WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/8131 E.  ,  2024/3315 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/980 E., 2021/7 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çaykara Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/72 E., 2019/75 K.

Taraflar arasındaki kadastrodan önceki sebeplere dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmaz olan Trabzon ili Çaykara ilçesi ... (Köyü) Mahallesi, 521 ada 1 parsel numaralı taşınmaz, kadimden beri ... Köyü halkı tarafından mera olarak kullanıldığı gerekçesi ve mera niteliği ile, 22.399,44 m2 olarak, orta malı şeklinde tespit edilmiş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 11 inci maddesine göre 25.09.2008 ile 24.10.2008 tarihleri arasında ilan yapılmış, 30 (otuz) günlük askı ilan süresince Kadastro Mahkemesine dava açılmadığından 27.10.2008 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Trabzon ili Çaykara ilçesi ... Mahallesi Kazankıran mevkiinde kadastro tespitleri sırasında 521 ada 1 parselin Hazine adına tespit gördüğünü, bu yerin müvekkiline atalarından intikal ettiğini, yörede mera uygulamasının ve çayırların mera olarak kadimden beri kullanılması durumunun olmadığını, taşınmazı en az 80 seneden beri çayır olarak kullandıklarını ve hayvanlarının kışlık yem ihtiyaçlarını karşıladıklarını, açıklanan nedenlerle kadastro çalışmaları sırasında tespit edilmiş olan 521 ada 1 parselin tespitinin iptali ile çayır vasfı ile müvekkilinin adına tapuya tespit ve tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Ocak 1975 tarihli ve 66 sıra numaralı tarafları Finavasoğlu ... üç tarafı patika yol ile çevrili eski tapu kaydının dava konusu yere uyduğunun her türlü şüpheden uzak bir şekilde tespit edilemediği, eski tapu kaydının dava konusu yere uymadığı tespit edildiğine göre zilyetlik iddiasının değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu edilen taşınmazın Trabzon İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün müzekkere cevabına ve tapudaki tespit niteliğine göre mera statüsünde olan taşınmaz olduğu, ziraat mühendisleri ve jeoloji mühendislerince sunulan raporda da ayrıntılı olarak toprak incelemesi sonucu dava konusu yerlerin mera vasfında olduğunun belirtildiği, 07.11.2018 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin de dava konusu yerlerde davacıların hayvanlarını otlattığını, bu yerlerin otlarından yararlandıklarını beyan ettikleri, Trabzon İl, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce verilen müzekkere cevabı, ziraat ve jeoloji mühendislerinin raporları ve mahalli bilirkişilerin beyanları dikkate alındığında dava konusu yerlerin mera vasfında olduğu konusunda şüphe bulunmadığı, meraların olağanüstü zamanaşımı ile zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların bitki örtüsü, litolojik özellikleri, toprak yapısı, konumu, evveli ve bugünki durumu hakkında gerçekleri yansıtmayan birtakım beyanlarda ve yorumlarda bulunulduğunu, taşınmazlar hakkında daha önce aldırılan bilirkişi raporu ile dosyaya sunulan son bilirkişi raporunun birbiri ile tamamen çeliştiğini, bilirkişi raporlarının tutarsızlığının yerel mahkemenin kararını da etkilediğini, dava konusu yerlerin sahiplik ve mülkiyet esasına dayalı olarak, kadimden beri davacıların ataları tarafından kullanılageldiğinin göz ardı edildiğini, taşınmazların köy yerleşik alanlarına çok uzak olmadığını ve yılın yaklaşık 3-4 ayı insanların hayvanları ile birlikte burada yaşadığını, yaylak ve kışlak yaşamının atalarından beri devam eden bir yaşantı şekli olup yöre kültürünün bir parçası olduğunu, yılın belirli aylarında insanların büyük veya küçükbaş hayvanları ile birlikte buralarda yaşamak durumunda olup bu durumun asırlardan beridir devam edegeldiğini, davacıların geçimlerini asırlardır buralardan sağladıkları kuru ot ve dolayısıyla hayvancılıkla sağladığını, taşınmazlarda hayvansal ve bitkisel tarım yapıldığını ve ilkbahar aylarında özel mülkiyetteki komşu arazilerin malikleri gibi, dava konusu yere hayvanları ile çıkıldığını, dava konusu çayırların temizlenip hayvanlar