WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/7937 E.  ,  2024/3765 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/16 E., 2022/52 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili ile davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında Denizli ili Çameli ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 6 parsel sayılı 3.700,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, pay devri ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 1/3 payları oranında ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.

2.Davacı ... dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın 30 - 40 yılı aşkın süredir kendi zilyetliğinde olup, davalıların taşınmazda zilyetliği bulunmadığını ileri sürerek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı ... ve müşterekleri vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın irsen intikal ve taksim yoluyla davalıların zilyetliğinde olup, taşınmazda davacının zilyetliği bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2012 tarihli ve 2006/653 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı ile; "...davacının iddiasının sübut bulduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ve müşterekleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.10.2012 tarihli ve 2012/2505 Esas, 2012/7706 Karar sayılı kararıyla; "...taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, tarafların ortak miras bırakanlarından kalıp kalmadığı, ortak miras bırakandan kalması halinde mirasın usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise kimin payına ne kadar yer düştüğü, kimin ne kadar süreyle zilyet olduğu noktasında olduğu, bu konuda yapılan araştırmanın ise yetersiz olduğu açıklanarak tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili tüm delillerinin sorulup saptanması, ortak miras bırakanın ölüm gününde terekesine dahil olan tüm taşınmaz mallar belirlenip, kadastro tutanaklarının örneklerinin dosya içine getirtilmesi, daha sonra mahallinde yeniden keşif yapılması, keşfe katılacak yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, tarafların ortak miras bırakanından mı kaldığı, yoksa tarafların kendi miras bırakanlarından mı kaldığı, kimin ne şekilde, ne zamandır zilyet olduğu, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanından kaldığının belirlenmesi halinde mirasçılar arasında tüm mirasçıların katılımı ile geçerli bir taksim olup olmadığı, varsa her bir mirasçının payına hangi taşınmazların düştüğü, bu taşınmazların akibetlerinin ne olduğu, kadastro sırasında kimler adına tespit edildikleri, taşınmaz almayan mirasçı varsa miras payına karşılık ne aldığı gibi hususların tek tek sorulup saptanması, bilirkişi ve tanık sözleri arasında çelişki olduğu takdirde çelişkilerin giderilmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davacının hak iddiası olmadığı halde bu bölüm yönünden de davanın kabul edilmesinin isabetsizliğine..." değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın keşif masrafını yatırmadığı bu nedenle davasını ispatlayamadığı..." gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.09.2015 tarihli ve 2014/21895 Esas, 2015/10908 Karar sayılı kararıyla; "...yapılan değerlendirmenin dosya kapsamına uygun düşmediği, verilen kesin süreye riayet etmeyen taraf aleyhine karar verilebilmesi için ara kararda keşif harcı ile yerel bilirkişi adayları, tanık, teknik bilirkişilere verilecek ücretler, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için uygun bir sürenin bulunması gerektiği, ne var ki; davacı tarafa kesin sürenin verildiği 01.04.2014 tarihli celsede belirtilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmediği, mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişilerine davetiye çıkartılması gerekirken, Jandarma Komutanlığınca hazır edilmelerine, taraf tanıklarının ise taraflarca hazır edilmelerine dair ara karar kurulup, keşif harcı tutarının açıkça belirtilmediği ve kesin sürenin sonucunun açık olarak ihtar edilmesi gerekirken, bu husus tutanağa yansıtılmadan, 'kesin sürenin sonucu ihtar edildi' ifadesine yer verildiği açıklanarak hükme esas alınan keşif ara kararının yasaya uygun düzenlenmemesi ve usulüne uygun şekilde kesin süre verilmemesi nedeniyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğuna..." değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

D.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...çekişmeli taşınmazın tarafların müşterek miras bırakanı 1871 doğumlu ...'a ait olduğu, bu kişinin 1916 yılında ölümünden sonra davacı ...'ın miras bırakanı ... ve davacı ... tarafından kullanıldığı, bu kullanımın insan ömrünü aşar niteliği gözetildiğinde taksime karine olduğu, dolayısı ile davacının talebi gözetildiğinde 1/3 payının davacı adına tescili gerektiği..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, taşınmazın 2.478.720/13.762.560 payının hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ... mirasçıları ... ve müşterekleri; geriye kalan payın ise 3761280/13762560 hisse nispetinde ..., ... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili ile davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili temyiz başvuru dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazın davacı ...'a ait olup, ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini, evveliyatında çekişmeli taşınmaz ile birlikte yaklaşık 300 dönüm miktarındaki taşınmazların üç kişiye ait iken taksim neticesinde davacı ...'ın miras bırakanı ...'a, bu kişinin ölümü üzerine yapılan taksim neticesinde ise davacıya kaldığını, davacının 11.08.2008 tarihli celsedeki beyanının hatalı yorumlandığını, sözü edilen beyanının 300 dönüm miktarındaki taşınmazın tamamına ilişkin olduğunu, taşınmazın tamamının ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, bozma ilamı gereklerinin de tam olarak yerine getirilmediğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... ve ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yeterli şekilde araştırma ve inceleme yapılmayıp, keşif yapılmasına karar verildiği halde keşif kararından da dönüldüğünü, dava konusu taşınmazın ...'ın miras ... olarak davalı yana bırakılan yer olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın kimin adına tesciline karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince yukarıda (IV.D) numaralı paragrafta gösterilen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen hüküm usul ve yasaya uygun düşmemektedir.

