8. Hukuk Dairesi 2022/3982 E. , 2024/2128 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN :
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili ile asli müdahiller Vakıflar İdaresi vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asli müdahiller Vakıflar İdaresi ve ... vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İstanbul ili Beyoğlu ilçesi Tomtom Mahallesi çalışma alanında 1937 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 325 ada 80 parsel sayılı 5275,58 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle Fransız Sefareti adına tespiti yapılarak komisyona sunulmuş olup, gayrimenkulün Fransız Hükümeti adına mı, yoksa Fransız Sefareti adına mı tescili gerekeceği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili 24.02.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili Beyoğlu ilçesi Tomtom Mahallesi 325 ada 80 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin 1937 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında boş bırakıldığını, taşınmazın 1284 yılında Fransa Eytemhanesi inşa edilmek üzere Fransız Sefarethanesine tahsis edildiğini, bir süre Sör de la Şarite Rahipleri himayesinde mektep ve yetimhane olarak kullanıldığını, 1936 yılında okulun kapatılması ve yetimhanenin Bebek'te bulunan Fransız yetimhanesine taşınması nedeniyle boşaltıldığını, kullanımının Fransız Konsolosluğunca üzerindeki binaların kiralanması, kira bedellerinin tahsili şeklinde sürdürülmesi ve taşınmazın intifa hakkından Saint Benoit Fransız Lisesi'nin yararlanmasına karşın, bugüne kadar malik hanesinin doldurulması için hiç kimse tarafından dava açılması yoluna gidilmediğini ileri sürerek, taşınmazın malikinin tespitini, herhangi bir malik tespit edilmemesi veya tespit edilecek maliklerinin mirasçısız öldüklerinin anlaşılması halinde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18 inci maddesi uyarınca malik hanesinin Hazine adına doldurulmasını talep etmiştir.
Yargılama sırasında Fransa Cumhuriyeti Devletini temsilen İstanbul Başkonsolusluğu vekili 17.6.2015 tarihli dilekçesi ile; çekişme konusu taşınmazın 26 Zilhice 1284 ve 7 Muharrem 1288 tarihli Ferman_ı Seniyyeler ve 27 Rebiulevvel 1283 tarihli tezkere içeriğinden anlaşıldığı üzere Fransa Uyruklu Fransuva Eksaviye Lobri 'ye ait iken bir kısmının Osmanlı Hazinesi tarafından satın alınmak ve diğer kısmının ise ilgili şahıs tarafından bağışlama suretiyle taşınmazın tamamının yetimhane inşası için Fransa Sefaretine terk edildiği ve padişah iradesiyle de taşınmazın tapu senedinin Fransa Sefareti adına düzenlenmesine karar verildiği, tahsis sonrasında ilgili taşınmazda gerçekten bir yetimhane inşa edildiği ve bu yetimhanenin 1934 yılına kadar Soeur de la Charite Rahibeleri tarafından işletildiği, bu tarihten sonra da yetimhanenin Bebek'e taşındığı, akabinde çekişme konusu taşınmazın kiraya verilebilen bölümlerinin Fransa Devleti tarafından verilen yetkiyle bahsi geçen rahibeler eliyle kiraya verilmek suretiyle Fransa Devletinin tasarruf ve zilyetliğinde bulunmaya devam ettiği, kadastro komisyonunun 28.06.1941 tarihli kararı uyarınca 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 3 üncü maddesi gerekçe gösterilmek suretiyle taşınmazın malik hanesinin açık bırakıldığı, müvekkilinin hem kadastro öncesinde hem de kadastro tespit tarihinden günümüze kadar nizasız fasılasız taşınmazın zilyedi olduğu iddiasıyla, taşınmazın Fransa Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından temsil edilen Fransa Devleti adına tespit ve tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Asli Müdahil Vakıflar İstanbul 1 inci Bölge Müdürlüğü vekili müdahale dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Sultan Ahmet Hanı Evvel Hazretleri ve Evkaftan Mazbut Hazinedar Şehriyari Masumiye Huri Usta vakfı adına tescili gerektiğini ileri sürerek davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davada öncelikli olarak çözülmesi gereken uyuşmazlığın, dava konusu taşınmazın malik hanesinin hatalı şekilde boş bırakılması, başka bir deyişle kadastro işleminin hataen tamamlanmaması halinde ne şekilde karar verilmesi gerektiği noktasında toplandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesinde de kadastro mahkemelerinin, " (A) 10 uncu maddeye göre kadastro komisyonu tarafından gönderilen tutanaklara ait davaları, (B) 11 inci maddede belirtilen askı ilanı içinde açılan davaları, (C) Mahalli hukuk Mahkemelerinden 27 nci madde uyarınca Kadastro Mahkemesine devredilen