WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/6113 E.  ,  2024/2757 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/4 E., 2020/12 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, Ordu ili Mesudiye ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 232 ada 37 parsel sayılı 827,84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı ... ve müştereklerinin miras bırakanı ... adına tespit edilmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde; Ordu ili Mesudiye ilçesi ... Köyü 232 ada 37 parsel sayılıekişmeli taşınmazın 12.4.1944 tarihli ve 21 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kalmakta olup, murisi ...'ın bu kayda istinaden 1/4 payı bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 1/4 payının muris ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir.

Birleşen dava dosyasında davacı ... dava dilekçesinde; Ordu ili Mesudiye ilçesi Çaltepe Köyü 232 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 12/24 hissesinin 11.10.1984 tarihli ve 63 sıra numaralı tapu kaydı ile murisi ... mirasçıları ... ve ... ile kendisine, 12/24 hissesinin ise dava dışı ... mirasçılarına ait olup, ... mirasçıları ile aralarında ihtilaf bulunmadığı gibi, taşınmazın tespit maliki ... ile de ilgisi bulunmadığını ileri sürerek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... mirasçıları adına tescilini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin önceki tarihli kararı ile; "... davacılar ... ve ...'ın dayandığı tapu kayıtlarının mevki ve hudutları itibari ile dava konusu taşınmaz ile dava dışı 232 ada 35 ve 36 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı gibi, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmayıp, kadimden beri tarla olarak kullanıldığı, tapu kayıtlarının kapsamında bulunan taşınmazların zaman içerisinde taksim yolu ile 3 parçaya ayrıldıkları ve davacı tarafın dava dışı 232 ada 35 ve 36 parsel sayılı taşınmazlardan hak iddiasının bulunmadığı ve sözü edilen tapu kayıtlarına dayalı olarak davacı tarafa tespit edilen taşınmaz bulunmadığı..." gerekçesi ile davanın ... yönünden kabulüne, ... yönünden ise kısmen kabulüne, çekişmeli 232 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 28.03.2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 620,88 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı ... murisi ... adına, (B) harfi ile gösterilen 206,96 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise davacı ... murisi ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.02.2017 tarih ve 2016/12231 Esas, 2017/989 Karar sayılı ilamıyla; "...yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmadığı, her iki davacının dayandığı tapu kayıtları aynı sınırları okumakta olup, aynı taşınmaza ait olmalarının muhtemel olduğu, bu tapu kayıtlarından ...'ın dayandığı 12.4.1944 tarih ve 21 sıra numaralı tapu kaydının mahalli tapu müdürlüğü tarafından gönderilen tedavül kayıtlarında geldisinin Daimi 1313 tarih ve 11 sıra numaralı kaydı göstermekte, ...'ın dayandığı 11.10.1984 tarih ve 63 sıra numaralı kaydının geldisinin ise Haziran 1288 tarih ve 94 sıra numaralı kaydı gösterdiği, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından dosya içerisine gönderilen yazıda ise ... dayanağı kaydın geldisi olan Daimi 1313 tarih ve 11 sıra numaralı kaydın bulunamadığı, diğer davacının dayandığı 11.10.1984 tarih ve 63 sıra numaralı kaydın geldisi olan Haziran 1288 Yoklama tarihli ve 94 sıra numaralı kayda ise Eylül 1288 Yoklama tarihli ve 94 sıra numarasında rastlanıldığı belirtilerek bu tapu kayıt örneğinin dosya arasına gönderildiği, ancak Eylül 1288 Yoklama tarihli ve 94 sıra numaralı tapu kaydının maliki " ... ve ..." olarak belirtilmiş iken davacı ...'ın tutunduğu 11.10.1984 tarih ve 63 sıra numaralı tapu kaydının, iktisap sütununda "Taşınmazın ... 'nın malı iken intikalen davacı ... ve müşterekleri adına tescil edildiği" hususunun belirtildiğinin anlaşıldığı, şu halde davacı ...'ın tutunduğu tapu kayıtları birbirini doğrular nitelikte olmadığı gibi, diğer davacı ... dayanağı kaydın da doğru temele dayanıp dayanmadığı ve ne şekilde tedavül ettiğinin anlaşılamadığı, diğer taraftan İlk Derece Mahkemesince, tapu kayıt uygulamasına yönelik tanık ve bilirkişi sözlerinin de komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek denetlenmediği ve tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının somut olarak ortaya konulmadığı açıklanarak öncelikle; davacılar ... ve ...'ın dayandıkları iki ayrı kayıt birlikte değerlendirilerek siciller üzerinde uzman bilirkişiye tahkikat yaptırılmak suretiyle, ...'ın dayandığı 12.4.1944 tarih ve 21 sıra numaralı ve ...'ın dayandığı 11.10.1984 tarih ve 63 sıra numaralı tapu kayıtlarının geldi kayıtlarının belirlenmesi, 11.10.1984 tarih ve 63 sıra numaralı kaydın geldisi olarak gösterilen kayıt ile ilgili olarak yukarıda belirtilen çelişki üzerinde durulması, tapu kayıtlarının mevkii ve okunan sınırlarındaki benzerlik nedeniyle aralarında irtibat bulunup bulunmadığı, aynı kök kayıttan gelip gelmediklerinin araştırılması, bu surette alınacak rapor neticesinde tapu kayıtlarının doğru temele dayanıp dayanmadıklarının tespit edilmesi, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve uzman bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılması, tarafların dayandığı tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırların haritasında işaret ettirilmesi, tapu kayıt malikleri ile kayda dayanan davacı arasında ırsi ilişki olup olmadığının ilgililerin nüfus kayıtları ve veraset ilamları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla denetlenmesi, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde tasarruf edildiği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmsı, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, fen bilirkişisine uygulanan tapu kayıtlarının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının zemine uymaları durumunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun tespit tarihi itibari ile yürürlükte olan 13/B-c maddesindeki düzenleme doğrultusunda her kayıt için ayrı ayrı hukuki kıymetini koruyup korumadığı hususu üzerinde durulması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacıların dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza hudut ve mevkii itibariyle uyduğu ve tapu kaydında davacı ...'ın miras bırakanı ...'ın 168/1152 (7/48) payının, davacı ...'ın miras bırakanı ...'ın ise 288/1152 (12/48) payının olduğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle davacıların davasının ayrı ayrı kabulüne, çekişmeli 232 ada 37 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 12/48 payının ...; 7/48 payının ... ve 29/48 payının ise ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.