8. Hukuk Dairesi 2022/5573 E. , 2024/412 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; .... Mahallesi çalışma alanında 2008 yılında yapılan kadastro çalışmalarında müvekkili olan davacılar ait tapulu taşınmazların 102 ada 1 orman parseli içinde bırakıldığını ileri sürerek, kadastro tespiti sonucu oluşan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili cevabında; hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının sadece kendi hissesine düşen kısmı isteyebileceğini, taşınmazın tapu kapsamında kalsa dahi orman ve orman bütünlüğünde olduğunu, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili ise cevabında; orman olan yerin kazanılamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " dava konusu 102 ada 1 parselin kadastro tutanaklarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 11 inci maddesine göre 11.09.2008 ile 10.10.2008 tarihleri arasında yapılan 30 günlük ilan süresi içerisinde Kadastro Mahkemesine dava açılmadığından 13.10.2008 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 15.10.2018 tarihinde açıldığı, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği " gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, " dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırı bir husus tespit edilmediği, Çaykara Orman İdaresinin 21.12.2018 tarihli müzekkere cevabı ekinde dosyaya sunulan askı cetveli ilanının asılmasına ve kesinleşmesine ilişkin belgeye göre kadastro tutanağının asılış tarihinin 10.09.2008, askı ilanının başlama tarihinin 11.09.2008, askı ilanını bitiş tarihinin ise 10.10.2008 tarihi olduğu, tasdik ve kesinleşme tarihinde hataya düşülmesinin sonucu etkilemediği, kadastro tutanağının altına yazılan 13.10.2008 tarihinin ise esasen tutanağın kesinleşme değil kesinleştirme işleminin yapıldığı tarih olduğu, bu durumda kuşkusuz tescil tarihi olarak onay tarihi değil Kanunun öngördüğü biçimde yazılması gereken tarihin kabul edilmesinin gerektiği, bu hususun Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.10.1983 tarihli ve 1983/8-3 sayılı kararının gereği olduğu, 10.10.2008 tarihinde kesinleşen tutanağa ilişkin on yıllık hak düşürücü sürenin 10.10.2018 tarihinde dolduğu ve bu tarihin hafta sonu ya da tatil gününe denk gelmediği, eldeki davanın ise on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 15.10.2018 tarihinde açıldığı " gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 11 inci maddesinde, 766 sayılı Tapulama Kanunu' nun (766 sayılı Kanun) 26 ncı maddesine uygun olarak askı ilan süresi 30 gün olarak kabul edilmiş, ancak 766 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde yer alan " 30 günlük itiraz müddeti yerlerine en son asılan cetvelin asıldığı tarihin ertesi gününden işlemeye başlar. " hükmüne bu maddede yer verilmemiştir. 3402 sayılı Kanunda, yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Kanun'un sürelerle ilgili ilkeleri aynen muhafaza edilmiş olup, 3402 sayılı Kanunda sürelerin hesabı ile herhangi bir hükme yer verilmemiş, bu konuyla ilgili olarak 47 nci maddeye istinaden çıkartılan Kadastro İlanları Hakkındaki Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde " Kadastro Kanunundaki usul, kazandırıcı zaman aşımı ve hak düşürücü süreler, 18 Haziran 1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 160 - 162 nci maddeleri gereğince hesaplanır. " hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan; Genel kural uyarınca da, özel kanunlarda bir hüküm bulunmadığında, yargılama ile ilgili sürelerin hesabında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan hükümler uygulanır. Buna göre, 3402 sayılı Kanundaki kazandırıcı zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin, yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Kanunda olduğu gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) ilgili hükümleri uyarınca hesaplanması gerekmektedir.
6100 sayılı Kanun'un 92 nci maddesinin birinci fıkrasında, " Süreler gün olarak belirlenmiş ise tebliğ veya tefhim edildiği gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter " hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, kadastro tutanağının askı ilanına çıkarıldığı ilk günün hesaba katılmayacağı anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu süre, askı ilan cetvellerinin asılması zorunlu olan yerlerde en son asılan cetvelin asıldığı günün ertesi gününden işlemeye başlar.
Aynı maddenin ikinci fıkrası ise, "Süre; hafta, ay veya yıl olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa, süre bu ayın son günü tatil saatinde biter. " hükmünü ihtiva etmekte olup, anılan Kanun'un 93 üncü maddesinde de "Resmi tatil günleri süreye dahildir. Sürenin son gününün resmi tatil gününe rastlaması halinde süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter. " hükmüne yer verilmiştir.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu 102 ada 1 parsele ait kadastro tutanağı incelendiğinde, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiği ve tutanağın, 11.09.2008 - 10.10.2008 tarihleri arasında askı ilana çıkarıltılarak 13.10.2008 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kanun'un 12/1 inci maddesinde, 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği belirtildiğine ve tutanağın askı ilanına çıkarıldığı tarihler gözetildiğinde, 30 günlük askı süresinin gün hesabı yapıldığında son güne karşılık gelen 11.10.2008 tarihinin resmi tatil olan Cumartesi gününe denk geldiğinin anlaşılmasına göre, kadastro tutanağına kesinleşme tarihi olarak takip eden ilk iş günü olan 13.10.2008 tarihinin yazılmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yine, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde, bu tutanaklarda belirtilen haklara , sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiş olup, somut olayda, çekişmeli taşınmaza ilişkin kadastro tutanağının, yukarıda açıklandığı üzere, askı ilan süresinin son gününün resmi tatile (Cumartesi gününe) denk gelmesi nedeniyle 13.10.2008 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılmış olması karşısında, 3402 sayılı Kanun' un 12/3 üncü maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin son gününün, az yukarıda açıklandığı gibi 10 yılın bitimindeki ay ve gün dikkate alınarak 13.10.2018 tarihine isabet ettiği, ancak bu tarihin de resmi tatil günü olan Cumartesi gününe denk gelmesi nedeniyle, 6100 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesi uyarınca bu sürenin, resmi tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda kadar uzayacağı ve buna göre de davanın, resmi tatili (cumartesi gününü) takip eden ilk iş günü olan 15.10.2018 Pazartesi günü çalışma saati sonuna kadar açılabileceği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafça 15.10.2018 tarihinde açılan eldeki davanın, 3402 sayılı Kanun' un 12/3 üncü maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 inci maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!