WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 20 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/7328 E.  ,  2023/4681 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/64 E., 2022/48 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından duruşma istemli, davacılar vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.09.2023 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Duruşma için tayin edilen günde davacı ve davalı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 19.09.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında; Samsun ili Asarcık ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, temyize konu 111 ada 24, 23, 165 ada 5, 166 ada 2, 167 ada 4, 24, 218 ada 1, 7, 111 ada 5, 9, 156 ada 9, 162 ada 9, 167 ada 16, 168 ada 4, 224 ada 7 parsel ... taşınmazların 1228 tarihli vakfiye hudutnamesi ile ... mevkii olarak hudutname kapsamında kaldığı belirtilerek Hazinedarzade Süleyman Paşa Vakfı adına tespit edilmiştir.

2. Davacılar ..., ..., ... vekili dava dilekçesinde; 111 ada 24, 23, 165 ada 5, 166 ada 2, 167 ada 4, 24, 218 ada 1, 7 parsel ... taşınmazların tespite esas alınan vakıf hudutnamesi kapsamında kalmadığını, davacılar ile Vakıf İdaresi arasında kira sözleşmesinin bulunmadığını, davacılardan ecrimisil de talep edilmediğini, murislerinden kalan ve davacıların zilyetliğinde bulunan bu taşınmazların eşit paylarla davacılar adına tescilini istemiştir.

3. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 111 ada 5, 9, 24, 156 ada 9, 162 ada 9, 167 ada 16, 168 ada 4, 224 ada 7 parsel ... taşınmazlar hakkında aynı nedenlere dayanarak davacı ... adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Vakıf İdaresi vekili taşınmazların tespit maliki Hazinedarzade Süleyman Paşa Vakfının hudutları kapsamında kaldığını, davacı taraf lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığı gibi, vakıf kapsamında olan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece (Kavak Kadastro) Mahkemesinin 15.06.2012 tarihli ve 2007/800 Esas, 2012/60 Karar ... kararı ile davacıların davalarının kabulüne dava konusu taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.03.2013 tarihli ve 2012/13632 Esas,2013/2312 Karar ... kararıyla; dosya içerisinde bulunan Kavak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/128 E. - 1991/318 K. ... dosyasında Vakıflar Genel Müdürlüğünün vakfiye kapsamında kaldığı iddiasıyla açtığı tescil davasında, dava edilen taşınmazın bu yerlere ilişkin vakfiye kapsamı belirlenemediğinden tescil davasının reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, dava konusu edilen taşınmazların bu haliyle söz konusu vakfiye kapsamında kalmadığı anlaşılmakta olup bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğu,

