WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/6483 E.  ,  2023/4717 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/2 Esas 2022/24 Karar
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kadastro mahkemesinin görevli olduğu açıklanarak görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Nevşehir ili Merkez ilçe ... Kasabası çalışma alanında bulunan 1458 parsel sayılı taşınmaz, kadastro tutanağı tüm aramalara rağmen bulunamadığından, tutanağın ihyası suretiyle 6.310,00 m2 yüz ölçümlü olarak, tarla niteliğinde ile malik hanesi boş olarak tespit edilmiştir.

2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Nevşehir ili Merkez ilçe ... Kasabası Karakum mevkiinde kain ve tapunun 1458 parsel numarasında kayıtlı olan 6310 m² miktarındaki tarla vasfındaki taşınmazın, 1974 yılında tespit gördüğünü, ancak malik hanesinin boş kaldığını, bu tarihten beri taşınmazın malikinin tapu kaydından anlaşılamadığını, müvekkili olan davacının 20 yıllık süreden çok daha fazla bir zamandır taşınmazı nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullandığını, taşınmazın içinde davacının aile büyüklerine ait yaklaşık 40 - 50 yıllık mezarlar bulunduğunu, taşınmaz üzerinde davanın zorunlu tarafı olan Hazinenin, ... Belediye Başkanlığının veya herhangi bir üçüncü kişinin malik sıfatıyla zilyetliğinin söz konusu olmadığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiş, davacının yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle dava mirasçıları tarafından yürütülmüştür.

II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu taşınmazın tarıma elverişli olmayan ve kullanılmayan boş bir arazi olduğunu, davacı tarafın taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili cevabında; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/342 Esas 2013/589 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, ... Kasabası 1458 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiş

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 2012/342 Esas 2013/589 Karar sayılı kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.12.2018 tarih ve 2018/5205 Esas, 2018/7498 Karar sayılı ilamıyla; "..Dava konusu 1458 parsel sayılı taşınmazın dosya arasında bulunan tapu kayıt örneği ve tapu kütük sahifesinin incelenmesinde, malik, yüzölçüm ve nitelik sütunlarının boş olduğunun ve beyanlar hanesinde de “davalı” şerhinin bulunduğunun anlaşıldığı, temyiz incelemesi sırasında dosya arasına getirtilen Kadastro Müdürlüğünün tarihsiz, 81939360 - 659 - E. 2137032 sayılı yazısında, tutanak aslının ve kadastro dosyasının kendilerinde bulunmadığınn, yine Tapu Müdürlüğünün 05.11.2018 tarih ve 3416044 sayılı yazısında da çekişmeli taşınmazın tapuda malik hanesinin açık olup tutanak aslının ve dava dosyasının kendilerine ulaşmadığının, anılan bilgi ve belgelerin Kadastro Mahkemesinde bulunabileceğinin bildirildiği, Kadastro Mahkemesinin 17.01.2018 ve 08.11.2018 tarihli yazılarında ise çekişmeli taşınmazın mahkemelerinde dava konusu olmadığının belirtildiği, sonucu itibariyle çekişmeli taşınmazın dava dosyası ve tutanak aslı ile ekleri tüm aramalara rağmen bulunamadığı, dava konusu 1458 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında da malik hanesinin açık gözükmekte olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26 ve 27 nci maddesi hükümlerine göre, tutanağı kesinleşmeyen taşınmazlara ilişkin mülkiyet uyuşmazlıklarına bakma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olduğu, görev hususunun kamu düzeniyle ilgili olup, taraflarca ileri sürülmese bile hakim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gerektiği açıklanarak, uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kurulmuş olmasının isabetsizliğine" değinilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3. Asliye Hukuk Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilerek dava dosyası kadastro mahkemesine gönderilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamı Sonrası Verilen Karar
Görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının gönderildiği Kadastro Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın evveliyatının davacı ...'e ait olduğu, davacının dava konusu Nevşehir ili Merkez ilçesi ... Kasabası ... mevkii 1458 parsel nolu taşınmazda en az 30 yıldan fazla zamandır davasız aralıksız bir şekilde arpa, nohut, patates, soğan vb ekmek sureti ile tarım arazisi olarak kullanıma dayalı zilyetliğinin bulunduğu, dava konusu parselin tarla vasfında olduğu ve tarım arazisi olarak kullanıldığı, dava konusu taşınmazın tamamının davacı adına tescil kararı verilmesi halinde dosyaya celbedilen zilyetlik ile kazanmaya ilişkin tüm tapu kayıtları, kadastro tespit tutanakları, tüm satış tutanakları ve mahkeme kararlarının yapılan değerlendirilmesinde 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü madesindeki 100 dönümlük sınırlamayı doldurmayacağı ve dava konusu bu yerin zilyetlik ile kazanmaya elverişli yerlerden olduğu, dava konusu parselin beyanlar hanesindeki "korunması gerekli kültür varlığıdır" şerhinin Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2012/2843 Esas, 2012/8280 Karar sayılı ilamı gereğince aynen korunması gerektiği, davalı ... Başkanlığının davada hasım sıfatının bulunmadığı gerekçeleriyle, dava konusu Nevşehir ili Merkez ilçesi ... beldesi ... Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazın mülkiyet hanesinde yer alan "davalı" şerhinin kaldırılarak taşınmazın tamamı 20 pay kabul edilerek, davacının mirasçıları adlarına tapuya kayıt ve tesciline, kadastro tutanağının davalı olan malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, tespit tutanağının beyanlar hanesine "korunması gerekli kültür varlığıdır, 11.04.1988 yevmiye no: 1536 evrakı ... 7 parseldedir." şerhinin yazılıp aynen korunmasına, davacının davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmediğini, tanık beyanlarının yetersiz ve taraflı olduğunu, bilirkişi raporuna itibar edilmemesi gerektiğini, yapılan tahkikatta dava konusu taşınmazın boş ve işgalsiz olduğunun belirlendiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu vekalet ücretini aştığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14 ve 17 nci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle dava konusu 458 parsel sayılı taşınmazın davacının mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; bir taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için, öncelikle zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar - ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. Ne var ki İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın öncesinin ne olduğu ve imar - ihya olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve gerçekleşmiş ise imar - ihyasının hangi tarihte tamamlandığı araştırılıp kesin olarak belirlenmemiş, bu hususların tespiti açısında en önemli delil olan hava fotoğraflarından yararlanılmamış ve bu konularda hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmayan bilirkişi raporları ile yetinildiği gibi, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı da belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince (dosya arasında yer alan Kadastro Müdürlüğü yazısına göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Kasabasında kadastro çalışmalarının 14.12.1976 tarihinde tamamlandığı hususu gözönüne alınarak) öncelikle, çekişmeli taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi / mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı; bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar - ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında rapor düzenlettirilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazın niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen, komşu parsellerle aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, çelişkileri giderir, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemeleri istenilmeli; 6100 sayılı Kanun'un 290/2 nci maddesi uyarınca keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla çekişmeli taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, taşınmazın sınırları kabaca işaretlendikten ve mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir kroki ve rapor alınmalı; 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi göz önüne alınarak taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı ve imar planı kapsamında ise imar planının hangi tarihte kesinleştiği / onaylandığı araştırılmalı, bu şekilde, zilyetlikle kazanma şartlarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.