8. Hukuk Dairesi 2022/71 E. , 2024/1824 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ili Çatalca ilçesi İnceğiz Mahallesi çalışma alanında bulunan 596 parsel ... 14.375,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiş, eldeki dava nedeniyle hükmen kesinleştiği belirtilerek 22.05.1991 tarihinde davacılar Rauf ... ve müşterekleri adına tapu kaydı oluşmuş, bilahare kayden yapılan intikaller ve satışlar sonucunda 26.06.2009 tarihinde dava dışı Hakan Ünlü adına tapu kaydı oluşmuş, aynı kişi adına kayıtlı komşu 597 parsel ... 15.000,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile 31.07.2009 tarihinde tevhit edilerek 1296 parsel numarasıyla 29.375,00 m2 yüzölçümlü olarak yine adı geçen kişi adına tescil edilmiş, devamında yapılan satışlar nedeniyle 27.10.2011 tarihinde ... adına tescil edildikten sonra bu kez 2017 yılında yapılan kamulaştırma ile 1365, 1366, 1367 parsel ... taşınmazlara ifraz edilmiş, 1365 ve 1367 parsel ... taşınmazlar 3015,56 ve 14.401,00 m2 yüzölçümlü olarak ... adına, 1366 parsel ... 11.958,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edilmiştir.
Davacı ... 19.07.1979 tarihli dava dilekçesinde; tapu kaydına dayalı olarak taşınmazın adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında Nusret ... ve ... davacı yanında aynı nedene dayalı olarak davaya katılmıştır. Davalı vekili yargılama aşamasında davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 05.07.1985 tarihli ve 1979/356 Esas, 1985/134 Karar ... kararı ile davanın kabulüne, taşınmazın davacıların dayandığı tapu kaydı malikleri adına tesciline karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.02.1988 tarihli ve 1987/8141 Esas, 1988/2548 Karar ... kararıyla "tarafların dayandığı tapu kayıtlarının keşifte yöntemine uygun şekilde uygulanmadığı, komşu taşınmazların kayıtlarının getirtilerek tapu kayıtlarının kapsamlarının belirlenmesi, davacı tarafın dayanağı olan tapu kaydının bir hududunun mütegayyip eşhası okuduğuna göre miktarıyla geçerli olduğunun gözetilmesi" gereğine değinilerek araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmuştur
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; 27.12.1990 tarihli kararı ile davacıların ve davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının taşınmazı kapsadığı, bu durumda davacıların dayandığı eski tarihli olana değer verilmesi gerektiği, taşınmazın 1924 yılından beri davacı tarafın zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 596 parsel ... taşınmazın 9 pay kabul edilerek 3'er payının İbrahim oğulları Nazif ve Şevket 1'er payın davacılar ..., ... ve Nusret ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, Mahkeme kararı süresi içinde yasal yollara başvurulmadığı gerekçesiyle 20.05.1991 tarihli olarak kesinleştirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.1990 tarihli kararına karşı davalı ...'in bir kısım mirasçıları tarafından 18.09.2015 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunmuş, Mahkemece 19.10.2015 tarihli ek karar ile temyiz başvurusunun süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş, ek kararın da süresi içinde davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/4967 Esas,2018/6839 Karar ... kararıyla, "Mahkemece hükmün kesinleştiği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, davalı ...'in 22.05.1990 tarihinde öldüğü, 27.12.1990 tarihli hükmün ise davalının vekili Av. Günay Yılmaz'a yapıldığı, ölüm ile vekaletin sona ereceğinden vekile yapılan tebligatın hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığı; bu nedenle, 19.10.2015 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilerek temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiş, ve hükmü temyiz edenlerin murisi davalı ...'in hükmün verildiği 27.12.1990 tarihinden önce 22.05.1990 tarihinde öldüğü, adı geçenin mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkilinin bu yolla sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi ve işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken savunma hakkının kısıtlanmasına neden olacak şekilde yokluklarında yargılama yapılarak aleyhlerine karar verilmesi, verilen kararın dahi mirasçıları yerine vekalet ilişkisi sona ermiş olan vekile yapılmak (ki vekilin ancak iş yeri adresine hükmün tebliğ edilebileceği, oysaki tebligata "evde olmadığından muhtara yapıldığı" şerhinin düşülmekle bu haliyle dahi tebliğin geçersiz olduğu) suretiyle hükmün kesinleştirilmesinde isabet bulunmadığı belirtilerek davalı ... mirasçılarının temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün taraf teşkili yönüyle bozulmasına, bozma nedenine göre işin esasına yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına " değinilerek hüküm bozulmuştur.
