8. Hukuk Dairesi 2022/5128 E. , 2024/3347 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/7 E., 2022/4 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ...ilçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 107 ada 241 parsel sayılı 6.899.981,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiası ile ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edildikten sonra, hükmen ifraz edilerek 107 ada 250, 251, 252 ve 253 nolu parsellere ayrılmıştır.
Davacı ... Keskin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 107 ada 253 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında, adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
Yargılama sırasında müdahil ... ve ... (bozmadan sonra), tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak taşınmazın tamamına yönelik olarak davaya katılmıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.06.2021 tarihli ve 2018/3769 Esas, 2021/5343 Karar sayılı ilamı ile, davacının temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; asli müdahillerin temyiz itirazlarının kabulü ile, ''... Müdahil vekilinin, çekişmeli 107 ada 253 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; müdahil ..., tapu kaydına dayanmasına rağmen, tapu kaydının ibrazı hususunda kendisine süre ve imkan tanınmamış ve böylelikle dayanak tapu kaydı getirtilip yöntemince uygulanmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında, müdahil vekilinden, dayandıkları tapu kaydının tarih ve numarasının ne olduğu sorulup bu husus açıklığa kavuşturulmalı, müdahil tarafa dayanak tapu kaydının ibrazı hususunda süre ve imkan tanınmalı, tapu kaydının tarih ve numarasının bildirilmesi ya da dosyaya ibrazı halinde, tapu kaydının varsa haritası, ifraz krokisi ve oluşum belgeleri ile tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli, komşu parsellere ait tespit tutanakları ve varsa dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, fen bilirkinin katılımıyla yeniden yapılacak keşifte, öncelikle teknik bilirkişi eliyle müdahil tarafın dayandığı tapu kaydının varsa krokisi/haritası zemine uygulanarak kaydın kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca öncelikle haritasına göre belirlenmeli; tapu kaydının krokisinin/haritasının bulunamaması veya uygulanamaması durumunda, tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli, bu yolla çekişmeli taşınmazın müdahilin dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız şekilde saptanılmalı; teknik bilirkişiye, keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır...'' gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde; her ne kadar müdahil ... dava konusu taşınmazın annesi ...'dan kaldığını iddia ederek davaya katılmış ve yargılama aşamlarında annesine ait tapu kayıtlarının olduğunu ve dosyaya ibraz edeceğini bildirmişse de verilen kesin süreler ve tapu kayıtlarını araştırması için verilen yetkiler sonucu herhangi bir tapu kaydı ibraz edemediği, tapu kayıtlarının tespiti için somut herhangi bir bilgi veremediği ve yapılan araştırmada da tapu kayıtlarına ulaşılamadığı gerekçeleri ile müdahil-davacılar ... ve ...'nın davasının reddine, dava konusu ...ilçesi ...Köyü 107 Ada 241 nolu parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile bu parselden ifrazen oluşan, ...ilçesi, ...Mahallesinde kain dava konusu taşınmazın 107 ada 253 nolu parsel adıyla, ham toprak vasfında 6833878. 80 m² yüzölçümüyle Hazine adına yeniden tapuya kayıt ve tesciline, 15.12.2017 tarihli rapor ve krokide; (A) (B) (D) (E) harfleriyle gösterdikleri alanlar dava konusu olmadığından, bu yerler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden asli müdahillerden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!