8. Hukuk Dairesi 2022/2659 E. , 2024/4420 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1567 E., 2021/1618 K.
DAVA TARİHİ : 24.10.2016
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/287 E., 2019/814 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle 264 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili Kadastro çalışmasında sit alanında kaldığı gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit tescil edilen Konya ili Beyşehir ilçesi ... Mahallesi 292 ada 26 parsel, 369 ada 93 ve 102 parsel, 310 ada 2 parsel, 262 ada 50 parsel sayılı taşınmazların tamamının, 262 ada 74 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının eklemeli zilyetlikle 70-80 yıldır davacı zilyetliğinde olduğu iddiasıyla tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu 264 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan dava takipsiz bırakıldığından bu taşınmaz yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer taşınmazlar yönünden açılan davanın ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle kabulü ile tapu kayıtlarının iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Karara karşı davalı Hazine vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun (2863 sayılı Kanun) 11 inci maddesine göre; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyecekleri, yine 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun (2873 sayılı Kanun) 15 inci maddesine göre ise; Milli Park kapsamında kalan yerlerin tapuya tescilinin mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazların sit alanında kalması nedeniyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiği, söz konusu taşınmazların Konya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun 03.10.1991 tarihli kararı ile doğal sit alanı ve Bakanlar Kurulu'nun 11.09.1993 tarihli kararı ile Milli Park sınırları içinde kaldığı, ancak 1956 yılından Beyşehir ... statüsüne geçirilen 1993 yılına kadar yaklaşık 37 yıllık zaman aralığında tarımsal alan olarak kullanıldığı, kullanıma Milli Park ilanı olan 1993’den sonra da devam edildiği, 27.11.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 26.11.2018 tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan Beyşehir ... sınırlarına göre dava konusu taşınmazların Beyşehir ... sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazların tamamının 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) gözetilerek 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazlar üzerinde birinci grup olarak tarif edilen korunması gerekli kültür varlığı olmadığı, yine birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlardan olmadıkları, aksine taşınmazların 1. Derece Doğal Sit alanında kalmakta olduğu, 5663 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik 2863 sayılı Kanun'un 11/1 inci kapsamında yer almadıklarından zilyetlikle iktisaplarının mümkün olduğu, diğer taraftan taşınmazların 1993 yılından geriye 20 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak davacının zilyetliğinde olduklarının dosya kapsamında sabit olduğu ve Milli Park olarak ilan edildiği tarihten çok önce davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleşti gerekçeseleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğuna karar verilmiştir. Fakat 264 ada 5 parsel dışında kalan tüm dava konusu taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verildiği halde ve gerekçe kısmında da 369 ada 93 parsel yönünden davacı lehine zilyetlik koşullarının gerçekleştiğinin irdelenmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi hüküm kısmında söz edilen bu parsel yönünden tescil hükmü kurulmamasının hatalı olması nedeniyle hüküm kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu edilememesinin yalnızca 1 derece doğal sit alanında bulunması değil, aynı zamanda Milli Park sahası içinde kalması olduğu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na aykırı olarak “taşınmaz üzerinde beyanlar hanesine korunması gerekli Kültür varlığıdır hususunun gösterilmesine” şeklinde hüküm kurulduğu, taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olmasının zilyetlikle kazanıma engel olduğu, yargılama devam ederken 27.11.2018 tarihli Resmi Gazete ile 26.11.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Beyşehir ... sınırlarının değiştirildiği, dolayısıyla Hazinenin yargılama gideri ve vekâlet ücretine mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunanBölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!