8. Hukuk Dairesi 2022/4530 E. , 2024/2921 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/96 E., 2022/7 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasında birleşen dosyada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak ve birleştirme kararı verilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kırklareli ili Babaeski ilçesi ... Köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 46 ve 50 parsel sayılı 10500 ve 25.875 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, sırasıyla 119 ada 8 ve 23 parsel numaralarıyla 10.199,62 ve 25.534,93 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 49 parsel sayılı 9.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 7 parsel numarasıyla 9.587,25 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 45 parsel sayılı 28.750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 9 parsel numarasıyla 28.918,06 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 48 parsel sayılı 3.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 11 parsel numarasıyla 3.650,30 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 42 ve 44 parsel sayılı 5.000, 4.375 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, sırasıyla 119 ada 15 ve 13 parsel numarasıyla 5.945,42, 4.887,58 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 41 parsel sayılı 5.625 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 16 parsel numarasıyla 5.957,21 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 10 parsel sayılı 4.095 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 22 parsel numarasıyla 4.758,05 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 15 parsel sayılı 2.498 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 49 parsel numarasıyla 2.684,33 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili; ana dosyada, uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait 119 ada 23 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, bu azalmanın 119 ada 7, 11, 13, 15,16, 22 ve 49 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek; bozma sonrası birleştirilen dosyada ise uygulama kadastrosu sırasında Hazine'ye ait 119 ada 8 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, bu azalmanın 119 ada 7, 9 ve 11 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek dava açmıştır.
Birleşen dosyada İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/4253 Esas, 2019/8326 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Dava konusu 119 ada 7 ve 11 parsel sayılı taşınmazların Kadastro Mahkemesi'nin 2013/96 Esas sayılı dava dosyasında da dava konusu olmaları nedeniyle Kadastro Mahkemesi'nin 2013/96 Esas sayılı dava dosyası ile temyiz incelemesine konu dava dosyasının birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesi, bundan sonra Mahkemece, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle inceleme ve araştırma yapılması, tesis paftasında herhangi bir hata varsa sebebi tespit edilerek, bu hatanın giderilmesi halinde ortaya çıkan sınır, fiili kullanım sınırına uygun ve uygulama kadastrosunda da bu sınır esas alınmış ise yapılan uygulama kadastrosuna değer verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak tesis paftasında ve paftanın uygulanabilirliliğinde bir hata bulunmaması halinde ya da mevcut teknik belgelere göre tesis paftasının yeniden uyarlanarak olması gereken sınırlar belirlendiğinde, fiili kullanım sınırı buna uygun değilse uygulama kadastrosu ile mülkiyet ihtilafları canlandırılamayacağından fiili kullanım sınırlarına değil tesis paftasına itibar edilmesi gerektiğinin göz önünde bulundurulması" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak ve dosyalar birleştirilerek; "Davacıya ait 119 ada 23 parselin (eski 50 parsel) uygulama kadastrosunda yüzölçümünün 329,48 metrekare azaldığı, davalı 119 ada 7, 11, 13, 15, 16, 22 ve 49 parseller ile dava konusu parselin hudutlarının sabit sınır verildiği, dava konusu 119 ada 8 parselin (eski 46 parsel) uygulama kadastrosunda yüz ölçümünün 208,09 metrekare azaldığı, davalı 119 ada 7, 9 ve 11 parseller ile ile dava konusu parselin hudutlarının sabit sınır verildiği, uygulama kadastrosunda verilen sabit sınırın dosya kapsamında mevcut 1965 tarihli hava, 1965 ve 2013 tarihli ortofotolar ile uyumlu olduğu, gerçekten de bilirkişilerin 13/07/2021 ve 29/11/2021 tarihli raporlarının ekinde sundukları hava ve ortofotoların altlık olarak kullanıldığı tesis ile uygulama kadastro paftalarının çakıştırıldığı krokiler incelendiğinde taşınmazların tesis kadastrosundaki durumunun güncelleme çalışmaları ile oluşturulan sabit sınırla daha uyumlu olduğu, dava konusu parsellerin günümüzde mevcut sınırlarının tesis kadastrosunda da mevcut olduğu, taşınmazların sınırında değişiklik olmadığının anlaşıldığı, tesis kadastrosu paftasının yetersiz olduğu, uygulama kadastrosunda paftanın sabit sınıra göre yenilenmesinin doğru olduğu, ancak birleşen dosyada verilen önceki kararın Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine bozulduğu, kararın sadece davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi nedeniyle davacı Hazine yararına usuli müktesep hak oluştuğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 119 ada 23 parsel yönünden açtığı davanın reddine, çekişmeli 119 ada 13, 15, 16, 22, 23 ve 49 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tesciline, davacının 119 ada 8 parsel yönünden açtığı davanın kabulüne, çekişmeli 119 ada 7, 8, 9 ve 11 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitinin iptali ile 17.08.2015 tarihli fen bilirkişileri raporuna ekli kroki-4'te tanzim edildiği şekilde 119 ada 7 parsel sayılı taşınmazın "C-D" ile gösterilen 16,87 metrekarelik kısmının 119 ada 7 parsel sayılı taşınmazdan, 119 ada 9 parsel sayılı taşınmazın "E" ile gösterilen 157,60 metrekarelik kısmının 119 ada 9 parsel sayılı taşınmazdan, 119 ada 11 parsel sayılı taşınmazın "D-A+B" ile gösterilen 64,21 metrekarelik kısmının 119 ada 11 parsel sayılı taşınmazdan iptal edilerek 119 ada 8 parsel sayılı taşınmaza "E-A+B+C" ile gösterilen şekilde 238,68 metrekare olarak eklenmek sureti ile, 119 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 9.570,38 metrekare, 119 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 10.438,30 metrekare, 119 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 28.760,46 metrekare, 119 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 3.586,09 metrekare olarak tapuya tesciline karar verilmiş; davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; teknik bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazların tesis kadastrosundaki durumunun uygulama kadastrosu ile oluşturulan sabit sınırla daha uyumlu olduğu, dava konusu parsellerin mevcut sınırlarının tesis kadastrosu sırasında da bulunduğu, taşınmazların sınırında değişiklik olmadığı, uygulama kadastrosu ile tespit edilen sınırların doğru olduğu, ancak birleşen dosyada çekişmeli 119 ada 7, 8, 9 ve 11 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili verilen önceki kararın sadece davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi nedeniyle davacı Hazine yararına usuli müktesep hak oluştuğu gerekçesi ile çekişmeli 119 ada 13, 15, 16, 22, 23 ve 49 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 119 ada 7, 8, 9 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; varılan sonuç, dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Öncelikle; İlk Derece Mahkemesi'nin, çekişmeli 119 ada 7, 8, 9 ve 11 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili verilen önceki kararın sadece davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi nedeniyle davacı Hazine yararına usuli müktesep hak oluştuğu yönündeki hukuki değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, usuli müktesep haktan söz edilebilmesi için ortada denetime elverişli ve infazı kabil bir hüküm bulunması gerekir. Bu taşınmazlara ilişkin olarak hükme esas alınan 17/08/2015 tarihli fen bilirkişilerine ait rapor ve hükümde harfler arasında kullanılan "+, -" işaretlerinden hangi kısmın hangi taşınmazdan ifraz edilip eklendiği anlaşılamamaktadır. Bu husus açıklığa kavuşturulmadan, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan; 13.07.2021 ve 29.11.2021 tarihli teknik bilirkişilerin raporuna ekli, taşınmazların ada ve parsel bazında çakıştırılmış durumunu gösteren haritalar incelendiğinde, "teknik evraklara göre oluşturulan sınır" olarak gösterilen sınırla kastedilenin ne olduğu, tesis kadastro sınırının mı kastedildiği anlaşılamamakla birlikte bu sınır ile uygulama kadastrosu sınırlarının birebir örtüşmediği görülmektedir. Ayrıca, mahkemece yapılan keşif gözlemi, beyanlar ve raporlardan davacı Hazine taşınmazları ile davalı taşınmazlar arasında kullanımdan kaynaklı sınır dışında tesis kadastrosu sırasında da sabit kabul edilebilecek her hangi bir sınırın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; İlk Derece Mahkemesince, harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan önceki tarihli bozma ilamında da detaylı şekilde açıklandığı üzere, denetime elverir şekilde, çakıştırmayı gösterir krokiler üzerinde tesis kadastrosu sınırı ile uygulama kadastrosu sınırı olduğu açıkça belirtilmek suretiyle yeniden rapor alınmalı, ayrıca davacı Hazine yönünden usuli müktesep hak oluşturduğu değerlendirilen hükme esas 17.08.2015 tarihli fen bilirkişilerine ait raporda hangi parselden ne miktarda yer ifraz edilerek hangi parsele eklendiği yönünde açıklama istenmeli, uygulama kadastrosu ile eldeki mevcut tesis kadastrosu paftasından hareketle yeni pafta oluşturulacağı, tesis kadastrosu sırasında taraflara ait taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek herhangi bir sınırın bulunmadığı, buna göre, eldeki davada, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosu ile oluşan sınırların esas alınması gerektiği gözetilerek, denetime elverişli ve infazı kabil karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!