Kaldı ki; hükme dayanak alınan, Prof. Dr. ... Erten, Prof. Dr. ... Küçükgör ve Doç. Dr. ... ... tarafından hazırlanan müşterek raporda; vakıfnamede, Canik Dağları'nda yer alan tüm tepeleri içine alacak kadar geniş bir hudutname kapsamında Hazinedarzade Süleyman Paşa'nın mülkünde olduğunu gösteren bir belge veya bilgi dosyada yer almamadığı, bu anlamda, bu bölgede yer alan miri arazilerin, sahih temlikle ve kamu yararını sağlamak amacıyla, Hazinedarzade Süleyman Paşa'ya temlik edildiği ve bu şekilde mülk arazisine dönüştüğüne dair bir belge mevcut olmadığı için söz konusu vakıf, gayrisahih nitelikte bir vakıf olduğu, dosyada yer alan teknik bilirkişi raporları ile keşif tutanakları incelendiğinde, dava konusu taşınmazların kadim köy ve kasabaların dışında kalan tarla, çayır, yaylak, kışlak, koruluk ve benzeri nitelik taşıdığı ve bu sebeple de kadim yerleşim birimlerinin dışında miri araziler olduğu sonucuna ulaşıldığı, halen yürürlükte olan ve 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 ... Vakıflar Kanunu'nun (5737 ... Kanun) 23'üncü maddesine göre "Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri uygulanmaz." Ancak, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 2762 ... Vakıflar Kanunu (2762 ... Kanun) hükümleri çerçevesinde durumun değerlendirilmesi gerekir. Bu kapsamda davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 2762 ... Kanun'un 41inci maddesinde "Kanunu Medenideki müruruzaman hükümleri vakıf mallar hakkında da tatbik olunur." hükmü; yine aynı kanunun 8 inci maddesinde ise "Vakıfların doğrudan doğruya hayrattan olan gayrimenkulleri rehnedilemezler. Bunlardan mülkiyet ve irtifak hakkı için iktisap müruru zaman işlemez ve hu kanunun gösterdiği haller dışında satılamazlar" hükmü yer aldığı, bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, vakıf malları hakkında kazandırıcı zamanaşımı hükümlerinin uygulanabileceği ve bu malların zamanaşımı yoluyla kazanılabileceği, buna karşılık herkes tarafından aynından yararlanılabilen camii, okul, medrese, köprü ve hastane gibi hayrat niteliğindeki malların ise bu hükmün dışında kaldığı sonucuna varıldığını, dava konusu olayda gayrisahih bir vakıf söz konusu olduğu ve vakfa ait olduğu iddia edilen araziler miri arazi niteliği taşıdığı için, bu arazinin kuru mülkiyeti devlete, tasarruf hakkı ise vakfa ait olup Vakfın ise, icara vererek bu taşınmazlardan yararlanması nedeniyle arazi üzerinde doğrudan doğruya zilyet olmadığı için miri araziyi zamanaşımı yoluyla iktisap edemediğini, buna karşılık, miri araziye zilyet olan kişinin, bu araziyi zamanaşımı yoluyla iktisap etmesinin söz konusu olabileceğinin açıklandığı, davalı vakfın niteliği dikkate alındığında, çekişeli taşınmazların bu vakfiye kapsamında kaldığı kabul edilse dahi, üzerinde vakfa ait cami, medrese, yapı, kalıntı bulunmayan gayri sahih nitelikteki vakıf arazilerinin Devlete ait miri arazi niteliğinde olması nedeniyle vakıf kullanımında olmayan bu nitelikteki taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün olup, bu hususun yerel bilirkişi, tanık ve ziraat bilirkişi raporları ile açık ve net olarak belirlenmesi gerektiği, bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğüne çekişmeli taşınmazlarla ilgili tüm kira sözleşmeleri, kira bedelleri ödenmiş ise makbuzları ile kiraya ilişkin tüm belgeleri sunmak üzere süre verilmesi, daha sonra yöreyi iyi bilen önceki bilirkişiler dışında elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman fen ve ziraat bilirkişi, tutanak bilirkişileri, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde, dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, her bir taşınmaz başında sunulan kira sözleşmeleri yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, tesbit tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmesi gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1.A. Davacılar ..., ... ve ...'nın 111 ada 24 parsel ... taşınmaz hakkındaki davasının reddine, diğer taşınmazlar hakkındaki davalarının kabulüne; 111 ada 23, 165 ada 5, 166 ada 2, 167 ada 4, 167 ada 24, 218 ada 1, 218 ada 7 parsel ... taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile toplam 3 pay kabul edilerek eşit paylarla davacılar adına tapuya tesciline,

1.B. Davacı ...'nın davasının kabulüne, 111 ada 5, 24, 9, 156 ada 9, 162 ada 9, 167 ada 16, 168 ada 4, 224 ada 7 parsel ... taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

2. Davacı ... vekili 04.08.2022 tarihli dilekçesi ile; Mahkeme kararının başlığında müvekkilinin kimlik numarasının yanlış yazıldığını, dava dilekçesinde yazılı olan numara olacak şekilde düzeltilmesini istemiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince, 26.08.2022 tarihli ek karar ile davacı ...'nın karar başlığındaki kimlik numarası düzeltilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ile davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... vekili 05.08.2021 tarihli temyiz dilekçesinde, işin esası yönüyle verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak; müvekkili ...'ın karar başlığında kimlik numarasının yanlış yazıldığını, maddi hatanın düzeltilmesi için talepte bulunmalarına rağmen İlk Derece Mahkemesince temyiz süresi içinde karara bağlanmadığından müvekkilinin hak kaybına uğramaması için hükmü temyiz ettiklerini, davacı ...'nın karar başlığındaki kimlik numarasının yanlış yazılması nedeniyle hükmün bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların vakfiye kapsamında kaldığını, bu duruma aykırı düşen bilirkişi raporlarına değer verilemeyeceğini, vakıf kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temyize konu taşınmazların adına tespit edilen vakıfın sınırları kapsamında kalıp kalmadığı ve davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5737 ... Vakıflar Kanu'un 23 üncü maddesi, 2762 ... Vakıflar Kanun'un 8 ve 41 inci maddesi

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, davacı ...'nın karar başlığında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin mahkemece verilen ek karar ile düzeltilmiş bulunduğuna göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ile davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

80,70'er TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15'er TL'nin temyiz eden davacılar ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.