8. Hukuk Dairesi 2022/3612 E. , 2024/4468 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mutki Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Mutki Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Bitlis ili Mutki ilçesi ... Köyü kadastro çalışma alanında 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 108 ada 1 parsel sayılı 7.360,86 metrekare yüzölçümlü, 102 ada 50 parsel sayılı 8.473,14 metrekare yüzölçümlü, 102 ada 75 parsel sayılı 16.392,88 metrekare yüzölçümlü, 102 ada 86 parsel sayılı 3.445,71 metrekare yüzölçümlü, 102 ada 99 parsel sayılı 867,94 metrekare yüzölçümlü tarla nitelikli taşınmazlar aynı kuvvet ve mahiyetteki belgelerin uygulanması sonucunda şüpheye düşüldüğünden, malik hanesi 3402 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca mahkemece belirlenmek üzere tespit edilmiş, Kadastro Komisyonunca da aynı gerekçe ile karar verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Asıl ve birleşen davalarda; ... talep yazısında, dava konusu Bitlis ili Mutki ilçesi ... Köyü 108 ada 1 parsel, 102 ada 50 parsel, 102 ada 75 parsel, 102 ada 86 parsel ve 102 ada 99 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan çifte tapu ve mahkeme kararının uygulanmasında malik tespitinde tereddüte düşüldüğünden 3402 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince malik tespitinin mahkemece yapılması istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, "Dava konusu 102 ada 86 parsel sayılı taşınmaza tevzi kayıtlarına denk gelen kısımlarının, taşınmaza uygulanan 23/09/2002 tarih ve 21 sıra numaralı tapu kaydı uyarınca oluşan tescil krokisi kapsamında kaldığı, bu suretle davalı Hazine adına oluşan tapu kaydı ile diğer davalılar adına kayıtlı tapu kaydının birbiri ile çakıştığı, davalılar ... evlatları ... ve ... ... 23/09/2002 tarih ve 21 sıra numaralı tapu kaydına dayanak teşkil eden tescil kararının taraflarından birinin Hazine olması sebebi ile bu karar uyarınca oluşan tapu kaydının HMK 303. maddesi uyarınca Hazineyi bağlayıcı nitelikte olduğu, bu suretle tapu kaydının miktarı itibari ile davalı şahıslar adına tescili gerektiği ayrıca Hazinenin taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığı iddiasına ilişkin inandırıcı bir delil ve belge ibraz edemediği, tespit ve mahalli bilirkişileri beyanlarından, davalıların üç kuşaktır dava konusu taşınmaza eklemeli olarak nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet olduğu, zilyetliğinin ekonomik amaca uygun olduğu, ziraat bilirkişisinin raporlarına göre taşınmazın kamu orta malı yaylak, kışlak, mera gibi niteliğinin bulunmadığı ve tarım arazisi olduğu anlaşılmakla, toprak tevzi parselinde bölümlerin hazine adına kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın taşınmazın tümü üzerinde zilyetlikle kazanım şartlarının davalı lehine gerçekleşmesi sebebi ile taşınmazı bölümlere ayırmaksızın Kadastro Kanunu 46/1, 14 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetlik şartlarına göre değerlendirildiği, (dava konusu 102 ada 86 nolu parsele ilişkin davalı ...'un keşif esnasında alınan beyanında; dava konusu taşınmazı ...'un babası...'a sattıklarını, bilirkişi beyanlarının doğru olduğu belirtmiştir.), dava konusu 102 ada 86 parsel sayılı taşınmaza denk gelen 621 numaralı tevzi parselinin Hazine adına tescil edildiği, ancak en eski olan 1949 ve 1984 tarihli hava fotoğrafının fotogrometri uzmanı harita ve kadastro bilirkişisinin eli ile üç boyutlu incelemesi sonucu taşınmazın tümüyle tarımsal faaliyet yürütüldüğü yönündeki tespitin keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarını doğrular mahiyette olduğu, dolayısıyla 1962 tarihli toprak tevzi komisyon çalışması ile oluşturulan tevzi parsel kayıtlarından geriye doğru Kadastro Kanunu 46/1. ve 14. ve devamı maddeleri uyarınca 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresinin ve şartlarının dahili davalı lehine gerçekleştiğinin mahkememizce kabul edilmesi ile taşınmazın ... adına tapuya kayıt ve tesciline;
Dava konusu 108 ada 1 parsel sayılı taşınmaza tevzi kayıtlarına denk gelen kısımlarının, taşınmaza uygulanan 23.09.2002 tarih ve 18 sıra numaralı tapu kaydı uyarınca oluşan tescil krokisi kapsamında kaldığı, davalılar ... oğulları ... ve ... adlarına tescil gören tapu kaydının sınırları itibariyle dava konusu taşınmaza uyduğu bu suretle davalı Hazine adına oluşan tapu kaydı ile diğer davalılar adına kayıtlı tapu kaydının birbiri ile çakıştığı, davalılar ... evlatları ... ve ... ... 