WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/6484 E.  ,  2024/3282 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/3 E., 2022/4 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın Ereğli ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğunden reddine, çekişmeli 129 ada 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın reddine, çekişmeli 129 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Konya ili Ereğli ilçesi Hacımemiş Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 411 parsel sayılı 67.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 129 ada 8 parsel numarasıyla ve 65.581,28 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar ... ve ... adına kayıtlı bulunan eski 417 parsel sayılı 43.700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 129 ada 9 parsel numarasıyla ve 43.508,73 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1093 parsel sayılı 24.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 129 ada 10 parsel numarasıyla ve 23.840,37 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1102 parsel sayılı 4.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 129 ada 4 parsel numarasıyla ve 4.015,44 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 1103 parsel sayılı 7.655,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 129 ada 5 parsel numarasıyla ve 7.736,65 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 1104 parsel sayılı 3.830,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 129 ada 6 parsel numarasıyla ve 3.887,97 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda Hacımemiş köyü adına kayıtlı bulunan eski 1105 parsel sayılı 515,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 129 ada 7 parsel numarasıyla ve 526,85 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında, müvekkillerinin paydaşı bulunduğu eski 411 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve eksikliğin, taşınmazın sınırında bulunan yeni 129 ada 4, 5, 6, 7, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığını ileri sürerek, dava açmıştır.

Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının yerinde olmadığını, uygulama kadastrosu ile müvekkilleri ... ve ... adına tespit edilen 129 ada 9 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının sabit olduğunu, dava konusu taşınmazların daha önceki tapu kayıtları ve krokileri dikkate alınarak uygulama kadastrosu çalışması yapılarak müvekkilleri adına tescil edildiğini, uygulama kadastrosunda mülkiyet durumunun değiştirilmesinin mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı Ereğli ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacılara ait taşınmaz ile davalı 129 ada 9 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde şevin üst kısmından alınması gerektiği, zemindeki mevcut yolun tescilsiz ve eski kadastral paftasında gösterilmeyen 129 ada 8 parsel sayılı taşınmazın malikleri tarafından özel kullanım için açılmış bir yol olduğu, davacılara ait taşınmaz ile davalı 129 ada 10 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın zeminde bulunan ağaçların arasından geçen akar olduğu; bilirkişi raporunda 129 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 129 ada 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların müşterek methali oldugu, bu parsellerin bir bütün iken ifraz gördüğü, ifraz işleminin yenilemeye tabi parselllerin bulunduğu paftadan grafik olarak cephe çekilmek suretiyle yapılması gözönüne alındığında zemin ölçümü sonucu oluşturulan bu hatta atılacak 3 metre paralel mesafenin 129 ada 4, 5 ve 6 parseller sayılı taşınmazların müşterek methali olan ve zeminde parsel malikleri tarafından açıldığı beyan edilen yola tekamül edeceği ve parsellerin arazide kullanım durumlarının sabit sınır olarak değerlendirilebileceği kanaatinde olunduğu, bilirkişi raporunda zemindeki kullanılan yolun sabit sınır olarak değerlendirilebileceği beyan edilmiş ise de, ulaşılan bu sonucun tesis kadastrosu paftası ile uyumlu bir sonuç olmadığı, bilirkişi raporunun 8. sayfasında keşifteki zemin ölçümü ile değerlendirme çalışmalarının ortofoto ile çakışık halini gösteren krokide, turuncu renk ile gösterilen alanın 129 ada 7 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu öncesi durumunu, yeşil renk ile gösterilen alanın ise zeminde yol olarak kullanılan yeri gösterdiği, dosyadaki mevcut tesis kadastro paftası ve ifraz evrakları incelendiğinde müşterek methal olarak ifraz edilen yerin (A) harfi ile gösterilen yer olduğu, uygulama kadastrosuna itiraz davalarında araştırılan hususun, tarafların zemindeki fiili kullanım durumları olmadığı, uygulama kadastrosunun yöntemlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususu olduğu, Hacımemiş köyü tüzel kişiliği davalı olarak gösterilmiş ise de, kural olarak uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin davalarda husumet yöneltilmesi gerekenlerin, davacı tarafa ait taşınmazda eksilmeye ya da sınır değişikliğine sebep olan komşu parsel malikleri olduğu, dava konusu 129 ada 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların maliklerinin özel şahıslar olduğu, yine dava konusu 129 ada 7 parsel sayılı taşınmaz paftasında yol olarak gözükmekte ise de bu yolun 129 ada 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların eski 412 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek oluşturulduğu (eski 1105 parsel) 129 ada 7 parsel sayılı taşınmazın da bu ifraz işlemi yapılırken taşınmaz maliklerince müşterek methal olarak bırakıldığı, yani bu yolun özel mülk olduğu ve köy tüzel kişiliğine ait bir yol olmadığı" gerekçesiyle Ereğli ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğunden reddine, çekişmeli 129 ada 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın reddine, çekişmeli 129 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın kabulüne, 129 ada 8, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptali ile 25.11.2014 tarihli bilirkişi raporuna ekli (Ek-1) nolu krokide (C) harfi ile gösterilen 2.603,02 metrekarelik bölümün 129 ada 9 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek, 129 ada 8 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine; aynı raporda (E) harfi ile gösterilen 679,85 metrekarelik bölümün 129 ada 10 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek, 129 ada 8 parsele sayılı taşınmaza eklenmesine; aynı raporda (D) harfi ile gösterilen 459,02 metrekarelik bölümün 129 ada 8 parsel parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek, 129 ada 10 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine; 129 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 41.036,76 metrekare yüzölçümlü olarak, 129 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 23.619,54 metrekare yüzölçümlü olarak ve 129 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ise 68.291,53 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline; çekişmeli 129 ada 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitleri gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eş değer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik fen bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişileri tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişilerinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişilerinin haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastrosu paftası ölçü krokisi, uygulama kadastrosu paftası ölçü krokisi, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilmemiş, dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden çekişmeli taşınmazların kök tesis kadastrosu parsellerinin Ereğli Tapulama Mahkemesinin 1971/166 Esas ve 1972/14 Karar sayılı dosyasında dava konusu oldukları anlaşıldığı halde, sözü edilen dava dosyası ile taşınmazların hükmen ifrazına ilişkin haritası getirtilip uygulanmamış, harita mühendisi bilirkişi kurulundan tesis kadastrosu sonucu hükmen ifrazla oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen yukarıda açıklanan şekilde rapor alınmamış, karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.

Hal böyle olunca; öncelikle, yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırları ile hükmen ifrazla oluşan sınırların neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmeli; bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.