WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/6154 E.  ,  2024/3295 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/590 E., 2022/399 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca re'sen yapılan düzeltme işlemi sonucunda tapuda ... adına kayıtlı bulunan Şanlıurfa ili ... ilçesi ...Köyü 230 parsel sayılı 16.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın yüzölçümü 34.131,60, metrekare olarak, 237 parsel sayılı 6000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın yüzölçümü 48.551,58 metrekare olarak düzeltilmiştir.

Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; yapılan düzeltme işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek iptali istemiyle ayrı ayrı dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davaların birleştirilmesi sureti ile yapılan yargılama sonucunda, " Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı Hazinenin toplulaştırma sahası içerisinde kalan dava konusu taşınmazların yüz ölçümünün düzeltilmesine ilişkin işlemin iptali talebinden kaynaklanmış ise de tapuda tescilli yüz ölçümü ile sayısal olarak hesaplanan yüz ölçümü farkının tecviz sınırları dışında kaldığı ve aradaki farkın planimetre çevrimine bağlı hesap hatasından ileri geldiği ve taşınmazın fiili kullanımının sonuca etkili olmadığı bu nedenle kadastro müdürlüğünün yüz ölçümü tashihine ilişkin işleminin doğru olduğu " gerekçesiyle verilen davanın reddine dair önceki karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/4592 Esas, 2018/2406 karar sayılı ilamıyla; " eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde " keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin, taşınmazların davalıların murisi Haçım adına 1970' li yıllarda tescilinden sonra sınırlarının değişmediğini beyan ettikleri, bilirkişiler tarafından düzenlenen 27/01/2022 ve 09/02/2022 tarihli bilirkişi asıl ve ek raporunda, düzeltme işlemi sonrası ortaya çıkan yüzölçümü farkının planimetre çevrimine bağlı hesap hatasından kaynaklandığının, taşınmazın tesis kadastrosunda belirlenen sınırları ile 04/02/2013 tarihinde yapılan düzeltme işlemi esnasında tespit edilen sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığının, davalıların murisi adına yapılan toprak tevzii esnasında kök tapu kayıtlarına göre yüzölçümlerinin tapuya işlendiğinin ancak, kök tapu kayıtlarında belirtilen sınırlara göre oluşan yüzölçümüne göre değil, dayanak tapu kayıtlarında belirtilen yüzölçümününün esas alınarak kayıtların oluşturulduğunun, dolayısıyla yapılan düzeltme işleminin Kadastro Kanunu ve Kadastro Sırasında Veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat Ve Hesaplamalardan ... Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunun, bu nedenle yapılan düzeltme işleminin doğru olduğunun belirtildiği " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozma ilamında açıklanan hususları içermediği ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazların tespitleri (tapulamaları) 1979 yılında yapıldığı halde, tespit tarihinden sonraki döneme ilişkin 1984 yılına ait hava fotoğrafı üzerinden zemin incelemesi yapılmış ve ilk tesis kadastrosu paftası ile 3402 sayılı Kanun' un 41 inci madde uygulaması sonucu oluşan paftanın çakıştırması ise yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa 3402 sayılı Kanun' un 41. maddesi uygulaması sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve 3402 sayılı Kanun' un 41. madde uygulamasına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, renkli fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli; keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, mevcut ise sınırlardaki ağaçların yaşları gibi hususlarda rapor düzenlemeleri istenilmeli; fen bilirkişisinden ise, denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uygulamasını denetlemesi istenmeli ve bu kapsamda, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uygulaması sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uygulamasında hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uygulaması sonucu oluşan paftasını çakıştırması ve fen bilirkişi haritasında, 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uygulamasında yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiğinin de gösterilmesi istenilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ:Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.