WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2023/1516 E.  ,  2024/4455 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro tespitine itiraz
KARAR : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 145 ada 53, 66 ve 216 parsel sayılı sırasıyla 37.575.37, 55.144,89 ve 3.079.04 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu oldukları halde, 145 ada 53 ve 66 parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydı ve taksim nedenleriyle ... ... adına tespit, 145 ada 16 parsel sayılı taşınmaz ise tapu kaydı nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ... tarafından, davalı ... aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davacı ... ... Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi 145 ada 7, 53, 66 parsel sayılı taşınmazların kök muristen kaldığını, ancak mirasçılarından davalı ...'in miras payından diğer mirasçılar lehine feragat ettiğini ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların davalı ... haricinde kalan mirasçılar adına tescilini talep etmiştir.
Aktarılan dava kapsamında kalmayan ve davacı ... ...'ın aynı nedenlerle dava konusu ettiği 145 ada 7 parsel sayılı 9.375,62 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ..., ..., ..., ..., ... ve ... (...) adlarına tespit edilmiştir.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, dava konusu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ile aktarılan dava dosyasının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda verilen önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "1. Dava konusu 145 ada 216 parsel sayılı taşınmazın temyiz incelemesi yönünden, davaya konu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeden önce tapu iptal tescil davası açıldığı ve yargılama sırasında kadastro tutanağının düzenlenmiş olması nedeniyle dosyanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27/1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenirken malik hanesinin açık bırakılması gerekirken ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar taşınmaza ait kadastro tutanağının malik hanesi belirtildiği şekilde doldurulmuş ise de taşınmazın aktarılan davanın konusu kapsamında kalması nedeniyle malik hanesinin hukuken açık olduğunun kabulü gerektiği, ancak hatalı da olsa tutanağın malik hanesi doldurulmuş olduğundan adlarına tespit işlemi yapılmış olan bu tespit maliklerinin de davada taraf olarak yer almalarının yasal zorunluluk olduğu, eldeki davada 60 / 720 payla tespit maliki olan ... yöntemince davaya dahil edilmeden ve dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu açıklanarak, usulünce taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilip yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsizliğine; 2. Dava konusu 145 ada 7, 53 ve 66 parsel sayılı taşınmazların temyiz incelemesi yönünden ise, dava konusu 145 ada 53 ve 66 parsel sayılı taşınmazlar aktarılan dava kapsamında, 145 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ise davacı ... ...'ın açtığı, bu dosyayla birleşen tespite itiraz davasında dava konusu olup, davacılar ..., ..., ..., ... ve ...' ın, kardeşleri olan davalı ...'in ... 5. Noterliğinde hazırlanan 10.07.1997 tarihli "Düzenleme Şeklinde İbraname" ile sınırları belirtilen taşınmazlardaki miras payını kendilerine sattığı iddiasıyla söz konusu taşınmazların murisleri adına olan tapu kayıtlarının iptal edilerek diğer mirasçılar adına tescili istemiyle dava açtıkları, mahkemece, noter senedi ile davalı ...'in miras hissesini devrettiği, sınırları itibarıyla noter senedinde belirtilen taşınmazların hiçbirine uymayan 145 ada 7, 53 ve 66 parsel sayılı taşınmazlar hakkında da hisse devri yapıldığı kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan noter senedi ile davalı ...'in miras payını sattığı taşınmazlar sınırları itibarıyla ayrı ayrı belirtilmiş olup, davacı tarafın bu delile dayandığı, mahkemece, noter senedinde belirtilen taşınmazlar keşfen ve fen bilirkişi raporu ile ayrı ayrı belirlendiğine ve noter senedinde sınırları itibariyle belirtilen taşınmazların, dava konusu edilen 145 ada 7, 53 ve 66 parsel sayılı taşınmazların hiçbirine uymadığı anlaşıldığına göre, bu parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 145 ada 216 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ..., ..., ..., ..., ... adlarına eşit hisse ile tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 145 ada 7, 53, 66 nolu parseller yönünden davanın reddine, davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar verildikten sonra, davalı ... vekili vekalet ücreti yönünden tavzih talebinde bulunması üzerine 25.11.2021 tarihli tavzih kararı ile "Mahkememizin 22.03.2021 tarihli ve 2019/2 Esas, 2021/1 Karar sayılı kararının hüküm kısmında 4 nolu bendinde davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL makdu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, şeklindeki hükmün davalı ... 'in kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL vekalet ücretinin vekili Av. ...'ye davacılardan alınarak verilmesine, davalı ...'in kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL vekalet ücretinin vekili Av. ...'a davacılardan alınarak verilmesine, davalı ...'in kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL vekalet ücretinin vekili Av. ...'e davacılardan alınarak verilmesine, davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak ... Belediye vekiline verilmesine" şeklinde tavzih kararı verilmiş olup, akabinde davalı ...'in vekalet ücreti yönünden tavzih kararına itirazda bulunması üzerine bu kez, 02.12.2021 tarihli "Tashih Şerhi" ile, " Mahkememizin 25.11.2021 tarihli ve 2019/2 Esas, 2021/1 Karar sayılı tavzih kararı incelendiğinde, tavzih kararında "dahili davalılar vekilinin temsil ettiği müvekkillerinin tek tek yazılmadığı fakat mahkememizce Avukatın temsil ettiği müvekkil adedince vekalet ücreti takdir edilmediği, sehven tek müvekkil isminin tavzih kararına yazıldığı anlaşılmakla, "davalı ... 'in kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL vekalet ücretinin vekili Av. ...'a davacılardan alınarak verilmesine," şeklindeki hükmün "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'nun kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4080,00 TL vekalet ücretinin vekilleri Av. ...'a davacılardan alınarak verilmesine" olarak düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve arkadaşları vekili ve vekalet ücreti yönünden davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamına göre, davaya konu 145 ada 53, 66 ve 216 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeden önce tapu iptal tescil davası açıldığı ve yargılama sırasında kadastro tutanağının düzenlenmiş olması nedeniyle dosyanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27/1 inci maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenirken malik hanesinin açık bırakılması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek taşınmazın davalılar adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının malik haneleri belirtildiği şekilde doldurulmuş ise de, taşınmazların aktarılan davanın kapsamında kalmaları nedeniyle malik hanelerinin hukuken açık olduğunun kabulü gerekir.
Davanın açıklanan bu niteliğine göre, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde taşınmazların gerçek hak sahibinin belirlenip, bu surette taşınmazların hukuken boş olan malik hanelerinin doldurulması zorunlu gerekmekte olup, hükmüne uyulan bozma ilamında da, dava konusu 145 ada 53 ve 66 parsel sayılı taşınmazlar ile aktarılan dava kapsamında bulunmayan dava konusu 145 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, dayanak noter senedi kapsamında bulunmadığının anlaşıldığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Bu durum karşısında; 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazların tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, aktarılan dava kapsamında bulunan 145 ada 53 ve 66 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, re' sen araştırma yapılarak gerçek hak sahibinin belirlenmesi suretiyle doğru sicil oluşturacak şekilde hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi ve aktarılan dava kapsamında bulunmayan 145 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise tescil hükmü kurulmamış olması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının ve dava konusu 145 ada 216 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.