WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/382 E.  ,  2024/4176 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/198 E., 2021/252 K.
KARAR : Davanın usulden reddine

Taraflar arasında tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince onanmış, onama ilamına karşı karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince karar düzeltme talebinin kabulüne, onama kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Ordu ili Ulubey ilçesi Refahiye Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı 3.837.524,94 m² yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğinde, 213 ada 1 parsel sayılı 758,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise fındık bahçesi niteliğinde davalı Hazine adına tapuda kayıtlıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı ... İdaresi adına yazıldığını, dava konusu yere ilişkin Refahiye Köyü, ... Mevkii 04.11.1964 tarihli ve No: 26, C: 101, S: 21'de kayıtlı tapu kaydının dava konusu yere ilişkin olduğunu, dava konusu yerle ilgili Orman Kanununa muhalefet suçundan davacı hakkında dava açıldığını ve davacının beraat ettiğini, yine Ulubey Sulh Hukuk Mahkemesinin 1986/68 Esas,1988/52 Karar sayılı ilamı ile Orman İdaresinin ilgili yerden men edildiğini iddia ederek, davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 05.04.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu 101 ada 1 parsel ve 213 ada 1 parsel nolu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.11.2015 tarihli ve 2013/212 Esas, 2015/709 Karar sayılı ilamıyla davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.10.2017 tarihli ve 2016/3238 Esas, 2017/8083 Karar sayılı ilâmı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davacı tarafın karar düzeltme yoluna başvurması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.04.2018 tarihli ve 2018/161 Esas, 2018/2518 Karar sayılı ilâmı ile karar düzeltme talebinin kabulüne, onama kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamında özetle; ''02.06.2015 tarihinde yapılan keşif sırasında mahalli bilirkişiler eliyle yapılan tapu uygulamasının yeterli olmadığı, tapu kaydının sınırlarının tam olarak belirlenmediği, davacı tarafın dayandığı Ulubey Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/46 Esas, 2010/116 Karar sayılı dosyası ile Ulubey Sulh Hukuk Mahkemesinin 1986/68 Esas, 1998/52 Karar sayılı dosyasının getirtilip keşifte krokileri uygulatılarak aynı yer olup olmadığının tespit edilmesi, 04.11.1964 tarihli ve No: 26, C: 101, S: 21 numaralı tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm gitti ve münakale kayıtlarının, tedavüllerinin ve varsa revizyonlarının getirtilmesi ve yeniden keşif yapılarak tapu kaydının en son malikleri ile davacılar arasındaki îrsî veya akdî illiyet bağı kurulması'' gereğine değinilmiştir.

Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli ve 2018/198 Esas, 2021/252 Karar sayılı ilamında özetle; '' Yargıtay bozma ilâmında işaret edilen Ulubey Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/46 Esas ve 2010/116 Karar sayılı dosyaları ile Ulubey Sulh Hukuk Mahkemesinin 1986/68 Esas ve 1998/52 Karar sayılı dosyalarına ulaşılamadığı, davaya dayanak eski tapu kaydının malik bilgileri ile davacı arasında bir bağın bulunmadığı, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın mirasen intikal ettiği belirtilerek dava dışı ... isimli kişiye ait tapu kaydına dayanılmış olmakla birlikte dosyada bu ilişkiyi tevsik eden bir belgeye rastlanılmadığından 27.09.2021 günlü duruşmada alınan ara karar ile davacı vekiline, taraflar arasında mirasçılık ilişkisi olup olmadığına dair yazılı beyanlarını ve bunu tevsik eden mirasçılık belgesini dosyaya sunması bakımından takdiren 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilince dosyaya ibraz edilen 05.10.2021 tarihli dilekçe ile davacı ile ...'ın akraba oldukları ve fakat aralarında mirasçılık ilişkisi olmadığı, ellerinde yazılı bir belge bulunmadığının beyan edildiği, somut uyuşmazlık bakımından davanın davacı lehine bir hak doğurabilmesi için evvelemirde davacının davasına dayanak kıldığı tapu kayıt maliki ile arasındaki ilişkiyi -ki dava dilekçesinde taşınmazların mirasen intikal ettiği beyan edildiğine göre mirasçılık ilişkisini- ispat etmesi gerektiği, davacının bu ilişkiyi ispat edemediği, bozma sonrası yargılamada tespit olunan bu hukuki durum karşısında -bu hususun bozma öncesi yargılamada ve temyiz denetimi sırasında hiç gündeme gelmemiş olmasının nazara alındığına'' değinilerek, davanın aktif dava ehliyeti dava şartı noksanlığına dayalı olarak usulden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.