8. Hukuk Dairesi 2022/7219 E. , 2024/1823 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili ile davalılardan ... tarafından bizzat temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında; .... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 131 ada 2 parsel sayılı 1.713,99 m2, 131 ada 3 parsel sayılı 1.349,91 m2 ve 131 ada 4 parsel sayılı 1.824,27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim, ifraz ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla davacı 1933 doğumlu ..., ... ve ölü olduğu belirtilerek 1940 doğumlu ... adına; 158 ada 5 parsel sayılı 2.714,83 m2, 158 ada 7 parsel sayılı 373,94 m2 ve 159 ada 1 parsel sayılı 965,18 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise, irsen intikal, taksim, ifraz ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilerek 1940 doğumlu ... adına tespit edilmiştir
Davacı 1933 doğumlu ... vekili dava dilekçesinde; 131 ada 2, 3, 4 parsellerin tarafların anneleri Fatma Aydınlı'nın kendi taşınmazı olduğunu, noterden düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davacıya verdiğini bu nedenle tamamının davacı adına tescili gerektiğini, 158 ada 5 ve 7 ile 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazları ise tarafların babaları ...'ya ait iken ölümüyle mirasçılarına kaldığını, mirasçılardan anneleri .....ile kardeşleri Sultan Aydınlı'nın noterden düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmeleriyle hisselerini kendisine devrettiklerini, bu nedenle 5 pay üzerinden 3/5 payının davacı adına 1/5'er payında davalılar ... ile 1940 doğumlu ... adına tescilini istemiştir.
Davalılar yargılama aşamasında; üç erkek kardeş arasında miras taksim sözleşmesinin yapıldığını, bu güne kadar taksime dayalı olarak kullanıldığını, anneleri Fatma ile kardeşleri Sultan'ın bu taksime onay verdiklerini, ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin geçerli olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2016 tarihli davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.12.2019 tarihli ve 2016/12891 Esas, 2019/9110 Karar sayılı kararıyla hüküm onanmış, davacı vekili onama ilamına karşı karar düzeltme istemi, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.09.2020 tarihli 2020/2358 E., 2020/2923K. Sayılı ilamıyla; "davacının, dava ettiği bir kısım taşınmazların annesi Fatma’nın kendi şahsi taşınmazı olduğunu, bir kısmının da babaları...’dan kalan yerler olduğunu, anneleri Fatma ile kız kardeşleri Sultan’ın kendilerine ait yerleri ve babalarından gelen hisselerini ölünceye kadar bakma sözleşmeleri ile kendisine devrettiklerini öne sürdüğü, dosya kapsamından, üç erkek kardeş tarafından yapılan 1982 tarihli bir taksim sözleşmesinin bulunduğu, kadastro tespitininde bu taksim sözleşmesine uygun şekilde yapıldığı anlaşılmakta ise de, taksim sırasında sağ olan Fatma’nın kendisine ait taşınmazları ya da eşi...’dan gelen hisselerini üç oğluna bağışladığı, murisin kızı Sultan’ın da babasından gelen hisselerini üç erkek kardeşine bağışladığı yönünde bir beyan olmadığı gibi, Fatma ve Sultan’ın 1982 tarihli taksim sözleşmesinin altında imzalarının da bulunmadığı, aksine murisin eşi Fatma’nın 1985 tarihli, diğer mirasçı Sultan’ın ise 1987 tarihli noterde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle sınırlarını belirttikleri taşınmazları ya da hisselerini davacı 1933 doğumlu ...’ya devrettiklerine göre, diğer mirasçılar arasında yapılan taksime karşı çıktıklarının ve davacının, annesi Fatma’ya ve kız kardeşi Sultan’a ölünceye kadar baktığının taşınmazların da davacının zilyetliğinde olduğunun keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin beyanlarından anlaşıldığı, bu haliyle söz konusu ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin gereğinin yerine getirildiğinin kabulü gerektiği, Ne var ki; mahkemece yapılan keşif sırasında babaları...’dan ya da anneleri Fatma’dan gelen taşınmazların sınırları tam ve doğru olarak belirlenmediği, ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde sınırları belirtilen taşınmazların, çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle saptanmadığı belirtilerek; önceki günlü keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile yeniden seçilecek taşınmazların evveliyatını bilebilecek yaşta yerel bilirkişi heyeti ve taraf tanıkları ile