davacı ... yanında aynı nedenlere dayanarak; müdahil davacı ... ise, miras yoluyla gelen hakka dayanarak, taşınmazların 1/2 payının kendisi ve kardeşleri adına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
II. CEVAP
Davalı Hazine ve Köy Tüzel kişiliği temsilcisi cevaplarında; çekişmeli taşınmazların kadim mera olduklarını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı olan kararı ile, "... Davacı ... ve müştereklerinin 254 ve 255 nolu parsellere yönelik açmış oldukları davalarında dayanmış oldukları tapu tapu kayıtlarından birinin dava konusu taşınmaza mevkii ve hudutları uymadığı, diğer tapu kaydının da dava konusu taşınmazlara revizyon görmesi sebebiyle hükmü esasa alınmadığı, yapılan zilyetlik araştırmasında ise dava konusu 254 ve 255 nolu parsellerin davacılar ... ve müştereklerinin murisi olup 1969 yılında ölen...'ın, ölümünden sonra ise davacı olan mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, ancak...'ın ölümü ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmaması nedeniyle... mirasçıları için tek başlarına zilyetlik hükümlerine göre taşınmaz edinme koşullarının oluşamayacağı, bu nedenle muris... (ve mirasçıları) adına belgesizden zilyetlik araştırması yapılması gerektiği, yapılan bu araştırmada... mirasçıları ..., ... ve ... adlarına, belgesizden zilyetlik yoluyla edinilen taşınmazların toplam miktarının dahi ...'un diğer mirasçıları için zilyetlik araştırmasına yer bırakmayacak şekilde Kadastro Kanunu'nun öngörmüş olduğu miktar sınırlamasını aştığının anlaşılması ve ve ziraat bilirkişisinin düzenlemiş olduğu raporda da iş bu taşınmazların mera vasfında olduğunun belirtilmesi karşısında, bu iki parsel yönünden davalarının reddine karar vermek gerektiği; davacı ... ve müştereklerinin 213 nolu parsele yönelik davaları yönünden ise, dayandıkları vergi kaydının dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda A harfi ile göstermiş olduğu kısma uyduğu ve zilyetliklerinin olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazın geri kalan kısmınında ... ve müştereklerinin zilyetliğinde olduğunu söylemişlerse de davacıların Kadastro Kanunun ön görmüş olduğu zilyetlik sınırlarını aşmış olmaları sebebiyle ve taşınmazın bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısımdan geriye kalan kısmına yönelik davalarının reddi gerektiği .. " gerekçeleriyle, davacı ..., ..., ..., ... Uluşan'ın 213, 254 ve 255 parsellere yönelik açmış oldukları davaları ile davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'nün 254 ve 255 parsel ... taşınmaza yönelik açmış oldukları davalarının reddine; çekişmeli 254 ve 255 parsel ... taşınmazın tespit gibi tapuya tescillerine; davacı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Uluşan, ..., ..., ..., ..., ..., ...'nün 213 parsel ... taşınmaza yönelik açmış oldukları davalarının ise kısmen kabulüne; taşınmazın 10/08/2015 tarihli fen bilirkişisi raporunun eki krokide A harfi ile gösterilen 4000 m2 lik kısmının tespitinin iptali ile bu kısmın hükümde gösterilen paylarla ... ve müşterekleri adına tapuya tesciline; 213 parselin fen bilirkişiri raporunun ekindeki krokide A harfi ile gösterilen kısmı dışında kalan bölümün de tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... ve diğerleri vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçelerinde özetle; davanın reddine ilişkin kısımların hatalı olduğunu, dayandıkları tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uyduğunu, mahkemenin bunun aksini içeren gerekçesinin doğru olmadığını, ayrıca çekişmeli taşınmazlara ilişkin olarak usulünce zilyetlik ve mera araştırması yapılmadığını, zirai bilirkişi raporundaki vasıf tespitinin güncel duruma göre yapıldığını, oysa ki tespit tarihi sırasındaki vasfının değerlendirilmesi gerektiğini, zilyetlikten tespit edilen taşınmaz miktarı araştırmasının usulüne uygun şekilde yapılmadığını, eksik yapıldığını ve kararın gerekçe içermediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemişlerdir.