Yargılama sırasında; asli müdahil Abdullah Alpağat vekili 15.04.2021 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin taşınmazı 2011 tarihinde tapuya güvenerek satın aldığını, 2020 yılında kamulaştırma işleminin yapıldığını, müvekkili adına bankaya yatırılan kamulaştırma bedeli üzerine eldeki davadan dolayı tedbir konulduğunu, eldeki dava ile bir ilgisinin bulunmadığını, uğrayacağı zararların tazmini ve yasal sürecin takibi yönüyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; 21.10.2021 tarihli kararı ile, dava konusu taşınmazın tespitte uygulanan ve davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı, davacıların tutunduğu tapu kaydı ve tedavüllerinin ise dava konusu taşınmaz dışında 548 parsele uyduğu ve bu tapu kayıtları uygulanarak tespitinin yapıldığı, Toprak Tevzi Komisyonu tarafından hazırlanan harita ile Çatalca Tapulama Müdürlüğü tarafından yapılan tapulama çalışmalarındaki davalı parselin çakıştırılması yapıldığı, Toprak Tevzi Komisyonu tarafından oluşrululan haritada 19 ada 1 parsel ... taşınmazın davalı 596 parsel ile 594, 595 ve 597 parselleri kapsadığı, davalı 596 parsel ... taşınmaza 27.04.1954 tarih ve 157 sıra nolu zabıt tapu kaydı uygulaması yapıldığı ve hudutlarının haritada görüldüğü gerekçesiyle; "davacıların ve asli müdahillerin davasının reddine, dava konusu 596 parsel ... taşınmaz hakkında kesinleştirilen Çatalca 2. Kadastro Mahkemesinin 1988/363 Esas, 1990/881 Karar ... dosyasında yapılan kesinleştirme şerhinin iptali ile taşınmazın tamamı 3 pay olarak kabul edilerek, davalı mirasçıları ..., ..., ... adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hüküm, müdahil ... vekili temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda belirilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve hukuki düzenlemelere uygun düşmemektedir.
3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 12/son maddesinde; "Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar." hükmü düzenlenmiştir.
Somut dosya kapsamına göre ve yukarıda ilk paragrafta da ayrıntısıyla anlatıldığı üzere; dava konusu 596 parsel ... taşınmaz hakkında kadastro tespitinin eldeki dava nedeniyle mahkemece verilen 27.12.1990 tarihli hükmün kesinleştirilmek suretiyle davacılar adına 22.05.1991 tarihinde tapu kaydının oluştuğu, zaman içinde çok sayıda intikal ve satışların hatta komşu taşınmazla tevhidinin ve kamulaştırma nedeniyle ifrazların yapıldığı, taşınmaz hakkında tapu kaydının oluşmasından 20 yıl sonra müdahil ... tarafından kayden satın alındığı, müdahilin eldeki davadan haberdar olup davaya müdahil olarak katıldığı 15.04.2021 tarihine kadar da yaklaşık 30 yıl geçtiği anlaşılmaktadr.
Hal böyle olunca; 3402 ... Kanun'un 12/son maddesinde öngörülen şartların müdahil ... lehine gerçekleştiği, bu nedenle müdahil davacının davasının kabulüne, taşınmaz hakkında 1991 yılında tapu kaydının oluşması ve zaman içinde intikaller/tevhid/ifraz/kamulaştırma görmesi nedeniyle nedeniyle infazda tereddüt yaratılmaması için yeniden tescil hükmünün kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, anılan kanun hükmünün gözden kaçırılmak suretiyle karar verilmesi isabetsiz olup, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; müdahil ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Taraflarca 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden asli müdahil ...'a iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!