birlikte yeniden keşif yapılması, çekişmeli taşınmazların tamamının ya da bir bölümünün muris...’dan mı yoksa muris Fatma’dan mı geldiği hususunda maddi olaylara dayalı beyan alınması, 1985 ve 1987 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde sınırları belirtilen taşınmazların çekişmeli taşınmazlar olup olmadıkları ve bu sözleşmelerde geçen sınırlar okunup sorulmak suretiyle kapsamları tereddütsüz olarak belirlenmesi, beyanlar arasında çelişki olması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılması, fen bilirkişisinden, keşfi izlemeye elverişli ve keşifte gösterilen sınırların harita üzerinde işaretlendiği rapor ve harita düzenlemesi istenilmesi, bundan sonra toplanmış tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle işin esası hakkında bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek, onama ilamının ortadan kaldırılmasına, hükmün belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 131 ada 2, 3 ve 4 parsel numaralı taşınmazların Fatma Aydınlı'ya kendi ailesinden miras yoluyla kaldığı, Fatma Aydınlı'nın bu taşınmazları 1985 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile oğlu 1933 doğumlu ...'ya devrettiği ve ...'nın da sözleşme şartlarını yerine getirdiği, davacı tarafın dayandığı 30.04.1973 tarih ve 22 nolu tapu kaydının sınırları itibarı ile dava konusu 158 ada 5 ve 7 nolu parsellere uyduğu, bu tapu kaydına göre davacı ... annesi Fatma Aydınlı ve kız kardeşi Sultan Aydınlı'nın hisselerini kardeşi ... ile beraber satın aldığı, 158 ada 5 ve 7 parsel numaralı taşınmazların kök muris ...'dan intikal ettiği, mirasçılarından Fatma Aydınlı ve Sultan Aydınlı'nın hissesini ... ve davacı ...'ya sattığı, Yargıtay bozma ilamıyla da sabit olduğu üzere 1982 tarihli taksim sözleşmesinin geçersiz olduğu, 159 ada 1 parsel numaralı taşınmazın kök muris ...'dan intikal ettiği, mirasçılarından Fatma Aydınlı ve Sultan Aydınlı'nın ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile kendilerine düşen miras paylarını davacıya devrettiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 131 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 1933 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 158 ada 5 ve 7 parsel ve 159 ada 1 parsel numaralı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile, toplam 90 pay kabul edilerek, 54 payın 1933 doğumlu ..., 18 payın ... 3'er payın Mustafa evlatları ..., ..., ..., ..., ... 1'er payın... evlatları ..., ..., ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm; davalı ... Osman oğlu ... (bizzat) ile bir kısım davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 131 ada 2, 3, 4 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazları yönüyle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... Osman oğlu ... (bizzat) ile bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz itirazlarının reddi ile 131 ada 2, 3, 4 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün onanmasına karar verilmiştir.
2. 12. 158 ada 5 ve 7 parseller ile 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazlarına gelince,
A) Davalı ... Osman oğlu ...'nın temyiz itirazları yönüyle; söz konusu taşınmazlar ölü olduğu belirtilerek 1940 doğumlu ... adına tespit edilmiş olup temyiz isteminde bulunan... oğlu ...'nın tespit maliki olmadığı, bu taşınmazlar hakkında açmış olduğu bir davasının yada eldeki davaya müdahil olarak katılmak suretiyle bir talebinin de bulunmadığı, diğer bir anlatımla; davalı ... Osman oğlu ...'nın bu taşınmazlar hakkındaki hükmü temyiz etmekte hukuki menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
B) Bir kısım davalılar (tespit maliki 1940 doğumlu ...'nın bir kısım mirasçıları) vekilinin temyiz itirazları yönüyle;
İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafın dayandığı 30.04.1973 tarih ve 22 nolu tapu kaydının sınırları itibarı ile dava konusu 158 ada 5 ve 7 nolu parsellere uyduğu, bu tapu kaydına göre davacı ... annesi Fatma Aydınlı ve kız kardeşi Sultan Aydınlı'nın hisselerini kardeşi ... ile beraber satın aldığı, gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak, 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazın da ölünceye kadar bakma sözleşmeleri kapsamında kaldığı gerekçesiyle 3/5 payın davacı adına 1/5 payın davalı ... Osman oğlu ..., 1/5 payında ölü tespit maliki 1940 doğumlu ... Mirasçıları adına, gerekçesiyle aynı paylarla yine aynı olacak şekilde tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve usul hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Davacı bu taşınmazlar hakkında; muris babaları ...'dan kaldığı, annesi Fatma ile kardeşi Sultan'ın haklarını ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devraldığını öne sürerek 3/5 payın (kendisine, annesine, kardeşine ait miras paylarının toplamı) adına, geri kalan 1/5 payın diğer kardeşi Ali adına, 1/5 payın da tespit maliki olan 1940 doğumlu Mustafa adına tescilini istemiyle dava açmıştır. Davacı, dava dilekçesinde ayrıca kendi adına kayıtlı tapu kaydına dayanmamış, yargılama aşamasında bu yönde bir beyanda bulunmamış, mahkemece reddine dair verilen önceki tarihli hükümde de tapuya dayalı olarak bir değerlendirme yapılmamış, davacının ilk hükme karşı verdiği temyiz dilekçesi ve bilahare hükmün onanması üzerine verdiği karar düzeltme dilekçeleri içeriğinde yine ayrıca tapu kaydına dayalı olarak bir neden ileri sürmemiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamı içeriğinde de tapu kaydı uygulamasına yönelik bir bozma nedeni bulunmadığı, bozma ilamına uyulmakla taraflar arasında oluşan usuli kazanılmış haklara aykırı olacak şeklide bozma üzerine yapılan yargılama sırasında dayanılan tapu kaydının 158 ada 5 ve 7 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı gerekçesi bu nedenle doğru bulunmamaktadır.
Diğer yandan; davacı tarafın dayandığı 1985 tarihli ve 1987 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde sınırları ayrı ayrı belirtilmek suretiyle; .... mevkili toplam 4 parça taşınmazın davacıya verildiği belirtilmektedir. Hükmüne uyulan bozma ilamında "ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde sınırları belirtilen taşınmazların, çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları"nın belirlenmesi gereğine değinilmiş, mahkemece yapılan keşifte alınan beyanlar ve keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişi raporuna göre yalnızca Baliyas mevkiili taşınmazın 131 ada 2, 3, 4 parsellere (1. Bentte yer alan ve mahkeme hükmün onanmasına karar verilen taşınmazlar) ait olduğu, diğer sınırları ve mevkileri belirtilen taşınmazların ise orman tahdidi içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince; taşınmazların tarafların ortak murisi ...'ya ait iken ölümüyle mirasçılarına kaldığı, davaya konu 158 ada 5 ve 7 parseller ile 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazların eldeki davanın nedeni olan ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde yer alan 4 parça taşınmaz içinde yer almadığı, bir kısım mirasçılar arasında yapılan 1982 tarihli taksim sözleşmesinin de hukuken geçerliliğinin bulunmadığ, ancak "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereğince ortak muristen kalan bu taşınmazlarda davacının 1/3 miras payının bulunduğu, bu nedenle 1/3 payın davacı adına geri kalan 2/3 payın davalı ölü tespit maliki 1940 doğumlu ... üzerinde bırakılması gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 30/2. maddesinde öngörülen mahkemenin resen maliki belirleme hak ve sorumluluğunu gerektiren nitelikte bir dava olmadığı ve bu taşınmazlar hakkında... oğlu ... tarafından açılmış bir davanın yada eldeki davaya müdahil olarak katılmak suretiyle bir talebinin de bulunmadığı halde; hükümde mirasçı... oğlu ...'ya da pay verilmesi dahi doğru bulunmadığından bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle; davalı ... Osman oğlu ... (bizzat) ile bir kısım davalılar vekili temyiz itirazlarının reddi ile, 131 ada 2, 3, 4 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün ONANMASINA, 2/A bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... Osman oğlu ...'nın 158 ada 5 ve 7 parseller ile 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2/B bendinde açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar (Ölü tespit maliki 1940 doğumlu ...'nın bir kısım mirasçıları) vekilinin 158 ada 5 ve 7 parseller ile 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca 158 ada 5 ve 7 parseller ile 159 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden ...'dan alınmasına, istek halinde peşin harcın temyiz eden bir kısım davalılara iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!