23.09.2002 tarih ve 18 sıra numaralı tapu kaydına dayanak teşkil eden tescil kararının taraflarından birinin Hazine olması sebebi ile bu karar uyarınca oluşan tapu kaydının HMK 303. maddesi uyarınca hazineyi bağlayıcı nitelikte olduğu, bu suretle tapu kaydının miktarı itibari ile davalı şahıslar adına tescili gerektiği ancak dava konusu yerin yüz ölçümünün tapu kaydından büyük olması sebebi ile tapu kaydı sabit noktalardan başlanarak ve miktar itibari ile uygulanarak davalılar ... ve ... adına tesciline karar verildiği, geriye kalan 1254,86 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise 1984 ve 1949 tarihli hava fotoğrafının fotogrometri uzmanı harita ve kadastro bilirkişisinin eli ile üç boyutlu incelemesi sonucu bu kısmın tarımsal faaliyet yapılmış yer olmadığı yönündeki tespit uyarınca keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarına itibar edilmediği bu yüzden kadastro tespit tarihinden geriye doğru Kadastro Kanunu 14. ve devamı maddeleri uyarınca 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresinin ve şartlarının davalılar lehine gerçekleşmediğinden bu kısmın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline;
Dava konusu 102 ada 50 nolu parselin 05.05.2017 havale tarihli ... Yüksek Mühendisi ...’nun raporuna göre aktif dere yatağı olduğu, aktif dere yatağı olması nedeniyle zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olamayacağı ve bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhtesatlara hukuki değer verilemeyeceği göz önüne alındığında dava konusu 102 ada 50 nolu parselin tapulama dışı bırakılması gerektiği kanaatine varıldığından birleşen 2008/34 nolu davanın reddine;
Dava konusu 102 ada 99 nolu taşınmazın kadastro tutanaklarının edinme sebebine ilişkin bölümündeki yer alan tapu kaydı uymadığı gibi toprak tevzi komisyonunca düzenlenen toprak tevzi parsellerinden 617 nolu parseline denk geldiği ayrıca 1984 ve 1949 tarihli hava fotoğrafının fotogrometri uzmanı harita ve kadastro bilirkişisinin eli ile üç boyutlu incelemesi sonucu taşınmazın tarımsal faaliyet yapılmış yer olmadığı yönündeki tespit uyarınca keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarına itibar edilmediği bu yüzden kadastro tespit tarihinden geriye doğru Kadastro Kanunu 14 üncü ve devamı maddeleri uyarınca 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresinin ve şartlarının davalı lehine gerçekleşmediğinden dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline;
Dava konusu 102 ada 75 nolu taşınmazın kadastro tutanaklarının edinme sebebine ilişkin bölümünde yer alan tapu kaydının güneyini ve batısını kendi tarlası okuduğu tapu kaydının en az 3 yönü itibariyle dava konusu yeri kapsaması gerektiği tapu kaydının kendi tarlası okunan yerlerin 1949 ve 1984 tarihli hava fotoğrafının fotogrometri uzmanı harita ve kadastro bilirkişisinin eli ile üç boyutlu incelemesi sonucu bu yerlerin tarımsal faaliyet yapılmış yer olmadığı yönündeki tespit uyarınca davalıların zilyetliğini ispat edemediği yüz ölçüm olarak da tapu kaydı dava konusu yere uymadığından söz konusu tapu kaydının dava konusu yere uymadığına kanaat getirildiği, her ne kadar dava konusu parselin A-B ve M ile gösterilen kısımlarına 383-601-382 numaralı tevzi parsellerinin bir bölümüne denk gelse de, 1949 ve 1984 tarihli hava fotoğrafının fotogrometri uzmanı harita ve kadastro bilirkişisinin eli ile üç boyutlu incelemesi sonucu taşınmazın bu kısımlarının tarımsal faaliyet yürütüldüğü yönündeki tespitin keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarını doğrular mahiyette olduğu, dolayısıyla 1962 tarihli toprak tevzi komisyon çalışması ile oluşturulan tevzi parsel kayıtlarından geriye doğru Kadastro Kanunu 46/1. ve 14. ve devamı maddeleri uyarınca 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresinin ve şartlarının davalılar lehine gerçekleştiğinin mahkememizce kabul edilmesi ile bu kısmın davalılar adına tesciline diğer kısımların ise 1949 ve 1984 tarihli hava fotoğrafının fotogrometri uzmanı harita ve kadastro bilirkişisinin eli ile üç boyutlu incelemesi sonucu tarımsal faaliyet yapılmış yer olmadığı yönündeki tespit uyarınca keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarına itibar edilmeyerek kadastro tespit tarihinden geriye doğru Kadastro Kanunu 14 üncü ve devamı maddeleri uyarınca 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresinin ve şartlarının davalılar şahıslar lehine gerçekleşmediğinden geri kalan kısımların Hazine adına tesciline" karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; ileri sürülen istinaf nedenleri, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesi ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek dava konusu yerlerin kaçak ve yitik kişilerden kaldığını, zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığını, meradan açma olma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, mahalli bilirkişilerin başka dosyalarda davalı olup olmadığının araştırılmadığını, arz edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, kadastro tespitinde taşınmazlara aynı kuvvet ve mahiyetteki belgelerin uygulanması sonucunda şüpheye düşülmesi nedeniyle taşınmazların malik hanesinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca mahkemece belirlenmesine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!