8. Hukuk Dairesi 2022/3954 E. , 2024/3420 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/791 E., 2022/434 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/320 E., 2021/143 K.
Taraflar arasındaki galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı ...'ın Siirt'te kurulu Mülhak ... ... Ağa Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı ile vakfeden arasında soybağı bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya kapsamına göre, davacının vakıf kurucuları ile irtibatını gösterir herhangi bir belge veya mahkeme kararı bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da; vakıfta mütevellilik yapmış ..., ... ve ... ile tanık beyanlarından davacı ile akrabalık bağının bulunduğu belirtilmişse de incelenen nüfus kayıtlarından bu hususun anlaşılamadığı, dosyada bulunan belgelere yeni örnekleri sağlanan mahkeme kararlarına göre davacının vakfedenle veya yöneticilik yapan aynı soyadlı kişilerle soybağı ve hangi batında vakıf evladı olduğunu tespit edilemediğinin belirtildiği, ayrıca, bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilmiş kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme kararına göre tevliyeti evlada bırakılmış vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince akrabalık ilişkisinin kurulması gerekli olduğu, böyle bir bağlantı elverişli delilerle kanıtlanmadıkça tesbite karar verilemeyeceğinden, davacının iddiasının kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek davacı ile vakfeden arasında soybağı bulunması, dolayısıyla davacının vakıf evladı olmasına rağmen bunun ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, vakıf evladı olduğuna dair tespit içeren mahkeme kararı bulunanlarla davacı arasındaki akrabalık ilişkisinin nüfus kayıtlarından takibi ile tespiti mümkün iken, sadece vakfa önceden mütevellilik yapanların nüfus kayıtlarından hareketle bağlantı kurulamamasının ancak eksik incelemenin sonucu olabileceği, tanık beyanlarından ayrıntılı olarak anlaşıldığı halde, nüfus kayıtlarıyla bağlantı kurulması son derece mümkün iken eksik inceleme ve araştırma ve buna bağlı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı, sunulan ve resen gözetilecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!