8. Hukuk Dairesi 2022/3142 E. , 2024/1068 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN :
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 363, 366 ve 607 parsel ... sırasıyla 155.89, 800,79 ve 663,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 363 ... parsel ... adına, 366 ... parsel eşit paylarla ... ve ... adlarına ve 607 ... parsel ise ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; ... Köyü 103 ada 363 ... parsel yönünden satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 366 parsel yönünden irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 607 parsel ... taşınmaz yönünden ise irsen intikal, paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, bu taşınmazların 1/2 paylarının adına tescilini talep etmiş; yargılama sırasında davacının vefatı nedeniyle, mirasçılarından ... ve müşterekleri davaya katılmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacıların iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 103 ada 363, 103 ada 366 ve 103 ada 607 parsel ... taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı ..., yargılama sırasında vefat ettiği halde, mirasçılarından ...' in yöntemince davaya katılımı sağlanmaksızın karar verilmesi cihetine gidildiği ve böylelikte taraf koşulunun eksik bırakıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, ...'in UYAP üzerinden edinilen nüfus kayıt örneğine göre, ... 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1769 Esas, 2012/555 Karar ... kararı ile kısıtlandığı ve kendisine Şenay Özçelik'in vasi olarak atandığı belirlenmiştir.
4721 ... Türk Medeni Kanunu’nun 448 inci maddesi, vesayet altındaki kişinin taraf bulunduğu davalarda onun vasi tarafından temsil edileceğini öngörmekle birlikte, vasi, sadece vasi kararına istinaden ayırt etme gücünden yoksun bulunan küçük ya da mahcuru davada temsil etme yetkisine sahip değildir. Vasinin, anılan temsil görevini yerine getirebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 462/8 inci maddesi uyarınca vesayet makamı tarafından kendisine husumet izni verilmesi gerekir.
Dava ehliyeti, 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiş olup, dava şartlarının davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesince, adı geçen mirasçı yönünden, vasisinin yöntemince davaya katılımı sağlanması ve bundan sora vasiye, davayı takip edebilmesi için husumete izin kararı almak ve dosyaya ibraz etmek üzere süre tanınması ve bu noksanlık giderildikten sonra işin esasına girilerek, bir karar verilmesi gerekirken, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince, keşif kararı verilen duruşmada, keşif gün ve saatinde tanıklarını hazır etmeleri hususunda hazır bulunan davacı vekiline ihtarat yapıldığı, ancak davacı tarafın tanıklarını keşif mahalline getirmediği gerekçesiyle, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları esas alınarak karar verilmesi cihetine gidilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemeler ile dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Zira; davacı taraf, dosyaya tanık listesi ibraz ettiği halde, kurulan keşif ara kararında, tanıklara keşif gününü bildirir davetiye tebliğ edilmesi yerine, usule aykırı olarak, tanıkların davacılar tarafından keşif yerinde hazır edilmesi karar altına alınmış ve davacı tanıkları dinlenilmeksizin yapılan keşif sonucu davanın kanıtlanamadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın, tanık dinletmekten vazgeçtiğine dair bir beyanı da dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verilemez.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, tanıkların hazır edilmesi için davacı taraftan tebligat gideri ve tanıklık ücreti yatırması istenmeli, tebligatların ulaşma süresi de dikkate alınarak makul bir tarihe yeniden keşif günü tayin edilmeli, bundan sonra HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2 nci maddeleri uyarınca yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının davetiye ile çağrılmaları suretiyle mahallinde yöntemine uygun şekilde keşif yapılmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, usule aykırı şekilde oluşturulan keşif ara kararına dayanılarak, davacı taraf tanıkları dinlenilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 ... HUMK'nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!