8. Hukuk Dairesi 2022/3138 E. , 2024/4180 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1624 E., 2021/1696 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/79 E., 2018/38 K.
Taraflar arasında Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalılardan ..., ... ve ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle istinaf edenler yönünden görevden alma talebinin usulden reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davalıların yönetcisi oldukları ... Fevzi Efendi Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı'nın 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği kapatıldığını, ilgili vakfın iş ve işlemlerinin denetiminin idarenin müfettişleri tarafından yapılarak 18.11.2016 tarihli ve 18 nolu rapor düzenlendiğini ve vakfın yöneticilerinin azli gerektiğine ilişkin Vakıflar Meclisi kararı alındığını beyan ederek, vakfın yöneticilerinin 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin a ve b bentleri gereğince görevden azledilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalıların, davacı vakfın yönetim kurulu üyeleri oldukları dönemde idare müfettişleri tarafından yapılan denetim sırasında mahkemece dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 10 uncu maddesi gereğince öncelikle görevden alınması istenilen vakıf yöneticileri hakkında bir ön şart olarak gerekli görülen vakfın T.C. Başbakanlık ... Vakıflar Meclisi'nin 21491294-050.01-796 sayılı ve 25 nolu kararında davacı vakfın 20.01.2012 tarihinde Erzincan'da kurulduğu ve tüzel kişilik kazandığının ve 667 Sayılı Olağanüstü Hal kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Etilmesine Dair 6749 Sayılı Kanun İle faaliyetine son verilerek kapatıldığı, davalıların davacı vakfının yönetim kurulu üyeleri oldukları dönemde idare müfettişleri tarafından yapılan denetim sırasında 08.11.2016 tarih ve 18 sayılı denetim raporunun hazırlandığı, denetim sonucunda vakıf gelirlerinin, vakfın amaçlarına uygun olarak kullanılmayarak davacı vakfın zarara uğratıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalıların "Erzincan ... Fevzi Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı yönetim kurulu üyeliği görevlerinden alınmalarına" karar verilmiştir.
Davalılardan ..., ... ve ...'ın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalıların yöneticisi oldukları ... Fevzi Efendi Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı'nın 23.07.2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan vakıflar arasında yer aldığı, incelemeye konu davanın vakfın kapatılmasından sonra 15.02.2017 tarihinde açıldığı, dava tarihinden önce kapatılan vakfın yöneticilerinin görevlerinin kapatma ile sona erdiği, yani dava tarihi itibari ile vakıftaki görevleri sona ermiş olduğundan bu hususta mahkemeden davalıların görevden alınmalarını istemekte davacı yanın hukuki yararının mevcut olmadığı, davacı tarafça vakıf yöneticilerinin Vakıflar Kanunu 10/4 üncü maddesi doğrultusunda görev alamamalarına ilişkin talepte bulunulmadığı ve bu hususta davacının istinafının olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 nci maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda; davalılar ..., ..., ...'un istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile istinaf etmeyen davalılar yönünden hüküm kısmı muhafaza edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve "1-Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kabulü ile, Erzincan ... Fevzi Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı yönetim kurulu üyeliği görevlerinden alınmalarına,
Davalılar ..., ..., ... hakkında açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından esastan, katılma yolu ile davalılardan ... tarafından ise İlk Derece Mahkemesi kararının tebliğinin usulsüz olduğu ile esastan temyiz edilmiştir.
Dava, vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları istemine ilişkindir.
Öncelikle davalı ...'in İlk Derece Mahkemesi kararının tarafına usulsüz tebliğ edildiği iddiası üzerinde durulması gerekmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16 ncı maddesine göre, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” Yine, anılan Kanun'un 17 nci maddesine göre, “Belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek ve sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” Buna göre, anılan Kanun'un 16 ve 17 nci maddeleri uyarınca yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tespiti, yine muhatap ile muhatap adına tebligatın yapılacağı kimsenin aynı konutta birlikte oturan kişi veya hizmetçi/daimi çalışan olması gerekir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, katılma yolu ile temyiz talebinde bulunan davalı ...'e İlk Derece Mahkemesi kararının "birlikte oturan gelini ... 'na tebliğ edildi" şerhi ile 18.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ...'in sunduğu nüfus kayıtlarında çocukları ..., ... ve ...'dan hiçbirisinin eşinin isminin ... olmadığı, buna göre davalı ...'e tevzi saatinde adreste bulunmama nedeni ve tebligat sırasında nerede bulunduğu belirtilmeksizin ve gelini olmadığı anlaşılan kişiye yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
Usulsüz tebligat nedeni ile istinaf kanun yoluna başvuramayan tarafın temyiz yoluna gelmesi halinde izlenmesi gereken yol üzerinde durulacak olursa;
İlk Derece Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu yasalarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun (5235 sayılı Kanun) ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından "temyiz yolu ile" yapılmakta iken, 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli ... gelmiştir. Başka bir deyişle, İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır.
6100 sayılı Kanun'daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.
İstinaf kanun yolunun uygulanması durumunda, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulacak, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulabilecektir.
Yeni kanun yolu sistemine göre yargılama üç aşamalı olacaktır. Önce İlk Derece Mahkemesinde yargılama yapılarak karar verilecek, ardından bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi yapılacak, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesi yapılacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusu üzerine ya tarafın istinaf başvurusunu usulden/esastan reddedecek, ya da İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeni bir karar verecektir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz ... bulunmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu değerlendirilmeyen taraf açısından ortada temyiz edilebilecek ya da temyiz dilekçesi verilmiş ise Yargıtay tarafından o taraf açısından temyizen incelenebilecek bir karar yoktur.
Somut olayda davalı ..., İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararından 21.03.2022 tarihinde haberdar olduğunu beyan ederek 29.03.2022 tarihinde istinaf isteminde bulunmuştur. Davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğu saptandığına göre Bölge Adliye Mahkemesince öncelikle davalı ...'in istinaf isteminin değerlendirilmesi ve sonucuna göre kararın davalı ...'e usulüne uygun tebliği ve temyiz süresinin beklenilmesi, daha sonra dosyanın (davacı vekilinin temyizi de olduğu dikkate alınarak) temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesi için temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!