8. Hukuk Dairesi 2022/6612 E. , 2023/5067 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1265 E., 2022/894 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/493 E., 2020/294 K.
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7/1-a maddesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil - tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 13484 ada 19 parsel sayılı 7.877,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanun'un (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve (A1) ile gösterilen kısmın eylemli orman, (A2) ile gösterilen kısmın kullanıcısının bulunamadığı, (A3) ile gösterilen kısmın ..., (A4) ile gösterilen kısmın ..., (A5) ile gösterilen kısmın ... kullanımında, (A6) ile gösterilen kısmın ise yol olarak kullanıldığı şerhi yazılarak, tarla vasfıyla, Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, bir kısmı eylemli orman olduğu belirtilmek suretiyle ifraz edilerek 13484 ada 60 parsel numarasını almış, ifraz sonrasında 13484 ada 19 parsel sayılı 4.147,98 metrekare yüzölçümlü taşınmazın, bir kısım hissesi Hazine uhdesinde kalmakla birlikte bir kısım hissesi 16.10.2018 tarihinde ...'ya, bir kısım hissesi ise 27.02.2020 tarihinde Mehmet ...' a 6292 sayılı Kanun uyarınca satış yoluyla tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... mahallesi 13484 ada 19 parsel sayılı taşınmazın davacılara ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazın davacılar adına bedelsiz iadesi ile tapuda kayıt ve tescilini, taşınmazın yerine aynı evsaf ve nitelik ile aynı rayiçte taşınmazın adlarına tescil edilmesini, beyanlar hanesine şerh - satış hakkının kullandırılmasını, taşınmazın niteliği rayici ile hakkaniyete uygun tazminata hükmedilmesini, tapuda beyanlar hanesine davacılar adına şerh edilerek davacılara satış hakkının kullandırılmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddiaları hususunda idari yargının görevli olduğunu, davacının talebinin tapu iptal ve tescil olarak nitelendirilmesi halinde ... 3 üncü Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/54 Esas, 1997/549 Karar sayılı ilamının kesin hüküm oluşturduğunu, davacı tarafın tazminat talebine ilişkin zamanaşımı def'inde bulunduklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 13484 ada 19 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı iken Orman Genel Müdürlüğünce açılan dava sonucu kesinleşen orman kadastro haritası içerisinde orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek tapu kaydının iptal edildiği ve orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği; davacının, vekili aracılığı ile 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile Milli Emlak Müdürlüğüne; mahkeme kararı ile tapusu iptal edilen taşınmazın, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında iadesi, aynı maddeye göre taşınmazın iade edilmeyecek yerlerden olduğunun tespiti halinde, 7 nci maddenin son fıkrasına göre eş değer bir taşınmazın verilmesi, eş değer bir taşınmazın teklif edilmemesi ya da teklif edilecek taşınmazın hak sahibi müvekkili tarafından kabul edilmemesi halinde taşınmazın rayiç değeri üzerinden bedelinin hak sahibi müvekkiline ödenmesi istemiyle dava açıldığı, görev hususunun çözüme kavuşturulması bağlamında; davacı vekilinin, “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi kapsamında da müvekkili adına tazminat taleplerinin kabulünün gerektiğini; davacının, taşınmazı tapu kaydına güvenerek bedelini ödemiş olduğunu; davacının tapusunun, taşınmazın orman olarak nitelendirilmesi ile geçersiz sayılıyorsa, tapu siciline güven ilkesinin bir gereği olarak davacıya taşınmaz bedelinin ödenmesinin hukukun ve vicdanın gereği olduğunu” beyan ederek talepte bulunduğu, yerleşik yargı içtihatlarına göre, tapu kayıtlarına güvenerek kişilerin satın aldıkları taşınmazlarla ilgili olarak oluşan zararların tazmini amacıyla 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında açılan davaların adli yargı yerlerinde görülmesinin gerektiği konusunda bir tartışma bulunmadığı, buna karşılık eldeki davanın, esas olarak 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi kapsamında taşınmazın iadesi, bunun mümkün olmaması halinde de, yine aynı kanun maddesi uyarınca taşınmazın bedelinin tazmini ya da taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesinin talep edildiği; aynı zamanda bu amaçla yapılan başvurunun da idarece reddedildiği, görev uyuşmazlığının bu kapsamda incelenip- sonuçlandırılması gerektiği, taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, taşınmazın yerine rayiç bedellerinin ödenip ödenmeyeceği ya da rayiç bedellerine uygun taşınmaz verilip verilmeyeceğinin saptanmasının birer idari işlem olduğu; işlemin, idari bir mercii tarafından tek yanlı olarak tesis edildiği, işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı, bu durumda, açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (2577 sayılı Kanun) 2 nci birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği, aynı yönde Uyuşmazlık Mahkemesinin 2018/820 Esas, 2019/117 Karar sayılı emsal kararının dikkate alındığını, ayrıca davacı vekilince, 01.10.2020 tarihli celsede görevsizlik kararı verilen kısımlardaki taleplerini yalnızca Hazineye, (C) bendindeki taleplerini ise ... ve Hazineye yönelttiği beyanına göre eldeki dosyada tefrik sonrasında davalı ...'ın taraf sıfatının olmadığı, davacı vekilinin sonuç ve istem kısmında (1-C) olarak belirttiği talep yönünden, ...'ya yönelik talebin ise mahkemenin görev alanına girdiği değerlendirilmekle bu talebin tefrikle ayrı bir esasa kaydedildiği gerekçesiyle davanın yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle usulden reddine, (görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde idari yargıda dava açabileceğinin ihtaratına) karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin talepleri bakımından görevli olduğunu, bedelsiz iade taleplerinin red edildiğini, taşınmazı davacıların kullandıklarını, tescil haklarının kendilerine ait olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Uyuşmazlık Mahkemesi' nin 28.05.2020 tarih ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı; 25.02.2019 tarih ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar sayılı; 27.11.2017 tarih ve 2016/519 Esas, 2017/659 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere, 6292 sayılı Kanun'un 7/1 ve 4 üncü maddelerinde idareye inceleme sonucunda taşınmazı bedelsiz iade edip etmeyeceği, dayanak tapu kaydının 7/a ve b bentlerinde belirtilen nitelikteki tapulardan olsa bile idarenin bedelsiz iade edip etmeyebileceği, yerine idarece belirlenen başka yerden taşınmaz verilebileceği yada rayiç bedelinin ödenebileceğine ilişkin geniş takdir hakkı tanındığı, bu durumda adli yargının görevli olmasının idarenin seçenekli yetkilerini kullanmasına engel olacağı, bu tür davalarda adli yargının irdeleyeceği hususun dayanak tapu kaydının 7/a ve b bentlerinde sayılan nitelikte olup olmayacağı hususu olduğu, halbuki bundan sonraki aşamalarda bu nitelikleri taşısa bile bedelsiz iade edip etmemek, edilecekse başka yerden mi taşınmaz verileceği hususunun ya da rayiç bedel mi ödeneceğini idarenin işi olduğunun belirtildiği, yine idareye başvurulmuş ise sonucunun beklenmesine gerek olmadığı çünkü 1 nci fıkraya göre idarece resen de harekete geçilebileceği gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a maddesi uyarınca bedelsiz iadesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dosya muhtevasına, dava dilekçesindeki talebe göre 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a maddesi kapsamında açılan bedelsiz iade davası olarak nitelendirilmesi gereken davada adli yargının görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 189,15 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!