WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAIRESI

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/4941 E.  ,  2024/3801 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/632 E., 2022/750 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/155 E., 2022/64 K.

Taraflar arasında Kayseri 8.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ile katılma yolu ile davacılıa vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesinde, davacılar ... ve ...'ün Kayseri'de kurulu Çerkes Bey İbni ... Bey Vakfı'nın Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, alınan bilirkişi rapora göre Çerkes Bey İbni ... Bey vakfının vakfıyesinde galle fazlası konusunda "Mumaileyh Vakıf Zikrolunan mevkufatı hayatında kendi nefsine ve öldükten sonra oğullarına, ve batnen bade batnin ve karnen bade karnin oğulları oğullarının aslahına ve bunların inkarazından sonra kızlarına, sonra kızlarının ilanihaye evladı, evladı evladına ve bunlarında inkirazından sonra medine-i münevverede kain fukaraya vakfettiği," şart koşulduğu, davacıların vakfın soyundan geldiklerini ve vakfıyede yazılı batın şartını sağladığından galleye müstehak vakıf evladı olduklarına dair raporu sunduğu, dosya içerisindeki alınan raporların birbirleri ile uyumlu olduğu, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile "davanın kabulü ile davacıların Çerkes Bey İbni ... Bey Vakfının galleden istifade eden vakıf evladı olduklarının tespitine" karar verilmiştir.

Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; muhtıraya rağmen gerekli harç ve giderleri yatırmadıkları için davacılar vekilinin kararı istinaf etmemiş sayılmasına, davalı ... vekilinin istinafı yönünden ise; Mahkemece dosya iki ayrı bilirkişiye tevdi edilerek rapor alındığı, dosya içerisindeki alınan bu raporların birbirleri ile uyumlu olduğu, daha önceden Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1138 Esas-2011/103 Karar sayılı ilamını temyizen inceleyen Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2010/2066 Esas-2010/3652 Karar sayılı ilamında eldeki davada davacı olarak yer alan ... ve ...'ün kardeşi ...'ün daha önce vakıfta mütevellilik yapan vakıf evladı ... oğlu ...’in torunu olduğuna vurgu yapıldığı, vakfiyedeki batın şartının davacıların amcası ... 'ün vefatı ile davacılar yönünden ortadan kalktığı, dolayısıyla dosyaya sunulan vakfiyeler, vakıfnamenin şahsiyet kayıt örneği, mazbutiyet kararı, evlat listesi ve veraset ilamı birlikte değerlendirildiğinde davacıların davalı vakıfla irtibatının ispatlandığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin davacıların Çerkes Bey İbni ... Bey Vakfının galleden istifade eden vakıf evladı olduklarının tespiti yönündeki karar usul ve esas yönünden dosya kapsamına uygun gerekçesi ile davalı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı ... vekili ile katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmişlerdir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğunu, davacıların müteveffa vakıf evladının kan bağı bulunan mirasçısı olmaları, kendilerinin de galleden istifade eden vakıf evladı oldukları anlamına gelmeyeceğini, arz ve izah edilen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Davacılar vekili katılma yolu ile verdiği temyiz dilekçesinde; davalarının kabul edilmesine rağmen lehlerine vekalet ücreti verilmediği gibi yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakıldığı ileri sürülerek kararın sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kısmına dair hükmün kaldırılarak davacılar lehine yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

1.Davacılar vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesi yönünden;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'da (6100 sayılı Kanun) yeni düzenleme ile getirilen istinaf yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.

6100 sayılı Kanun'un yargılama sitemine göre, İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararlarına karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu üzerine, tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz ... bulunmaktadır.

Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine aykırı olacaktır. Zira, istinaf mahkemesine götürülmeyen bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar, kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararın davacılar vekili tarafından istinaf edildiği, istinaf eden davacılar tarafından istinaf başvurusu sırasında yatırılması gereken istinaf harçlarının yatırılmaması üzerine mahkemesince davacılar vekiline usulüne uygun muhtıra çıkartılarak istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf karar harcı ile istinaf giderlerinin muhtıranın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması aksi halde istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edildiği ve bu muhtıranın davacılar vekiline 28.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davacılar tarafından istinaf harçlarının sürenin son günü olan 04.04.2022 tarihi mesai saati sonuna kadar yatırılmadığı, harçların 05.04.2022 tarihinde yatırıldığı tespit edildiğinden davacılar tarafından yapılan istinafın süresinde olmadığı anlaşılmış olmakla 6100 sayılı HMK.'nın 344 ve 352/1-ç maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davacılar vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz ... bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Davalı ... vekilinin temyizi yönünden;
2.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 Sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.2.Davalı ... Müdürlüğünün diğer temyiz itirazları yönünden;
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3 üncü maddesinde, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 6 ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.

Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma ... olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.

Bir vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.

Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, ... , İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.

Bu genel açıklamalar sonrası dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden özellikle dava konusu Çerkes Bey İbni ... Bey Vakfı'nın 985 Hicri (1577 Miladi) tarihli ve 996 Hicri (1588 Miladi) tarihli olmak üzere iki ayrı vakfiyesinin bulunduğu, galle fazlası evlada bırakılan 996 Hicri (1588 Miladi) tarihli vakfiyede galle fazlası vakıfın soyu tükenene kadar batın şartı ile batın şartı ile erkek evlatlara, erkek evladın soyu kesilirse kız evlatlara verilmesi şeklinde vakfın evlatlarına bırakıldığı, ancak 985 Hicri (1577 Miladi) tarihli vakfiyede; "...Vâkıf zikrolunan mevkufatını ebedi ve sermedi bir sadaki-i cariye olarak vakfı sahîhi şer'i ve habsi sarihi mer'i ile vakıf ve habis etti" denilerek galle fazlasının evlada bırakılmadığı, bu vakfiye ile kurulan vakfın hayri bir vakıf olduğu anlaşılmakla Mahkemece, yalnızca gallenin evlada bırakıldığı 996 Hicri (1588 Miladi) tarihli vakfiye yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, uygulama ve infazda çelişki oluşturabileceği düşünülmeden vakfın her iki vakfiyesini kapsayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasının HMK’nin 370/2 nci maddesi gereğince aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ
Açıklanan sebeplerle;
A.) Davacılar vekilinin katılma yolu ile verdiği temyiz dilekçesinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle REDDİNE,

B.)Davalı ... vekilinin temyizi yönünden;
B.1) Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

B.2.1)Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2.2) nolu bentte açıklanana nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı hüküm fıkrasının (1.) bendi son paragrafındaki "...Vakfının" kelimesinden sonra gelmek üzere " 996 Hicri (1588 Miladi) tarihli vakfiye yönünden" ibaresinin hükme eklenmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 370/2 nci maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA,

B.2.2) Davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (2.1) nolu bentte açıklanana nedenlerle REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.