2. Davalı Hazine temsilcisi; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 13, 14, 15, 16, 17, 18 ve 20 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Dava konusu 213 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacı ... ve müştereklerinin dayandıkları 4000 metrekare miktarındaki vergi kaydının, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişisinin raporunda A harfi ile gösterilen kısmına uyduğu ve vergi kaydı ile zilyetliğin birleştiği, bakiye kısımlar yönünden ise 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14/son maddesinde düzenlenen zilyetlik yoluyla belgesizden edinilebilecek taşınmaz miktar sınırlamasının aşıldığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesisinin gerekçesinin aksine, çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte bilgisine başvurulan 1939, 1948 ve 1949 doğumlu mahalli bilirkişiler, çekişmeli 213 parsel ... taşınmazın evveliyatından beri mera olduğunu ve burada hayvan otlattıklarını beyan etmişlerdir.
Her ne kadar, keşif sonucu düzenlenen ve hüküm vermeye yeterli bulunmayan ziraatçi bilirkişi raporunda, taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilen A bölümü ile birlikte B, C ve D bölümlerinin tarım arazisi vasfında, geri kalan kısmın ise mera vasfında olduğu belirtilmiş ise de, mahalli bilirkişilerin dava konusu 213 parselin mera olduğuna ilişkin beyanları ile ziraatçi bilirkişi raporunun ekindeki taşınmazın A, B, C ve D bölümlerini gösterir fotoğraf birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın A, B, C ve D harfleriyle gösterilen bölümleriyle birlikte çekişmeli 213 parsel ... taşınmazın bir bütün olarak meranın uzantısı ve devamı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Bir an için, davacı tarafın vergi kaydına dayandığı ve kayıt miktarı kadar yerin bu vergi kaydı kapsamında kaldığı düşünülse dahi, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukukça bir değer taşımayacağı gözetilerek, ilk derece mahkemesince, çekişmeli 213 parsel ... taşınmazın tamamının mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, davacı ... ve diğerleri vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi, davalı Hazine'nin ise temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Dava konusu 254 ve 255 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 254 ve 255 nolu parsellerin, öncesinde davacılar ... ve müştereklerinin murisi olup 1969 yılında ölen...'ın, ölümünden sonra ise davacı olan mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, ancak...'ın ölümü ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmaması nedeniyle... mirasçıları için tek başlarına zilyetlik hükümlerine göre taşınmaz edinme koşullarının oluşamayacağı, bu nedenle... (ve mirasçıları) adına belgesizden zilyetlik araştırması yapılması gerektiği, yapılan bu araştırmada... mirasçıları ..., ... ve ... adlarına, belgesizden zilyetlik yoluyla edinilen taşınmazların toplam miktarının dahi ... Uluyan' ın diğer mirasçıları için zilyetlik araştırmasına yer bırakmayacak şekilde Kadastro Kanunu'nun öngörmüş olduğu miktar sınırlamasını aştığının anlaşıldığı ve ziraat bilirkişisinin düzenlemiş olduğu raporda da iş bu taşınmazların mera vasfında olduğunun belirtildiği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerektiği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, dava konusu taşınmazların vasfı, tespit tarihi itibariyle zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olup olmadıkları hususunda yapılan araştırma ve alınan ziraatçi bilirkişi raporu -keşif tarihindeki güncel duruma ilişkin değerlendirme içermesi nedeniyle- yetersizdir.
Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, davacılar ... ve müşterekleri yönünden, aynı çalışma alanı içerisinde zilyetlikle edinilebilecek miktar sınırlamasını aşar şekilde taşınmaz edindikleri gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bu hususta yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Zira, davacılar ... ve müşterekleri ile murisleri...' ın zilyetlik yoluyla belgesizden edindikleri taşınmaz miktarı araştırılmış ise de, dosya arasına sadece “belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz listesi” konulmakla yetinilmiş (Tercan Tapu Müdürlüğünün 18.11.2015; 24.03.2017; 18.04.2017 tarihli yazı cevabının eki listeler) olup bu listeler incelendiğinde, bir kısım taşınmazların hükmen tescil edildiği, bir kısım taşınmazların ise kadastro tespiti sonucu itirazsız kesinleşerek tespit ve tescil edildiği yazılı olduğu halde, bildirilen parsellerin kadastro tespit tutanakları getirtilmediğinden belgesizden tespit edilip edilmedikleri, tutanak içeriklerine göre muris...’dan intikal edip etmedikleri denetlenmemiş; yine hükmen tescile esas dava dosyaları getirtilip hangi nedene (belgesiz zilyetliğe mi, yahut tapu ya da vergi kaydına mı ?) dayalı olarak tespit ve tescil edildikleri de denetlenmediğinden, zilyetlik yoluyla belgesizden edinilen taşınmaz miktarına ilişkin olarak yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olduğundan söz edilemeyeceği gibi, bir taşınmazın niteliğinin ve üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ile zilyetliğin sürdürülüş biçiminin kesin olarak belirlenmesini sağlayan hava fotoğrafı incelemesi de yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddelerinde öngörülen koşulların, davacı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği hususunde usulünce zilyetlik araştırması yapılmalı ve bu bağlamda, aynı kişiler tarafından, belgesiz zilyetliğe dayalı olarak, aynı çalışma alanı içerisinde, Hazine'nin taraf olduğu ve halen derdest olan davalar bulunması halinde, sağlıklı denetim yapılabilmesi için bu dosyaların birleştirilmesi gerektiği göz önüne alınmalı; ayrıca davacılar adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların miktarları Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve İlk Derece Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak miktar sınırlaması yönünden usulüne uygun şekilde araştırma yapılmalı ve bildirilen taşınmazlara ait tutanakların onaylı örnekleri ile mahkeme ilamlarının kesinleşme şerhli onaylı örnekleri dosya arasına konulmalı; tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı ve; bundan sonra mahallinde, taşınmazların bulunduğu köyden ve komşu köylerden ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişi heyeti ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Taşınmazların başında yapılacak bu keşif sırasında, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların ilk olarak kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, çekişmeli parsellerin tespit tarihi ve öncesi itibariyle kullanıma konu olup olmadıklarını, tamamının veya bir bölümünün kadimden beri geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadıkları, meradan açılıp açılmadıkları hususlarında somut olgu ve olaylara dayanan ayrıntılı bilgi alınmalı; taşınmazların mera vasfında olduklarının anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı ve bu nitelikteki yerlerin zilyetlikle edinilemeyeceği düşünülmeli; taşınmazların mera niteliğinde olmadıklarının anlaşılması halinde ise, jeodezi ya da harita mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların imar - ihyaya tabi taşınmazlardan olup olmadıkları, imar - ihyaya tabi taşınmazlardan oldukları saptandığı takdirde imar - ihyanın tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeli ve buna göre tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı hesaplanmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların niteliği, eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü itibariyle özel mülke konu olup olamayacağını belirtir, taşınmaz bölümlerinin ve çevresinin işaretlendiği, değişik yönlerden çekilmiş ve taşınmazları geniş açıdan gösteren fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve önceki zirai raporu da irdeler tarzda gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine ise, yapılan keşfi takibe ve denetlemeye imkan veren kroki ve rapor düzenlettirilmeli; bunun sonucunda çekişmeli taşınmazların tespit günü itibariyle zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, belgesizden tespit ve tescil edildiği bildirilen tutanak içerikleri ve hükmen tescile esas mahkeme ilamları üzerinde gerekirse uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak belgesizden tespit gören taşınmaz miktarı tereddütsüz olarak tespit edilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak olan tüm deliller ile kadastro tespitine itiraza ilişkin tüm talepler bir arada birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, çekişmeli taşınmazlar mera vasfıyla tespit edildiği halde, hakkında ret kararı verilen bu parseller yönünden, tespit tutanaklarındaki vasıfları mera olduğundan bu nitelikteki yerlerin özel siciline yazılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken tespit gibi tapuya tescillerine şeklinde hüküm kurulması dahi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, davacı ... ve asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili ile davalı Hazine temsilcisi'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!