8. Hukuk Dairesi 2022/7996 E. , 2024/3775 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1482 E., 2022/1088 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/178 E., 2022/138 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosunu itiraz davasından dolayı İlk Derece (Antalya Kadastro) Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili ve müdahil - davalı Hazine vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez hükmün davacı vekili ve müdahil - davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında, Aksu ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 14109 ada 106 parsel sayılı 5.052,59 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasının J bendi kapsamında ... adına orman sayılmayan alanda kaldığı ve taşınmazın 2015 yılından beri ...'un kullanımında olduğu ve üzerindeki seranın adı geçene ait olduğu" şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğunu, davalı ...'un dava konusu taşınmaza haksız yere müdahalede bulunduğunu ileri sürerek, adına şerh verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında müdahil Hazine, dava konusu taşınmazın kullanımsız olduğunu ileri sürerek, şerhin kaldırılması istemiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2020 tarihli ve 2018/36 Esas, 2020/13 Karar sayılı önceki kararı ile. davacı ile müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmiş; bu kararın davacı vekili ile müdahil - davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 2020/530 Esas, 2020/722 Karar sayılı kararıyla; " Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, davaya konu 14109 ada 106 parsel sayılı taşınmaz hakkında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/367 Esas sayılı dosyasında zilyetliğin tespiti davası açıldığı ve görülmekte olduğu bildirildiği, ilk derece mahkemesince bu dosya mahkemesinden getirtilerek hazırlanan inceleme tutanağında, davacı tarafından eldeki dava yönünden dava dışı kişilere karşı açılmış zilyetliğin tespiti davası olup Çamköy 229 parsel hakkında olduğu saptandığı halde, keşif yapılmadığından dava konusu yerin hangi parsele isabet ettiğinin henüz belirlenemediği belirtilerek dosyanın geri gönderildiğinin anlaşıldığı, söz konusu Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında dava konusu edilen taşınmazın, eldeki davada dava konusu edilen taşınmazla aynı olup olmadığının beklenilmesi ve aynı yere ilişkin olduğunun belirlenmesi durumunda davanın niteliği dikkate alındığında Kadastro Mahkemesine aktarılması gereken bir dava olacağı açık olduğundan davanın kendisine aktarılmasını sağlaması gerekirken, bu doğrultuda işlem yapılmayarak davanın esası hakkında hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, kabule göre de, Hazinenin müdahale dilekçesindeki talebi hakkında 6292 sayılı Kanun’un 9/2. maddesine dayanarak dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verildiği ve bu kararın, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerle ile ilgili verdiği içtihatlara uygun ise de, çekişmeli taşınmazda yapılan kullanım kadastrosunun yasal dayanağını oluşturan 6745 sayılı Kanun'un 70. maddesiyle 6292 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. madde ile getirilen '6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi kapsamında orman sayılmayan ve tapuda Hazine adına tescil edilen Antalya ili Aksu ilçesi ... Mahallesinde bulunan 13322 ada 1 parsel numaralı taşınmazın ifraz ve imar uygulamasından oluşan 13322 ada 2 parsel numaralı taşınmaz ve diğer taşınmazlar ile Döşemealtı ilçesi Kömürcüler Mahallesinde bulunan taşınmazların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle 3402 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesi hükümlerine göre kadastrosu yapılır. Kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır.' düzenlemesinin amacının, 6831 sayılı Kanun kapsamında orman olmayan makilik, çalılık alan olarak Hazine adına kayıtlı yukarıda belirtilen parsellerin kullanıcılarının belirlenip Kanun'un yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihinden önceki zilyetleri veya kullanıcıları ile varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından kullanıldığının 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanunla eklenen ek madde 4 uyarınca kadastrosunun yapılarak belirlenmesi ve bu belirleme sonrasında hak sahibi olarak belirlenen kimse/kimselere 6292 sayılı Kanun'un satışa ilişkin usullerine göre satışının yapılması olduğu; bunun da yasa maddesinin ikinci cümlesinde açıkça 'Bu taşınmazlar, tapu kütüğünün beyanlar hanesine göre kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilere ya da bunların kanuni veya akdi haleflerine bu Kanunun 2/B alanlarında kalan taşınmazların hak sahiplerine satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanmak suretiyle doğrudan satılır.' şeklinde getirtilen düzenleme ile belirlendiği; 6292 sayılı Kanun'un 'Davalar' başlığını taşıyan 9. maddesinin 2. fıkrasının eldeki davada uygulanma olanağının bulunmadığı çünkü söz konusu düzenlemenin Hazine tarafından 2/B madde kapsamında kalan yerlere Hazine tarafından açılan davalara ilişkin olduğu; çalışmanın dayanağını oluşturan geçici 5. madde düzenlemesinde 6292 sayılı Kanun'un üçüncü bölümünde yer alan satışa ilişkin 'Hak sahibi, Başvuru ve Doğrudan Satış' başlıklı 6. maddesine atıf yapıldığı; dördüncü bölümde yer alan 'Davalar' başlıklı 9. maddeye yapılan bir atıf veya 6292 sayılı Kanun'un tümünün uygulanacağına dair bir düzenleme getirilmediği; aksinin kabulü, yasada öngörülmediği halde Hazinenin dava açma olanağının kısıtlanmasına neden olacağı gibi, anılan 9. maddenin konusunun, öncesinde orman iken Hazine adına orman sınırı dışına çıkan taşınmazlara yönelik açılan davalarda uygulama imkanının bulunduğu; eldeki davaya konu taşınmaz ise bu nitelikteki taşınmazlardan bulunmadığından, asli müdahil Hazinenin davasının esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, Sulh Hukuk Mahkemesindeki davanın konusunun eldeki davada dava konusu edilen taşınmaz olup olmadığı belirlenmesi, aynı taşınmaz hakkında olduğunun belirlenmesi durumunda davanın Kadastro Mahkemesine aktarılmasının sağlanması, eldeki davadan daha önce açılmış olması nedeniyle dava konusu taşınmazın tutanak aslı ile dava dosyası birleştirilerek gerekli askı ilanının yaptırılması, Sulh Hukuk Mahkemesinden aktarılan davanın taraflarının tümünün davaya katılımının sağlanması, tarafların iddia ve savunmalarıyla ilgili olarak bildirdikleri tüm delillerin toplanması ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre yukarıdaki açıklanan hususlar da dikkate alınarak hüküm kurulması için istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması suretiyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine " karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince, dosyaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, " davacı ve müdahil Hazine'nin davasının ayrı ayrı reddine, dava konusu 14109 ada 106 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesine göre yapılan kadastro çalışmasında düzenlenen kadastro komisyon tutanağında beyanlar hanesine yazılan tüm şerhler aynen korunmak üzere, taşınmazın kadastro tespitindeki nitelik ve yüzölçümü ile Hazine adına tesciline" karar verilmiş; hükmün, davacı vekili ve müdahil - davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili ve müdahil - davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve müdahil - davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacı ...' den alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!