8. Hukuk Dairesi 2023/1312 E. , 2023/3319 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/38 E., 2016/17K.
KARAR : Davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanı reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 311-312-353 ve 470 parsel ... 39.250; 54.250; 1875,00 ve 441,7875,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
2. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ... tapu ve vergi kayıtları ile miras yoluyla gelen hak ve zilyetliğe dayanarak çekişmeli tüm taşınmazlara dava açmış, yargılama sırasında ... ve ...'lar ile ... ve müşterekleri ... yanında aynı nedene dayanarak davaya katılmıştır.
3. Davacı ... ise miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine ve Köy Tüzelkişiliği temsilcisi, çekişmeli taşınmazların kadim mera olduklarını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.02.2016 tarihli ve 2014/38 Esas, 2016/17 Karar ... kararı ile "... davacılar Kazım ... ve ...'ın 311 parsele yönelik davalarının feragat nedeniyle reddine, 312, 353 ve 470 parsellere yönelik aşmış oldukları davalarının sübut bulmadığından reddine, müdahil davacı ... ...'ın davasının dava konusu taşınmazlara yönelik iddiasının sübut bulmadığından reddine, diğer davacılar ... ve müştereklerinin 311 ve 312 nolu parsellere yönelik delil olarak sundukları tapu kaydının revizyon görmesi sebebiyle zilyetlik iddiaların dinlenebilir olduğu, bu taşınmazların; davacılar ... ve müştereklerinin murisi olup 1969 yılında ölen ... ...'ın; ölümünden sonra ise davacı olan mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunduğu ancak; ... ...'ın ölümü ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmaması nedeniyle ... ... mirasçıları için tek başlarına zilyetlik hükümlerine göre taşınmaz edinme koşullarının oluşamayacağı; bu nedenle ... ... (ve mirasçıları) adına belgesizden zilyetlik araştırması yapılması gerektiği; yapılan bu araştırmada ... ... mirasçıları ..., ..., ... adlarına, belgesizden zilyetlik yoluyla edinilen taşınmazların toplam miktarının dahi ...'un diğer mirasçıları için zilyetlik araştırmasına yer bırakmayacak şekilde Kadastro Kanunu'nun öngörmüş olduğu miktar sınırlamasını aşması nedeniyle; 470 ... parselin ise kadimden bu yana mera olarak kullanıldığının beyan edilmiş olması nedeni ile ... ve müştereklerinin 470 parsele yönelik açmış oldukları davalarının reddine; 353 nolu parsele yönelik davalarına delil olarak sunmuş oldukları Aralık 1936-37 tarihli ve 22 tahrir nolu vergi kaydının dinlenen mahalli bilirkişi ve alınan fen bilirkişi raporu neticesinde dava konusu taşınmazı bir bütün olarak kapsadığı, ve yine mahalli bilirkişi beyanlarından zilyetliklerin tespit tarihinden öncesi itibariyle nizasız ve fasılasız 20 yılı aşkın bir süredir malik sıfatıyla zilyet oldukları anlaşılmış olması nedeniyle 353 nolu parsel yönünden davalarının kabulüne" karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı ... ve diğerleri vekili, davacı ... Dursun temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçelerinde özetle; dayandıkları tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu, mahkemenin bunun aksini içeren gerekçesinin doğru olmadığı, ayrıca çekişmeli taşınmazların ham toprak vasfıyla tespitleri yapılmış olduğu halde; mahkemenin tespit vasıflarının "mera" olduğu şeklindeki gerekçesinin de doğru olmadığı, zirai bilirkişi raporundaki vasıf tespitinin; güncel duruma göre yapıldığı, oysa ki tespit tarihi sırasındaki vasfının değerlendirilmesi gerektiği, zilyetlikten tespit edilen taşınmaz araştırmasının usulüne uygun şekilde yapılmadığı, eksik yapıldığı, aynı tapu kaydına dayandıkları dava dosyalarının birleştirilmesi gerekirken tefrik edilmesinin de hatalı olduğu ve kararın gerekçe içermediğini öne sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine temsilcisi; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 13, 14, 15, 16, 17, 18 ve 20 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesinin, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerektiğine ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak taşınmazların vasfı, tespit tarihi itibariyle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı hususunda yapılan araştırma ve inceleme ile alınan zirai bilirkişi raporu soyut ve yetersiz olup hüküm vermeye elverişli değildir.
Öte yandan Mahkeme gerekçesinin incelenmesinde ise; davacılar ... ve müşterekleri yönünden; aynı çalışma alanı içerisinde zilyetlikle edinilebilecek miktar sınırlamasını aşar şekilde taşınmaz edindikleri gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de bu hususta yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; davacılar ... ve müşterekleri ile murisleri ... ... adına belgesiz zilyetlikten edinilen taşınmaz mallar yönüyle araştırma yapılmış ise de; dosya arasına sadece “belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz listesi” konulmakla yetinilmiş (...) Tapu Müdürlüğünün 18.11.2015; 24.03.2017; 18.04.2017 tarihli yazı cevabının eki listeler) olup, bu listeler incelendiğinde bir kısım taşınmazların hükmen tescil edildiği bir kısım taşınmazların ise kadastro tespiti sonucu itirazsız kesinleşerek tespit ve tescil edildiği yazılı olduğu halde; bildirilen parsellerin kadastro tespit tutanakları getirtilmediğinden belgesizden tespit edilip edilmedikleri, tutanak içeriklerine göre muris ... ...’dan intikal edip etmedikleri denetlenmemiş; yine hükmen tescile esas bu hükme tescile esas dava dosyaları getirtilip hangi nedene (belgesiz zilyetliğe mi, yahut tapu ya da vergi kaydına mı?) dayalı olarak tespit ve tescil edildikleri de denetlenmediğinden belgesiz zilyetlik yoluyla yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi; bir taşınmazın niteliğinin ve üzerindeki zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüş biçiminin kesin olarak belirlenmesini sağlayan hava fotoğrafı incelemesi yapılmamıştır.
