WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/4305 E.  ,  2024/4465 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/80 E., 2021/94 K.
DAVACI-BİRLEŞEN 2013/315
DAVA TÜRÜ : Kadastro tespitine itiraz
DAVA TARİHİ : 05.07.2013
KARAR : Asıl ve birleşen davanın reddi

Taraflar arasındaki uygulama kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl dosya davacısı Hazine vekili ile birleşen dosya davacısı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
1966 yılında yapılan kadastro çalışmalarında fundalık olması nedeni ile tespit harici bırakılan ve 2012 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine istinaden yapılan tescil harici yerlerin kadastrosu sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 128 ada 8 parsel sayılı 11.122,23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağında 20 yılı aşkın süredir ... kullanımında olduğu ve üzerindeki muhdesatın ...'ya ait olduğundan söz edilmiş, tutanağın beyanlar hanesinde de taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının ...'ya ait olduğu belirtilmek suretiyle zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, tespite yapılan itiraz komisyonca reddedilmiştir.

Davacı Hazine vekili, zeytinli tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilen 128 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 20 yılı aşkın süredir ... kullanımında olduğu ve üzerindeki muhdesatın ...'ya ait olduğu ve tutanağın beyanlar hanesinde de "taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının ...'ya ait olduğu..." yönündeki şerhin iptalini istemiştir.

Hazinenin açtığı davanın davalısı ... vekili birleşen dava ile, zeytinli tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilen 128 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davacı adına tescilini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda, davacı Hazinenin davasının reddine, davalı-birleşen dosya davacısı ...'nın davasının kabulüne, çekişmeli 128 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine mahkeme kararı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.12.2015 tarihli ve 2015/18010 Esas, 2015/14464 Karar sayılı ilamı ile onanmış, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi üzerine bu defa aynı Dairenin 29.04.2016 tarihli ve 2016/569 Esas, 2016/4951 Karar sayılı ilamı ile; eksik araştırma nedeni ile onama ilamı kaldırılarak mahkeme kararını bozulmuştur. Bozma ilamına karşı Mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine ise, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.04.2018 tarihli ve 2017/16-2748 Esas, 2018/983 Karar sayılı ilamı ile; "...Öncesi tespit harici bırakılıp imar ve ihyaya muhtaç olan bu tür yerlerin koşulların bulunması hâlinde zilyetlikle kazanılması mümkündür. Ancak mahkemece yapılan keşifte bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların sözleri soyut nitelikteki sözlerden ibaret olduğu gibi taşınmazın niteliği ile ilgili alınan esas ve ek ziraat bilirkişi raporları da teknik ve bilimsel verilerden uzak, birbiri ile çelişkili ve soyut olarak hazırlanmış, taşınmazın tespit harici bırakılma nedeni ve tarihi Kadastro Müdürlüğünden sorulmamış, ayrıca tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi eliyle inceleme yaptırılması gerekirken, harita mühendisi bilirkişi tarafından hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilemez.
Hâl böyle olunca önceki bilirkişiler dışında seçilecek 3 kişilik ziraat mühendisinden oluşan ziraatçi bilirkişi kurulu, bir harita mühendisi bilirkişi ve dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler ve tarafların göstereceği tanıkların tümü hazır olduğu hâlde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmazın öncesinde tespit harici alan olduğu göz önünde bulundurularak imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, harita mühendisi bilirkişiden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü (özellikle bitkilerin aşı yaşları), imar ve ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir, önceki bilirkişinin esas ve ek bilirkişi raporlarını irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, üç kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş üç adet hava fotoğrafının (özellikle iktisaba elverişli en yakın tarih olan 1995 yılı hava fotoğrafı) stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, mümkün olduğu takdirde (1995 yılı öncesine ilişkin) taşınmazda imar ve ihya tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını belirtir şekilde rapor alınmalı, böylece tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davalı-birleşen davacı yararına gerçekleşmiş olup olmadığına ilişkin olarak tüm deliller değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
O hâlde Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, bozma kararında gösterilen nedenlerle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı..." olduğu gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme sonucu, "taşınmazın 1986 yılından itibaren davalı-birleşen dosya davacısı ...’nın zilyetliği altında bulunmasına rağmen çalı ve maki temizliğinin kısmen yapıldığı, taşların ve kayaların kısmen temizlendiği büyük çoğunluğunun
temizlenmediği, toprak yapısının iyileştirilmediği, işlenip sürülmediği, delice zeytinlerin bir
kısmının aşılanması ve mahsullerinin toplanması dışında tarımsal faaliyet yapılmadığı,
zeytin ağaçlarının çok sık ve gelişimlerinin zayıf olduğu bu nedenlerle verimlerinin düşük olduğu, yeterince emek ve masraf yapılmadığı, taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanmadığı gerekçesi ile ...'nın açtığı davanın sübut bulmadığından reddine, davacı Hazine tarafından açılan şerhin iptali davasının reddine, ... Büyükşehir Belediyesi ve Menderes Belediyesi'nin davalı taraf sıfatı bulunmadığından aleyhlerine açılan davanın husumet yönünden reddine" karar verilmiş; hüküm, davacı-birleşen dosya davalısı Hazine vekili ile birleşen dosya davacısı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.

Hazine tarafından açılan dava, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında davalı lehine verilen tutanağın beyanlar hanesindeki muhdesat şerhinin iptali; birleşen dava ise kazandırıcı zamanaşım zilyetliğine dayalı olarak taşınmazın muhdesat sahibi adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı-birleşen dosya davalısı Hazine vekili ile birleşen dosya davacısı ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davacı-birleşen dosya davalısı Hazine vekili ile birleşen dosya davacısı ... mirasçıları vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.