WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/6939 E.  ,  2024/3769 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/7 E., 2022/9 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro (genel mahkemeden devreden) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında Kayseri ili Felahiye ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 136 ada 1 parsel sayılı 701,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.

2.Davacı ... ve müşterekleri vekili dava dilekçesinde; davacılar ile davalılardan ... ve ...'ın müşterek miras bırakanı ...'ın davacılardan mal kaçırmak maksadıyla ... köyünde kain ev niteliğindeki tapusuz taşınmazını 25.07.1990 tarihinde ...'a sattığını, ...'un ise aynı taşınmazı 30.07.1991 tarihinde ... ve ...'a devrettiğini, bilahare bu kişilerin aynı taşınmazı bu kez 15.000,00 Euro karşılığında ...'a sattıklarını, taşınmazın devrine ilişkin 25.07.1990 ve 30.07.1991 tarihli senetlerin içerik, sayfa düzeni ve mümzileri gibi hususlarda birebir aynı olup, aynı tarihte tanzim edildiğini, dolayısı ile yapılan satış işlemlerinin tamamının muvazaalı olup, geçersiz olduğunu ileri sürerek senetlerin iptali ile dava konusu taşınmazın miras payları nispetinde ... mirasçıları adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı ... ve ... ile ... vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'ın iyi niyetli 3. kişi olup, senet karşılığında yasaya uygun olarak bedel ödemek sureti ile taşınmazı devraldığını, dolayısı muvazaa söz konusu olmadığını, yine diğer davalılar yönü ile de çekişmeli taşınmazın maliki ... tarafından ...'a satıldığını ve bilahare davalıların annesi ... tarafından taşınmazın satın alındığını ve zilyetliğin de bu surette davalılara geçtiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin (Felahiye Asliye Hukuk Mahkemesinin) 07.06.2007 tarih ve 2005/260 Esas, 2007/77 Karar sayılı kararı ile; "...murisin mal kaçırma kastı ile hareket ettiği ispatlanamadığı gibi tapusuz taşınmazlarda muris muvazaasının dinlenme olanağının da bulunmadığı..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 10.06.2008 tarihli ve 2008/2330 Esas, 2008/3162 Karar sayılı kararıyla; "...dava konusu taşınmazın, tapuda kayıtlı olmayıp, böyle bir taşınmazın satış ve devri için zilyetliğinin devredilmesi gerektiği, bu kapsamda sadece satış senedi düzenlenmesinin yeterli olmadığı, dinlenen şahit ve özellikle ...’un beyanlarına göre dava konusu taşınmazın ...’a satışı ve ... tarafından da ... ve ...’a satışlarında zilyetliğin devredilmediği, dolayısıyla murisin sağlığında yapmış olduğu satış işlemlerinin geçersiz olduğu, muris ...'ın 06.10.2000 tarihinde vefat ettiği ve vefat ettiği tarih itibariyle terekesinin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, bu nedenle de sadece ikinci eşinden olma çocukları ... ve ...’in taşınmazı Katibe’ye satış ve devretmesinin hukuken imkanının bulunmadığı, zira elbirliği mülkiyetine tabi olan taşınmazların satışında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 702 inci maddesine göre bütün mirasçıların oy birliğinin gerektiği, öte yandan satış geçersiz olduğuna göre artık Katibe’nin iyi niyetli olup olmamasının da önemi bulunmadığı açıklanarak dava'nın tescil isteğini de kapsaması karşısında İlk Derece Mahkemesince bu yönde de araştırma yapılması gerektiği, bu konuda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/3 üncü maddesi uyarınca yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisinin davaya dahil edilmesi, taraf delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, ayrıca muris ...’ın mirasçılarından bir kısmının davacı, diğer kısmının ise davalı durumda bulunması karşısında menfaat çatışması söz konusu olduğundan terekeye temsilci tayini ve temsilci marifetiyle de davanın yürütülerek sonuçlandırılması, bundan sonra taşınmazın niteliği üzerinde durulması, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin (Felahiye Asliye Hukuk Mahkemesinin) 18.05.2010 tarihli ve 2009/9 Esas, 2010/66 Karar sayılı kararı ile yörede kadastro çalışmasına başlanıldığı ve çekişmeli taşınmaz hakkında tutanak tanzim edildiği gerekçesi ile dava dosyasının Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin (Kayseri Kadastro Mahkemesi'nin) 20.12.2012 tarihli ve 2012/30 Esas, 2012/50 Karar sayılı kararı ile; "...çekişmeli taşınmazın tapusuz iken muris ... tarafından köy senedi ile ...'a satıldığı, ...'un ise taşınmazın murisin ikinci eşi ...'a, ...'ın ise ...'a sattığı hususlarının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, taşınmazın hali hazırda boş olup davalı ...'ın tasarrufunda bulunduğu hususlarının da meni müdahale ve senet iptali davaları içeriği ile sabit olduğu, 20.12.2006 tarihli keşifte dinlenen senet mümzilerinin de taşınmazın ...'a satışının doğru olduğunu beyan ettikleri, murisin, hayatta iken taşınmazı diğer mirasçılardan kaçırmak için ikinci eşine bağışladığı iddia edilmekle beraber, tapusuz taşınmazın muvaaza ile satışını engelleyen hüküm bulunmadığı, keza taşınmazın kayden tapusu olmadığından satış senedi olarak gösterilen belge geçersiz olmakla beraber, murisin amacının bağışlamak suretiyle mülkiyeti geçirmek olduğu ve zilyetliğin de devredildiği, dolayısı ile diğer mirasçıların tenkis talebi dışında mülkiyete ilişkin iddialarının dinlenme olanağının bulunmadığı, neticeten eklemeli olarak ... yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği..." gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli 136 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ... adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davacılar vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.12.2013 tarihli ve 2013/16176 Esas, 2013/22337 Karar sayılı kararıyla; "...yapılan araştırma ve soruşturmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, genel mahkemece verilen önceki günlü hükmün Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğu ve mahkemece de bozma kararına uyulduğu, kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak ve aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda da yerel mahkeme için zorunluluk doğacağı, öte yandan bozma dışında kalan yönlerin kesinleşip, taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşacağı, ne var ki genel mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği ve usulü kazanılmış ... ortadan kaldırır mahiyette hüküm oluşturulduğu, zira önceki günlü Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamında menkul mal hükümlerine tabi olan taşınmaza ilişkin satışın geçersizliğine değinildiği halde, İlk Derece Mahkemesince geçersiz olduğuna değinilen satışa değer verilerek hüküm oluşturulduğu gibi zilyetlik yönüyle yapılan değerlendirmenin de yetersiz olduğu açıklanarak yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı, ziraat bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınması, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa bu aykırıkların duraksamasız giderilmesi, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulması, uzman bilirkişi fen elemanı ve ziraat bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve kesinleşen yönler de gözönünde tutularak sonucuna göre bir hüküm kurulması..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

