8. Hukuk Dairesi 2022/5677 E. , 2024/3389 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/17 E., 2022/34 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Sivas ili ...ilçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 154 ada 3 parsel sayılı 632.29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile mirasçıları tespit edilemediğinden bahisle ölü ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine dava dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, Sivas ili ...ilçesi ...Köyü 154 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescili talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Mahkemece önceki tarihli Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesap hak oluştuğu, bu hakkın zedelenmemesi için Yargıtay bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiği, davacı Hazine'nin dayanağını oluşturan tapu kaydının mübadeleye tabi Rumlardan kalan yerlerden olduğundan bahisle idari yoldan tescil edildiği, davalı tarafın tapu kaydının ise kaçak ve yitik kişilerden metruk yerlerden olduğundan bahisle iskan sureti ile oluştuğunun anlaşıldığı, ayrıca dosyada bulunan fen bilirkişi raporuna ekli 04.07.1955 tarihli tutanak örneğinde de Hazine tapu kaydının oluşumdan bahsedildiği na...alındığında kayıtların haritasının bulunma ihtimali söz konusu olduğu açıklanarak, mahkemece bu yönde araştırma yapılarak her iki tarafın dayanağı olan tapu kayıtlarının oluşum belgeleri ve varsa haritaları dosya içerisine getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişilerin katılımı ile dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanması, uygulamada tapu kayıtlarının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunması halinde haritaya itibar edilmesi, tapu kayıtlarının haritasının mevcut olmaması ya da uygulama kabiliyetlerinin bulunmaması halinde tapu kayıtlarında yazılı sınırlar okunarak yerel bilirkişilerce tek tek göstertilmesi, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, uzman bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinin işaretlendiği, ayrıntılı harita düzenlettirilmesi böylece tapu kayıtlarının kapsamı ayrı ayrı belirlenerek, kayıtların iç içe geçmeleri halinde hangi kayda üstünlük tanınacağının tartışılması, her iki kaydın da kapsamı dışında kalan yerler bulunması halinde tanık bilgisine başvurularak zilyetlik araştırması yapılması bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " yapılan uygulamaya göre 15 sıra numaralı tapu kaydının 154 ada 3 parselin tamamını kapsadığının anlaşıldığı, ayrıca ahır sabit nokta alınarak tapu kaydının gayri sabit hudutlu olduğu kabul edilse dahi, yaklaşık 80 yılıdır dava konusu 154 ada 3 parselin kadastro sınırları ile birebir aynı zeminde davalılar tarafından malik sıfatı ile eklemeli zilyet olarak kullanıldığı, kaydın hudutlarında zilyetlikle kazanıma engel teşkil edecek bir alanın olmadığı böylece taşınmazı zilyetlik yoluyla da davacıların kazanabileceğinin açık olduğu, bu itibarla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği " gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!