8. Hukuk Dairesi 2022/525 E. , 2024/3498 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/4 E., 2021/137 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine temsilcisi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., ... ve ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ...ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 1971 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın adlarına tescili istemiyle, 08.07.2014 tarihinde dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarihli ve 2019/4205 Esas, 2019/6236 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, "Dava TMK'nin 713/1. maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Bu maddeye göre bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Tescil konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının ilgili kurumlardan sorularak tapuya kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan harita mühendisi bilirkişinin raporunda; Davaya konu taşınmaza ilişkin olarak taşınmazın değişik tarihlerdeki hava fotoğrafları ve renkli ortofoto görüntüsünün incelenmesinden 1990 yılı itibariyle dava konusu taşınmazların bir bütün olarak imar ihya edildiği ve bugüne kadar zilyetlik faaliyetlerinin devam ettiği, tarımsal amaçlı kullanıldığı kanaatine varıldığı, Mahkememizce taşınmazın başında uzman bilirkişiler, mahalli bilirkişiler, taraflar huzurunda keşif yapıldığı, yapılan keşif sonucunda harita bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; Davaya konu taşınmaza ilişkin olarak taşınmazın değişik tarihlerdeki hava fotoğrafları ve renkli ortofoto görüntüsünün incelenmesinden 1990 yılı itibariyle dava konusu taşınmazların bir bütün olarak imar ihya edildiği ve bugüne kadar zilyetlik faaliyetlerinin devam ettiği, tarımsal amaçlı kullanıldığı belirlenmiş, mahalli bilirkişiler beyanlarında; dava konusu taşınmazları ... Muslu'nun oğulları davacıların kullandığını, bu yerin yaklaşık 45 seneyi aşkın süredir davacılar tarafından sulu tarım yani çeltik ekmek suretiyle kullanıldığını, davacıların burayı uzun yıllardır nizasız, fasılasız, hüsniyetle kullandığını, bu yerde Hazinenin, köy tüzel kişiliğinin, ormanın ve 3. kişilerin hak ve alakalarının söz konusu olmadığını, dava konusu yerin yaklaşık 35-40 sene önce ziraat arazisi haline getirildiğini, o tarihten bu yana çeltik ekildiğini, dava konusu taşınmazların bir yerden bölünme olmadığını, bir bütün halinde olduğunu, beyan etmişlerdir. Davalı hazine temsilcisi davaya konu yerin tespit dışı bırakıldığını belirtmiş ise de, davaya konu yere ait hava fotoğrafları bilirkişiler tarafından incelendiğinde taşınmazlar üzerinde dava tarihinden öncesi 1990 yılı itibariyle dava konusu taşınmazların bir bütün olarak imar ihya edildiği ve bugüne kadar zilyetlik faaliyetlerinin devam ettiği, tarımsal amaçlı kullanıldığı kanaatine varıldığı, ziraat bilirkişinin raporunda yaklaşık 30 yıl önce arazinin düzlenerek ekilip biçilmek suretiyle tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığı ve imar ihyanın 30 yıl önce tamamlandığı, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu kanaatine varıldığı anlaşılarak taraf beyanları, mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazların davacılar tarafından dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak kullanıldığının yerel bilirkişiler tarafından da ifade edildiği, uyuşmazlığın niteliğine göre yasal ilanların yapıldığı ilan sürelerinin dolduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu Sinop ili ...ilçesi ... Köyü ... oğlu Mahallesi yolaltı mevkiinde tarla vasfında olan doğusunda ..., batısında ... Muslu ve mirasçılarına ait 237 nolu taşınmaz, kuzeyinde ... ... ve müştereklerine ait 93 nolu taşınmaz güneyinde ...'a ait 399 nolu parseller olan taşınmazın Fen bilirkişisi ...'ün 04.11.2020 tarihli raporu ve rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 474,18 m2 ve (B) harfi ile gösterilen 7.714,85 m2 tarla vasfında tespit edilen yerlerin taşınmazın bulunduğu adada son parsel numarası verilerek, 1/3 hissesinin davacı ... adına, 1/3 hissesinin davacı ... adına, 1/3 hissesinin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle tescili istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsilcisinin dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!