D.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin (Kayseri Kadastro Mahkemesinin) 03.12.2015 tarih ve 2015/55 Esas, 2015/63 Karar sayılı kararı ile; "...çekişmeli taşınmazın bir kısım tarafların ortak murisi olan ...'a ait olup, ölümünden sonra mirasçıları arasında taksim edilmediği..." gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli 136 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Felahiye Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 01.08.2003 tarihli ve 2003/45 Esas, 2003/43 Karar sayılı veraset ilamına göre ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ve müşterekleri vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.05.2019 tarihli ve 2016/7516 Esas, 2019/4028 Karar sayılı kararıyla; "...dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığı, davalı Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise, dava'nın, evveliyatı itibari ile tescil davası olup, tescil davalarında davalı Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yasal hasım konumunda olduğundan vekalet ücreti dahil yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacakları açıklanarak bu yön gözardı edilerek davalı Hazineye yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenmesinin isabetsizliğine..." değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

F.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, çekişmeli 136 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Felahiye Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.08.2003 tarihli ve 2003/45 Esas, 2003/43 Karar sayılı veraset ilamına göre ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ve müşterekleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... ve müşterekleri vekili temyiz başvuru dilekçesinde, kararın usul ve Kanuna dosya kapsamındaki sözleşmeler ile tanık beyanlarına, resmi kayıt ve belgelere aykırı olduğunu ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazda zilyetlikle iktisap koşullarının bulunup bulunmadığı, zilyetlikle iktisap koşulları gerçekleşmiş ise hangi taraf yararına gerçekleştiğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.