8. Hukuk Dairesi 2022/4986 E. , 2024/2621 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/9 E., 2022/86 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, Çanakkale ili Ayvacık ilçesi ... Köyü çalışma alanında ve tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan temyize konu çekişmeli eski 125 ada 8 parsel sayılı 12.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 357 ada 3 parsel numarasıyla 14.393.80 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait Çanakkale ili Ayvacık ilçesi Ahmetçe Köy eski 125 ada 7 (yeni 357 ada 5) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve bu eksikliğin davalıya ait yeni 357 ada 3 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.06.2021 tarihli ve 2018/1167 Esas, 2021/5094 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı; dosya arasına aldırılan teknik bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın yüzölçümünde uygulama kadastrosu sırasında meydana gelen farkın, yanılma sınırını aşan bir fark olduğu bunun tesis kadastrosu paftasının teknik nedenlerle yetersiz olması, parsel çevresindeki fazla kırıkların okunmaması, parselin kare/dikdörtgen olduğu varsayılarak sınırlandırma yapılması, tesis ve uygulama kadastrosu paftalarının üst üste getirilerek yapılan çakıştırmada sınırların birbirini teyit etmemesi nedenleriyle oluştuğu, ancak zemindeki çalı avlunun sabit olduğu belirtilmiş ise de, taşınmazın tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokisinde, yerel bilirkişi ve tanıkların tesis kadastrosundan önce de zeminde var olduğunu söyledikleri çalı setin gösterilmediği, dava konusu 357 ada 3 parsel ile davacı Hazine adına kayıtlı aynı ada 5 parsel arasında bulunan çalı avlu kalıntılarına ait 12.04.2014 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli fotoğraflardan, çalı setin sabit sınır olarak kabul edilmesinin de mümkün bulunmadığı, uygulama kadastrosu sırasında, eldeki mevcut tesis paftasından hareketle yeni pafta oluşturulacağından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu ... " gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; temyize konu 357 ada 3 parsel sayılı taşınmaz açısından açılan davanın kabulü ile teknik bilirkişiler tarafından hazırlanan 28.09.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokiler doğrultusunda krokide (A) harfi ile gösterilen 1.687.95 m2 yüzölçümlü yer ile yine krokide (B) harfi ile gösterilen 499.95 m2 yüzölçümlü yerin 357 ada 3 parsel sayılı taşınmaza eklenerek söz konusu bu 357 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 14.393.80 m2 yüzölçümlü olarak; 357 ada 5 nolu parselin ise (söz konusu 28.09.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokiler doğrultusunda bu kısma rapordaki A ve B harfleri ile gösterilen yerler eklenmekle taşınmazın yüzölçümünün 64.780.10 m2 olacağı belirtilmiş ise de) söz konusu raporda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerlerin bu parselden çıkartılarak 357 ada 5 nolu parselin yüzölçümünün kadastro tespitinde olduğu gibi 62.592.20 m2 olarak tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Oysaki bozma ilamına uyulmakla, taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça davanın kabulüne karar verilmesi gereğine değinilmiş ve her ne kadar İlk Derece Mahkemesince de, bu bozma ilamına uyulmak suretiyle " davanın kabulüne " karar verilmiş ise de, söz konusu hüküm, içeriği itibariyle bozma ilamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 28.09.2017 tarihli teknik bilirkişi raporu ve ekinde bulunan ve tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosunu çakıştıran krokinin incelenmesinde, davalıya ait parselin dört hududunun da davacı Hazineye ait taşınmaz ile çevrili olduğu ve davalıya ait 375 ada 3 parsel sayılı taşınmazın doğu ve güneyinde kalan bölümlerinin / sınırlarının uygulama kadastrosu tespitinin, tesis kadastrosuna aykırı olarak ve davacı Hazineye ait parselde (yeni 357 ada 5 parsel) azalmaya yol açacak şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Aynı bilirkişi raporuna ekli alan hesabı içeren diğer krokide ise, uygulama kadastrosunda hatalı olarak davalıya ait taşınmazın içerisinde ölçülüp tesis kadastrosuna göre ise davacı Hazineye ait parsele dahil olması gereken bölümler (A) ve (B) harfleri ile ve sırasıyla 1.687,95 ve 499,95 metrekare yüzölçümlü alanlar olarak gösterilmiştir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosu sırasında hatalı olarak davalıya ait 357 ada 3 parsel içerisinde tespit edildiği anlaşılan ve 28.09.2017 tarihli rapor ekindeki krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen sırasıyla 1.687,95 ve 499,95 metrekare yüzölçümlü alanların, davalıya ait 357 ada 3 parselden ifraz edilerek davacı Hazineye ait 357 ada 5 parsele eklenmesi suretiyle, taşınmazların buna göre oluşacak yüzölçümleri ile tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bu bölümlerin tekrardan davalı tarafa ait 357 ada 3 parsele eklenmesine karar verilmek suretiyle ve böylelikle Hazine aleyhine olacak şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!