8. Hukuk Dairesi 2023/1194 E. , 2024/3376 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1408 E., 2022/1689 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/28 E., 2021/42 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili ile davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 4620 parsel sayılı 90.190,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 437 ada 26 parsel numarasıyla 88.847,04 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ..., ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 1610 parsel sayılı 17.760,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 437 ada 25 parsel numarasıyla 17.945,00 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1558 parsel sayılı 22.760,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 437 ada 30 parsel numarasıyla 23.287,72 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1565 parsel sayılı 10.420,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 437 ada 32 parsel numarasıyla 10.691,46 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazine'ye ait Balıkesir ili ... ilçesi ... Mahallesi eski 4620 (yeni 437 ada 26 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve sınırlarının yanlış belirlendiğini, eksikliğin ve yanlışlığın davalılara ait 437 ada 25, 30 ve 32 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile tesis kadastro sınırları dikkate alınarak belirlenecek sınırları ile tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... mahalli bilirkişi beyanlarına göre çekişmeli 437 ada 26 parsel sayılı taşınmaz ile komşu parsellerin ara sınırında sabit sınır niteliğinde sınır bulunmadığı, diğer yandan 1953 ve 1976 yılına ait hava fotoğrafları ile güncel uydu fotoğraflarında da benzer şekilde çekişmeli 437 ada 26 parsel sayılı taşınmaz ile komşu parsellerin ara sınırında sabit sınır niteliğinde sınır bulunmadığı, tesis ve uygulama paftalarının çakıştırılması neticesinde ise 437 ada 26 parsel sayılı taşınmazın 437 ada 25 parsel sayılı taşınmaz ile ara sınırının bire bir uyumlu olduğu, 437 ada 26 parsel sayılı taşınmazın 437 ada 30 ve 32 parsel sayılı taşınmazlar ile olan ara sınırlarının ise hatalı belirlendiği ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 437 ada 25 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline, 437 ada 26, 30 ve 32 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptaline, 05.04.2021 tarihli harita mühendisi bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın 437 ada 32 parsel sayılı taşınmazdan; (B) harfi ile gösterilen kısmın ise 437 ada 30 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile 437 ada 26 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, bu şekilde 437 ada 26 parsel sayılı taşınmazın 89.558,05; 437 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 22.703,60 ve 437 ada 32 parsel sayılı taşınmazın ise 10.564,57 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili ile davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yörede yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazlar arasındaki sınırın geçerli sınır tipinde belirlendiğinin bildirilmesine, bu kapsamda dinlenilen yerel bilirkişi beyanları gözetildiğinde tesis kadastrosunun yapıldığı 1982 yılında çekişmeli taşınmazların ara sınırlarında sabit sınır sayılacak nitelikte bina, kanal, kanalet v.b gibi yapıların varlığı bildirilmediği gibi taşınmazlar arasında ayırt edici bir sınır bulunmadığının belirtilmesine, hükme esas alınan teknik bilirkişi kurulunun, gerek tespit tarihine yakın tarihli 1976 yılına ilişkin hava fotoğrafı üzerinde, gerekse de tespit tarihinden sonraki güncel uydu fotoğraflarında taşınmazlar arasında sabit bir sınır bulunmadığını bildirmelerine, bu haliyle taşınmazlar arasındaki ara sınırın geçerli sınır olarak belirlenmesinde zorunluluk olmasına, çekişmeli 437 ada 25 parsel yönünden uygulama kadastrosunda belirlenen ara sınırın tesis kadastro paftası ile birebir örtüşmesine, çekişmeli 437 ada 30 ve 32 parseller yönüyle uygulama kadastrosunda belirlenen ara sınırın tesis kadastro paftası ile uyumlu olmadığı belirlenerek söz konusu hata giderilecek şekilde hüküm kurulmak suretiyle ara sınırların tesis kadastro paftası ile uyumlu hale getirilmiş olmasına göre İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve Kanuna uygun olduğu ..." gerekçesiyle, davacı Hazine vekili ile davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!