8. Hukuk Dairesi 2022/5780 E. , 2024/3404 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/13 E., 2022/5 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kocaeli ili Karamürsel ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 112 ada 29 parsel sayılı 9162,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 7210,36 metrekare yüzölçümlü olarak; müştereken davalılar ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 112 ada 7 parsel sayılı 8085,97 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, aynı ada ve parsel numarasıyla 9004,84 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait Kocaeli ili Karamürsel ilçesi ... Mahallesi 112 ada 29 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, bu azalmanın 112 ada 7 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski ... getirilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesinin 14.09.2020 tarihli ve 2020/704 Esas, 2020/2960 Karar sayılı ilamıyla; " Mahkemece öncelikle, taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının dosya arasına alınması, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " Dava konusu taşınmazların eski sınırlarının mahalli bilirkişiler tarafından keşif sırasında gösterildiği, tabi sınırların zaman içinde ortadan kalktığı, bu durumun gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporunda uydu fotoğrafları ile gösterildiği, taşınmazları ayıran sınırın kavisli sınır olmasına rağmen tesis kadastrosunda fiili sınırlar yerine düz bir hat halinde zemine uygun olmayan sınırlandırma yapıldığı, uydu fotoğrafları ile de tarım faaliyetinin tabi sınırları gösterdiği, durumun mahalli bilirkişi beyanları ile de teyit edildiği, bilirkişi kök ve ek raporu ile uygulama kadastrosunun zemine uygun olduğunun anlaşıldığı " gerekçesiyle, davanın reddine ve çekişmeli 112 ada 7 ve 29 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, teknik bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazların tesis kadastrosu zamanındaki zemin durumu dikkate alınarak yapılan uygulama kadastrosu ile tespit edilen sınırların doğru olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç, dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu tarihinden öncesine ait 2003 yılı uydu fotoğraflarının incelenmesinde, dava konusu taşınmazların müşterek sınırının kavisli olduğu ve mahalli bilirkişilerin keşifte beyan ettikleri şekilde aralarında belirgin bir setin ve sınırın bulunduğu ancak tesis kadastrosu sırasında kısmen kavisli olan sınır düz alınmak suretiyle hatalı sınırlandırma yapıldığı, 2014 yılından sonra taşınmazların müşterek sınırının değişime uğrayarak tesis kadastrosunda belirlenen sınıra dönüldüğü ve sınırdaki setin ortadan kalktığı, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırın eski tarihli hava ve uydu fotoğraflarına göre zeminle uyumlu olduğu, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırda hata bulunmadığı bildirilmiştir.
Ne var ki, söz konusu raporda, tesis kadastrosu sınırları ile uygulama kadastrosu sınırları çakıştırıldığı ve bu çakıştırmaya göre, tesis kadastrosu sınırları ile uygulama kadastro sınırlarının birbirine uymadığı ve davacıya ait 112 ada 29 parsel sayılı taşınmazda davalılara ait olan 112 ada 7 parsel sayılı taşınmaz lehine azalma olduğu görülmektedir. Mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi raporundan, dava konusu taşınmazların sınırında halihazırda davacının uygulama kadastrosundan bir süre önce tesis kadastrosu sınırına göre çektiği beton direkli tel avla bulunduğu anlaşılmakla birlikte, evveliyatında bu sınırın doğusunda fiili sınırın dikenlik ve yabani eriklerden oluşan doğal bir set olduğu beyan edilmiştir. Buna göre, tesis kadastrosu tarihinde dava konusu taşınmazlar arasında fiili kullanımdan kaynaklı oluşan sınır dışında sabit sınır sayılabilecek duvar, bina vb. Bir sınırın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı, uygulama kadastrosu ile eldeki mevcut tesis kadastrosu paftasından hareketle yeni pafta oluşturulacağı, dava konusu taşınmazlar arasında davacıya ait taşınmazı aleyhine azalma olduğu görülen kısımda, tesis kadastrosu sırasında sabit kabul edilebilecek her hangi bir sınırın mevcut olmadığı, buna göre, eldeki davada, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosu ile oluşan sınırların esas alınması gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirmesi sonucunda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!