Şöyle ki, öncelikle, hükmün gerekçesinde taşınmazın 1/3 payının davacı ... mirasçıları adına tesciline karar verildiği açıklandığı halde, hüküm yerinde taşınmazın bu orana isabet etmeyip, daha aza isabet eden payının davacı ... mirasçıları adına tesciline karar verilmek sureti ile gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bu şekilde çelişkili şekilde karar verilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Diğer yandan, davacı asilin dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın 30 - 40 yılı aşkın süredir kendi zilyetliğinde olup, davalıların taşınmazda zilyetliği bulunmadığını ileri sürerek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini istediği, 11.08.2008 tarihli celsede dava konusu taşınmazın 3 pay olup, 1 payının kendisine 1 payının davalılara, 1 payının ise amcalarına ait olduğunu beyan ettiği, 19.04.2013 tarihli celsede ise bu kez, muristen kalan taşınmazların 3 hisseye bölündüğünü ve herkesin payını aldığını, taşınmazın 40 yıldır zilyetliğinde olup, taşınmazda davalıların bir ... olmadığını beyan ettiği, davacı vekilinin bozma ilamına uyulmasından sonraki 05.04.2013 tarihli celsede, çekişmeli taşınmazın davacının murisi ...'ın miras bırakanı ...'a ait olduğunu, bu kişinin ölümünden sonra mirasçılar arasında terekenin rızai olarak taksim edildiğini belirttiği anlaşılmakta olup, şu halde davacının hangi hukuki sebebe dayandığı ve netice - i talebinin ne olduğu, bir diğer ifade ile iddia konusu taşınmazın hangi hukuki nedene dayalı olarak ne nispette adına tescilini istediği hususlarında tereddüt hasıl olduğu halde, 6100 sayılı Kanun'un 31. Maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, bu tereddütler giderilmemiş, davacı tarafın dayandığı hukuki sebep ve talep sonucu netliğe kavuşturulmadan karar verilmesi yoluna gidilmiştir.

Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, davacı tarafa hangi hukuki sebebe dayandıkları ve talep sonucunun ne olduğu hususu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıklattırılmalı, bundan sonra dayanılan nedene göre dosya kapsamı değerlendirilmeli, bu kapsamda hukuki sebep ve talep sonucuna göre araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı kanaatine varıldığı takdirde, mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, tarafların ortak miras bırakanından mı kaldığı, yoksa tarafların kendi miras bırakanlarından mı kaldığı, kimin ne şekilde, ne zamandır zilyet olduğu, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanından kaldığının belirlenmesi halinde mirasçılar arasında tüm mirasçıların katılımı ile geçerli bir taksim olup olmadığı, varsa her bir mirasçının payına hangi taşınmaz/ taşınmazların düştüğü ya da hangi mirasçının ne şekilde razı edildiği, bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu, kadastro sırasında kimler adına tespit edildikleri, taksimin ne zaman yapıldığı ve taksimden sonra dava konusu taşınmazın kim tarafından kullanıldığı gibi hususlar tek tek sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yine bu kapsamda taşınmaza komşu ve yakın komşu durumunda olup, aynı adada bulunan taşınmazların durumu hakkında da bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında çelişki oluştuğu takdirde bu çelişkiler giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, fen bilirkişisinden keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli rapor alınmalı, bu kapsamda geçerli taksim mevcut ise taksim tarihinden sonra mirasçılar arasında zilyetlikle kazanım koşullarının işleyeceği, yine geçerli bir taksim olgusunun bulunduğu durumlarda bir mirasçıya daha az yer verilmiş olmasının taksimi geçersiz kılmayacağı ve geçerli taksim mevcut değil ise bir mirasçının sürdürdüğü zilyetliğin tereke adına sürdürüldüğünün kabulü gerektiği gibi hususlar önemle göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmayacak şekilde bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.