otlatıldığını ve hayvansal gübre ile gübrelenerek yaklaşık iki aylık bir süre kalındıktan sonra daha yüksekteki yaylalara göç edildiğini, yaz boyunca gelişip yetişen çayırların sonrasında kurutulup ve hayvanların kışlık yiyeceği olarak köylere indirildiğini, bu arazilerde kuru ot yetiştiriciliği dışında, insanların kendileri için patates, kara lahana, marul, maydanoz, yeşil soğan ve pırasa da yetiştirdiğini, dava konusu araziler üzerinde insanların ve hayvanların barınmalarına müsait inşaa edilen yapıların konut olarak kullanıldığını, yapıların geçici kalmaya değil yılın her ayı kalınabilecek özelliğe sahip olduğunu, dava konusu taşınmazların tarihinin hiçbir döneminde mera vasfında olmadığını, kadimden beri köye ait mezra olarak kullanıldığını, taşınmazlarda bulunan bitki örtüsünün sık ve uzun boylu olduğunu, oysa mera bitki örtüsünün kısa ve seyrek yapıda olduğunu, yine toprak yapısı ve taban suyunun yüzeye yakın oluşu, toprağın engebeli olmayışı, eğimin çok fazla olmayışının da bu arazilerin mera vasfı taşımadığına kanıt olduğunu, toprakta bulunan gübre kalıntılarının mahkemece hiç dikkate alınmadığını, taşınmazların kadimden beri tarım arazisi olarak kullanılmakta olup, evveliyatının mera olmadığını, dava konusu arazilerle sınır komşusu olan, aynı yerde ve aynı mahalleye bağlı, aynı mahalle insanlarının yaşadığı, aynı vasıflı arazi yapısına haiz yerlerin, kadastro çalışmaları sırasında sahiplerine tapu edilmişken, dava konusu yerlerin mera olarak tescil edilmesinin hatalı olduğunu, yerel bilirkişi ... Ataman'ın tapu kaydının dava konusu taşınmaz uyduğunu bildirdiğini, tapu kaydının dava konusu yere uymadığına karar veren mahkemenin kendisi ile çeliştiğini, eski tapu kaydı dışında davacının komşu taşınmazlardan da satın aldığını, karşı taraf lehine takdir edilen avukatlık ücretinin de fahiş olduğunu öne sürerek kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Çekişmeli 521 ada 1 parsel sayılı 22.399,44 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadim kullanıma dayanılarak mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırıldığı, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün mera bütünlüğünü bozacak şekilde mera taşınmazın içerisinde yer aldığının belirlendiği, çekişmeli 521 ada 1 parselin dört tarafının 101 ada 1 parsel sayılı orman parseli ile çevrili olduğu ve çekişmeli taşınmaz bölümünün de bu orman parseli ile birlikte mera parseli içinde yer alması karşısında davacının dayandığı tapu kaydının özellikle gerçek kişi yönleri itibari ile uymayacağı ve orman içi açıklık konumunda olan taşınmaz bölümünün de zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi gereği ayrı ayrı esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazla ilgili olarak dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın bitki örtüsü, litolojik özellikleri, toprak yapısı, konumu, evveli ve bu günkü durumu hakkında gerçekleri yansıtmayan birtakım beyanlarda ve yorumlarda bulunulduğunu ve mahkemenin yanlış yönlendirildiğini, dava konusu taşınmazlar hakkında aldırılan iki farklı bilirkişi raporu birbirleri ile tamamen çeliştiğini, birbirinin tamamen zıttı iki raporun tutarsızlığının yerel mahkemenin kararını da etkilediğini, dava konusu yerlerin sahiplik ve mülkiyet esasına dayalı olarak, kadimden beri müvekkilin ataları tarafından kullanılageldiğinin göz ardı edildiğini, dava konusu yerin köy yerleşik alanlarına çok uzak olmadığını ve yılın yaklaşık 3-4 ayının insanların hayvanları ile birlikte burada yaşadıklarını, Karadeniz bölgesinde ve bir çok bölgede de olduğu yaylak ve kışlak yaşamının atalarından devam eden bir yaşam şekli olduğunu, yılın belirli aylarında insanların büyük veya küçükbaş hayvanları ile birlikte buralarda yaşamak durumunda olduklarını, müvekkilleri ve atalarının geçimlerini asırlardır buralardan sağladıkları kuru ot ve dolayısıyla hayvancılıkla sağladıklarını, Çaykara'da fındık, çay ve benzeri zirai ürünler yetiştiğini, insanların geçimlerini hayvancılıkla sağladıklarını, araştırıldığında görüleceği üzere müvekkili ve aynı konuda