dava ve dosyaları, (D) Kadastro Mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıkları" çözeceğinin belirtildiği, 3402 sayılı yasanın 10. maddesinde "Aynı kuvvet ve mahiyetteki belgelerin uygulanmasında sonuca varılamayan veya çözümü kanunlarla mahkemelerin takdirine bırakılan konular, kadastro komisyonu tarafından gerekçe gösterilmek suretiyle tutanak ve ekleri ile birlikte kadastro mahkemesine devredilir." hükmü bulunduğu, anılan yasanın 27 nci maddesinde de "Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur." ifadesinin geçtiği, bu maddenin son fıkrasında ise, "Hakim, usul ve şekle ilişkin eksiklikler sebebiyle tutanakları kadastro müdürlüğüne iade edemez." denilerek, başka bir anlatımla, iade edilemeyecek sebepleri tahdidi olarak saymak suretiyle, esastan kaynaklanan hatalar nedeniyle kadastro tutanağının iade edilmesine imkan tanındığı, kadastro mevzuatına göre kadastro işlemlerinin tamamlanabilmesi için, Kanunda yer alan sebeplere dayanılarak ve gerekçelendirilerek, dava konusu taşınmaz davalı sayılarak kadastro tutanağının kadastro mahkemesine devredilmesi gerekmekte ya da malik, yüzölçümü, vasıf vb. hususların tespitini takiben askı ilanına çıkarılması gerekmekte olup, anılan usullerin gerçekleştiğinin tespitinin gerektiği, bu şartların sağlanmaması halinde ise, kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlandığını kabul etmenin mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazın 26.10.1937 tarihli tutanak aslının incelenmesinde " 325 ada 80 nolu parsel numaralı olarak tahdidi yapılan yer «Kargir altı dükkan ve bir fırın ve mektep ve bahçesi" vasfında Vakıf nevii olarak 8 K.sani 328 tarihli 15223 yevmiye nolu 1730 ve 1731 nolu tapu kayıtlarına dayalı olarak ve Fransa Sefareti adına olmak üzere tespiti yapılarak komisyona sunulduğu, komisyon incelemesinde, bir kıta bostanın satın alınarak Avusturya Sefaretine mektep inşaası için, Fransız sefaretine de yetimhane yapılmak için bırakıldığı, ancak yetimhane inşaası şartına bağlı olan taşınmazda yetimhane inşaa edilmediği, taşınmazın Senbanuva Okulu tarafından tütün deposuna kiraya verildiği .. vs hususlar dile getirilerek tespit ve tescilinde tereddüt hasıl olduğundan soru konusu edildiği, tapu Kadastro Umum Müdürlüğü ve Hariciye Vekaleti ve Kadastro Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğü ile İstanbul Vilayeti arasında bir çok defa yazışmalar olduğu, neticeten yazışmalarda sonuç olarak tescile yönelik cevap alınmaması gerekçe gösterilerek taşınmazın malik hanesinin 2644 sayılı tapu kanunun 3. maddesi gereğince açık bırakıldığı, 2644 sayılı kanunun 3 üncü maddesinin "Mevcudiyetleri Türkiye Cumhuriyeti Hükümetince tanınmış olan yabancılara ait dini, ilmi, hayri müesseselerin fermanlara ve Hükümet kararlarına müsteniden sahiplendikleri gayrimenkuller bu belgelerin sınırları dışına çıkmamak ve Hükümetin izni alınmak şartile müesseselerin hükmi şahsiyetleri namına tescil olunabilir" hükmünü amir kıldığı, ancak bu konuda mahkeme tarafından malik hanesinin doldurulmasının zaruri olmadığı, başka bir deyişle, kadastro çalışmalarında, dava konusu taşınmaz hakkında bir dava olmamasına rağmen, kadastro müdürlüğünün idareyle yapmış olduğu yazışmalardan cevap alamaması nedeniyle kadastro işlemlerinin tamamlanmadığının tespit edildiği, sonuç olarak somut olayda tamamlanmayan kadastro çalışmaları neticesinde malik hanesinin açık bırakılmasına yönelik hatalı idari tasarruf sonucunda, kadastro işlemlerinin tamamlanmadığının kabul edilmesinin gerekeceği, somut olay açısından, öncelikle kadastro işlemlerinin usulünce tamamlanması gerektiği..." gerekçesiyle kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili ile asli müdahiller Vakıflar İdaresi vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce, istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, asli müdahiller Vakıflar İdaresi vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, tespit tarihinde yürürlükte olan 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahrir Kanunu'nun 22 nci maddesinin (H) bendi de dikkate alındığında, kadastro tespiti sırasında kadastro tutanağının malik hanesinin açık bırakılmasının hukuken mümkün bulunmadığının ve bu nedenle kadastro işlemlerinin tamamlanmadığının anlaşılmış olmasına ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller Vakıflar İdaresi vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden asli müdahillerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!