8. Hukuk Dairesi 2022/8434 E. , 2024/3551 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/366 E., 2020/15 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
K A R A R
Davacı gerçek kişiler vekili 12.11.2007 tarihli dava dilekçesinde, Eyüp ilçesi ... Köyünde bulunan 627 parsel sayılı taşınmazı müvekkillerinin 1/2 hisse ile ...'ten 14.10.1985 tarihinde satın aldıklarını, 627 parsel ile birlikte 627 parselin önünde bulunan 13.600,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın da zilyetliğini devir aldıklarını, ancak; bu taşınmazın 30.06.1982 tarihinde kesinleşen tapulama sırasında fundalık olması ile kadastro harici bırakıldığını belirterek, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla bu taşınmazı edinme koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğu iddiasıyla, 627 sayılı parselin önünde bulunan 13.600,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre müvekkilleri adına tescili istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dava konusu Kemerburgaz Köyü, 627 parsel sayılı taşınmaza komşu tescil harici fundalık alanda kalan ve 05.12.2009 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 4.738,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Eyüp Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.02.2013 tarihli ve 2012/5850 Esas, 2013/689 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.02.2013 tarihli ve 2012/5850 Esas, 2013/689 Karar sayılı bozma kararında özetle; "mahkemece, tescile karar verilen taşınmaz bölümünün kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı gerçek kişiler yararına TMK'nin 713. maddesi ile 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerindeki imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin karar vermeye yeterli olmadığı, yörede 1956 yılında yapılıp 1962 yılında ilân edilen arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmaz ve çevresinin fundalık niteliğiyle tapulama harici bırakıldığı halde, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak taşınmazın öncesinin orman olup olmadığının araştırılmadığı, orijinal kadastro paftası üzerinde konumunun gösterilmediği, taşınmaza yakın veya uzak komşu olan parsellerin tutanak örnekleri ile dayanak tapu kayıtları ve diğer belgelerin getirtilip taşınmaz yerinin bu belgelerde ne olarak sınır gösterildiği üzerinde durulmadığı, keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın öncesinin dikenlik iken, 1980’li yıllarda dava konusu taşınmazın bir kısmına meyve ağaçları, bir kısmına çam ağacı gibi değişik ağaçlar diktiklerini, herhangi bir şekilde tarım arazisi olarak kullanılmadığın bildirdiği halde, taşınmaz üzerindeki orman ağaçlarının sayısının belirlenmediği, taşınmazın, ne zaman, ne şekilde imar ve ihya edildiği, imar ve ihya edilmiş ise, imar ve ihyanın başlama ve tamamlanma tarihlerinin belirlenmediği, öncesi orman alanı ise, devlet ormanlarının imar ve ihya ile zilyetlikle edinilip edinilemeyeceğinin, imar ve ihya tarihinden sonra 20 yılık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının usûlüne uygun araştırılmadığı, ayrıca; Eyüp Belediye Başkanlığının cevabî yazısında taşınmazın revizyon nazım imar planında yeşil alanda kaldığı bildirilmesine rağmen, taşınmazın ne zaman imar planı içine alındığı ve imar planının kesinleşme tarihinin araştırılmadığı, davacılar ... ve ...'nın 10.09.2001 tarihli dilekçeleriyle dava konusu yerin 4706 sayılı Kanun gereğince kendilerine satışının yapılmasını talep etmelerine rağmen, bu hususun ne suretle malik sıfatıyla zilyetlik olup olmadığının tartışılmadığı, dava konusu taşınmazla ilgili olarak Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları olduğu halde, bu tutanakların da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişilerin tanık sıfatıyla dinlenilmediği ve 3402 sayılı Kanun'un 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırması yapılmadığı açıklanarak, mahkemece, dava konusu taşınmaza yakın ve uzak komşuları ile birlikte gösterir 1956-1962 yıllarında yapıldığı bildirilen arazi kadastrosuna ait orijinal geniş kadastro pafta örneği ile taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı ve imar uygulaması yapılmış ise, bu çalışmada ne gibi işlem gördüğü, şayet imar uygulaması yapılmış ise, yapılan imar uygulamasının özelikle onaylanma ve kesinleşme tarihlerine dair belge ve imar haritası ile eski tarihli memleket haritası, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile davanın açıldığı tarihten 15 - 20 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulundukları yerlerden istenerek dosya arasına konulduktan sonra, halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi, bir şehir plancısı, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi ve bir harita (Jeodezi ve Fotogrametri hususlarında uzman) mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde yeniden yapılacak keşifte, usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılması, davacı gerçek kişilerin 10.09.2001 tarihli dilekçeleriyle dava konusu yerin 4706 sayılı Hazineye ait taşınmaz mallarının değerlendirilmesi hakkındaki kanun gereğince kendilerine satışına dair dilekçeleri de değerlendirilip, tartışıldıktan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararlarına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahallinde yeniden yapılan keşif neticesinde temin edilen bilirkişi raporu ve ek raporuna göre dava konusu yerin 2012 yılında yapılan mevcut (yürürlükteki) imar planlarının kesinleşmesi ile imara açıldığı, dava konusu tescil harici bırakılan yerin 1946 ve 1954 tarihli hava fotoğraflarında tek tek ağaç ile kısa boylu ve maki formu ile kaplı alanlar içerisinde kaldığı, bu fotoğraflardan üretilmiş 1956 ve 1972 yılı memleket haritalarında ise yeşil boyalı alanlarda kaldığı, taşınmaz üzerinde kesik kök, Quercus Coccifera ve Ak Kavak gibi orman florasına ait bitkiler olmasına rağmen arazinin muhtelif yerleri işlenerek mineralize olduğu ve orman vasfını kaybettiği, imar ihyanın 10 yıl önce tamamlandığı, imar ve ihya tarihinden sonra 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı, dosyada mevcut ecrimisil ihbarnamesi içeriklerine göre davacıların işgalci olarak işlem gördükleri, dava konusu yeri nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarından söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak 4721 sayılı Kanun'un 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!