Ayrıca; mahkemece çekişmeli 353 parsel ... taşınmazın davacıların dayandığı 1936-37 tarihli ve 22 tahrir nolu vergi kaydının kapsamında kaldığı belirtilerek yazılı şekilde davacılar ... ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş ise de; vergi kaydı zilyetlik belgesi olup ancak nitelik itibariyle zilyetlikle edinilebilecek bir taşınmaz olması ve zilyetlikle vergi kaydının birleşmesi durumunda kazanmayı sağlayacaktır. Ancak mahkemece zilyetlik hususunda yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi; anılan vergi kaydının hudutları "kendi", "dere", "...", "yol" şeklinde olup yapılan uygulama da vergi kaydının bu yere ait olduğunun kabulü için yeterli değildir. Öte yandan; mahkeme gerekçesinde çekişmeli 311 ve 312 nolu parsellere ilişkin olarak; davacı tarafın zilyetliğinde olduğu kabul edilmekle birlikte sadece 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14/son maddesinde yer alan miktar sınırlamalarına atıf yapmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda çekişmeli bu taşınmazların da Mahkemece mera niteliğiyle tesciline karar verilen 470 parsel ... taşınmaz gibi mera tanımına uydukları bildirildiği halde; bu taşınmazlar yönünden zirai bilirkişi raporuna neden değer verilmediği anlaşılamamıştır.
Hal böyle olunca; 3402 ... Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği yönünden usulünce zilyetlik araştırması yapılmalı ve bu bağlamda aynı kişiler tarafından, belgesiz zilyetliğe dayalı olarak aynı çalışma alanı içerisinde Hazineye karşı açılan açılan ve hala derdest olan davalar bulunması halinde, sağlıklı denetim yapılabilmesi için bu dosyaların birleştirilmesi gerektiği göz önüne alınmalı; ayrıca davacılar adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların miktarları Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak miktar sınırlaması yönünden araştırma yapılmalı, bildirilen taşınmazlara ait tutanakların onaylı örnekleri ile mahkeme ilamlarının kesinleşme şerhli onaylı örnekleri dosya arasına konulmalı; tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl önceki tarihlerde çekilen hava fotoğrafları da tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Komutanlığı'ndan istenerek dosya arasına konulmalı; bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi ve üç kişilik zirai bilirkişi katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Taşınmazların başında yapılacak keşif sırasında, dava konusu taşınmazların ilk olarak kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, çekişmeli parsellerin tespit tarihi ve öncesi itibariyle kullanıma konu olup olmadıklarını, tamamının veya bir bölümünün kadimden beri geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadıkları, meradan açılıp açılmadıkları hususlarında somut olgu ve olaylara dayanan ayrıntılı bilgi alınmalı, şayet taşınmazlar mera ise, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı ve bu nitelikteki yerlerin zilyetlikle edinilemeyeceği düşünülmeli; mera olmadıklarının anlaşılması halinde ise; jeodezi ya da harita mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak çekişmeli taşınmazların imar-ihyaya tabi taşınmazlardan olup olmadığı; imar-ihyaya tabi taşınmazlardan oldukları saptandığı takdirde imar-ihyanın tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeli ve buna göre tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı hesaplanmalı; ziraat mühendisleri kurulundan, çekişmeli taşınmazların niteliği, eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü itibariyle özel mülke konu olup olamayacağını belirtir, taşınmaz bölümlerinin ve çevresinin işaretlendiği, değişik yönlerden çekilmiş ve taşınmazları geniş açıdan gösteren fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve önceki zirai raporu da irdeler tarzda gerekçeli rapor alınmalı, bunun sonucunda çekişmeli taşınmazların tespit günü itibariyle zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olduğunun anlaşılması halinde; belgesizden tespit ve tescil edildiği bildirilen tutanak içerikleri ve hükmen tescile esas mahkeme ilamları üzerinde gerekirse uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak belgesizden tespit gören taşınmaz miktarı tereddütsüz olarak tespit edilmeli; bundan sonra tarafların ileri sürüp toplanmış ve toplanacak olan tüm deliller ile kadastro tespitine itiraza ilişkin tüm taleplerin bir arada birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; çekişmeli taşınmazlar mera vasfıyla tespit edildiği ve taraflarca doğru olarak köy tüzelkişiliğine de husumet yöneltildiği halde; gerekçeli karar başlığında ... Köyü Tüzel Kişiliği'nin taraf olarak gösterilmemesi ve hakkında ret kararı verilen parseller yönünden; tespit tutanaklarındaki vasıfları mera olduğu ve bu nitelikteki yerlerin özel siciline yazılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, tespit gibi tapuya tescillerine şeklinde hüküm kurulması dahi isabetsiz olup davacı avacı ... ve asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili ile davalı Hazine temsilcisi'nin temyiz itirazlarının açıklanan bu nedenlerle kabulüne karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!