WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/6369 E.  ,  2024/3296 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1021 E., 2022/913 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/184 E., 2019/31 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro çalışmaları sırasında, Van ili ... ilçesi ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 102 ada 96 parsel sayılı 62.829,36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, toprak tevzi çalışmaları sonucu oluşan 02.01.1965 tarihli ve 247 sıra numaralı tapu kaydına istinaden Hazine adına tarla vasfında tespit edildikten sonra 16.09.2017 tarihli komisyon kararıyla taşınmazın yüzölçümü 100.273,30 m2 olarak düzeltilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile Van ili ... ilçesi ...Mahallesi 102 ada 96 parsel sayılı taşınmazın adına tespit ve tescilini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; " ... davacının dava konusu ettiği 102 ada ada 96 nolu parselin tespitine esas tapu kayıtlarındaki hudutların, mahalli bilirkişi, tespit bilirkişi, belirtmelik bilirkişisinin beyanları ve fen bilirkişi raporlarıyla dava konusu parsele uyduğunun anlaşıldığı, davacının, bu parseller için oluşturulan 1965 tarihli tapu kayıtları karşısında 20 yıl öncesinde bu yerlerin zilyeti olduğunu ve lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğunu ispatlayamadığı " gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, " ... davacının Hazine lehine oluşan tapu kayıtlarının öncesinde 20 yıl zilyetliğini ispatlayamadığı ve ilk derece mahkemesince Hazine adına oluşan tapu kaydının oluşum tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46 ncı maddesi uyarınca zilyetlikle kazanım şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği " gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile mülk edinme şartlarının davacı lehine oluşmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; dosya kapsamından taşınmazın bulunduğu yörede toprak tevzi çalışmaları yapıldığı anlaşıldığı halde buna ilişkin bilgi ve belgeler ve varsa toprak tevzi haritası getirtilmemiş; bir arazinin niteliğinin, imar - ihyaya muhtaç yerlerden ise imar ihyanın tamamlandığı tarihin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olduğundan, bu kapsamda, davalı Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten (1965 yılı) 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin farklı evrelerde çekilmiş en az üç adet hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırılması gerekirken, bu döneme ilişkin olarak sadece 1963 yılına ait hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırılmış ve böylelikle hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış; taşınmazların evveliyatı, kullanım süresi, niteliği ve üzerindeki imar ihya işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarına ilişkin somut verilere dayalı açıklama içermeyen ziraatçi bilirkişi raporuyla yetinilmiş; fen bilirkişisinden, toprak tevzi paftası ile kadastro paftasının çakıştırması suretiyle taşınmazın toprak tevzi haritasındaki konumunu gösterir şekilde rapor ve kroki alınmamış; komşu parsellere ait tespit tutanakları ve varsa dayanak kayıtları getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okudukları belirlenmemiş ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri de denetlenmemiş, yetersiz bilirkişi raporları ile mahalli bilirkişi ve tanıkların soyut içerikli beyanları esas alınarak hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan toprak tevzii çalışmalarına ilişkin tüm evraklar ve bölgeye ilişkin toprak tevzi haritası dosya arasına getirtilmeli; komşu parsellere ait tespit tutanakları ve varsa dayanak kayıtları ile taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafı ile Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten ve tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin farklı evrelerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarından en az üç tanesi celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, taşınmazın kullanım durumunu bilebilecek yaşta, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ve taşınmazın bulunduğu köyde oturan şahıslardan ayrı ayrı oluşturulacak üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, sağ olmaları halinde belirtmelik bilirkişilerin tümü ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve önceki keşifte bulunanlar dışında üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında, öncelikle dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 20 nci maddesin uyarınca varsa haritası esas alınmak suretiyle, haritasının mevcut olmaması yada uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde sınırları esas alınmak suretiyle yöntemince uygulanarak dava konusu taşınmazın bu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı tereddütsüz olarak belirlenmeli; keşif mahallinde dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, bilinebilen en eski tarihten itibaren çekişmeli taşınmazın evveliyatındaki niteliğinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadığı, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren, hangi hukuki nedene dayalı olarak ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar - ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar- ihyalarının hangi tarihte tamamlandığı ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı ve yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmeli; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların önceki ve şimdiki nitelikleri, taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazlar arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığı, sınırında mera bulunup bulunmadığı, meradan açma olup olmadığı, sınırında mera bulunması halinde bu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, aralarında doğal yada yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, imar - ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar - ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususlarında, çekişmeli taşınmazı komşularıyla gösterecek şekilde değişik yönlerden gösterir renkli fotoğraflarını da içeren, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, toprak tevzi haritası ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazların her iki haritadaki konumlarını gösterir şekilde rapor ve kroki düzenlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar - ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar - ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; çekişmeli taşınmaz ve çevresinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde taşınmazın sınırları kabaca işaretlenmeli; çekişmeli taşınmazın, tespite esas toprak tevzi tapusunun kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, tespite esas tapu kaydının kaydının kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde ise tespit tarihine kadar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü ve 46/1 inci maddelerinde sözü edilen zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; dava konusu taşınmazın yüzölçümü 16.09.2017 tarihli komisyon kararıyla değiştiği halde, kadastro tespiti gibi tescile karar verilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA;

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.