mağdur diğer taşınmaz sahipleri (aynı yerde ve aynı konu ile ilgili Çaykara Asliye Hukuk Mahkemesinde devam etmekte olan 2019/62 Esas sayılı dosyada yaklaşık otuz dava mevcut olduğunu, bu arazilerde hayvansal ve bitkisel tarım yapıldığını, müvekkilinin ilkbahar aylarında özel mülkiyetteki komşu arazilerin malikleri gibi dava konusu yere hayvanları ile çıktıklarını, dava konusu çayırlar temizlenip hayvanların otlatıldığı ve hayvansal gübre ile gübrelenerek yaklaşık iki aylık bir süre kalındıktan sonra daha yüksekteki yaylalara göç edildiğini, yaz boyunca gelişip yetişen çayırların Ağustos ayı gibi biçilip kurutulduğunu ve hayvanların kışlık yiyeceği olarak köylere indirildiğini, çayırlar biçildikten sonra, sonbahar aylarında yayladan inilerek tekrar hayvanlarla birlikte dava konusu arazilere gelindiğini, arazinin temizliği ve bakımının yapıldığını, hayvanların otlatıldığını, kar yağıp havalar soğuyuncaya kadar burada kalındığını, bu arazilerde kuru ot yetiştiriciliği dışında, insanların kendileri için patetes, kara lahana, marul, maydanoz, yeşil soğan ve pırasa da yetiştirdiğini, mahkemenin taşınmazlarda tarım ürünleri yetiştirilmez tespitinin tamamen gerçek dışı bir tespit olduğunu, dava konusu araziler üzerinde insanların ve hayvanların barınmalarına müsait, Karadenizin köy yerleşik alanlarındaki konutların birebir aynısının inşa edildiğini, asırlardır bu yapıların konut olarak kullanıldığını, hava fotoğrafları incelendiğinde ve yerinde de yapılan incelemede yüzyılın üzerinde bir yaşa sahip konutların olduğunun da görüldüğünü, taşınmazların üzerinde bulunan yapıların geçici kalmaya değil yılın her ayı kalınabilecek özelliğe sahip yapılar olduklarını, toprak tabakası üzerinde bulunan bakımlı çayırların kendiliğinden oluşmadığını, bu çayırlar ve toprağın gübrelendiğini, temizlendiğini, başkaları tarafından kullanılmasının engellendiğini ve sınırlarının korunduğunu, dava konusu taşınmazların tarihinin hiçbir döneminde mera vasfında olmadıklarını ve kadimden beri köye ait mezra olarak kullanıldığını, toprak yapısı ve taban suyunun yüzeye yakın oluşu, toprağın engebeli olmayışı, eğimin çok fazla olmayışı da bu arazilerin mera vasfı taşımadığına kanıt olduğunu, toprakta bulunan gübre kalıntılarının mahkemece dikkate alınmadığını, gübrelemenin arazide tarım yapıldığına delalet olduğunu, dava konusu arazilerle sınır komşusu olan, aynı yerde ve aynı mahalleye bağlı, aynı mahalle insanlarının yaşadığı, aynı vasıflı arazi yapısına haiz yerlerin, kadastro çalışmaları sırasında sahiplerine tapu edilmişken, dava konusu taşınmazın mera olarak tescil edilmesinin kamu vicdanını rahatsız ettiğini, dosyada dinlenen tüm tanık ve bilirkişiler dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu beyan ettiklerini, eski tapu kaydının dava konusu yere uymadığı yönünde karar veren mahkemenin kendisi ile çeliştiğini, eski tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı konusunda yeterli araştırma yapılmadığını, eski tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı kabul edilse bile davacı ve miras bırakanlarının yüz yıla aşkın süredir dava konusu taşınmaz üzerinde zilyet olduklarını, Bölge Adliye Mahkemesinin dava konusu taşınmazın orman parseli ile çevrilmiş olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularını esastan reddettiğini, oysa Karadeniz bölgesinde ormanların geniş yer kapladığını ve özel kişilerin mülkiyetlerinin bu orman alanları içerisinde kalan boş alanlardan oluştuğunu, dolayısıyla herhangi bir taşınmazın/arazinin orman parseli ile çevrilmiş olmasının o taşınmazı mera konumuna sokmayacağını, ayrıca dava konusu yerin orman ile çevrili olmadığını, arazinin alt kısmından yol geçtiğini, Kuzeyinde ırmak bulunduğunu ve etrafında da orman vasıflı arazi bulunmadığını, karşı taraf lehine takdir edilen avukatlık ücretinin de fahiş olduğunu ve müvekkilinin avukatlık ücretlerine de itiraz ettiğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki sebeplere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıkalanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.