8. Hukuk Dairesi 2022/2630 E. , 2024/4392 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., Beykoz ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36 ncı maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 27 nci maddesinde ise, "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." hükmüne yer verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 28 inci maddesi, "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Usulüne uygun tebligat yapılamayan ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden (seçim kurulları, tapu dairesi, belediye... vs.) gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir..." hükmünü,
Tebligat yapılan tarihlerde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü'nün 46 ncı maddesi ise, "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Bu Tüzük hükümlerine göre tebligat yapılamıyan ve 13 üncü madde mucibince yapılan soruşturmaya rağmen ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresi meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına tebliğ mazbatasına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, lüzum görürse, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden veya zabıta vasıtasiyle tahkik ve tesbit ettirebilir. İlan, tebligatta başvurulacak son çaredir." hükmünü içermektedir.
Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince, davalının dava dilekçesinde gösterilen adresine tebligat yapılmış, tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine adres araştırması için kolluğa müzekkere yazılmakla yetinilmiş, akabinde dava dilekçesi ve gerekçeli karar davalıya ilanen tebliğ edilmiş, kararın 24.01.2007 tarihinde kesinleştiğine dair 29.01.2007 tarihli kesinleştirme tutanağı düzenlenmiştir.
Bu itibarla; yukarıda yazılı kanun ve tüzük hükümlerine aykırı yapıldığı anlaşılan usulsüz tebligat ile savunma ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayacak şekilde yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmayıp, davacı Hazineye, kayıt maliki ...'ın mirasçılık belgesini alıp, davada taraf olmayan kayıt malikinin mirasçılarına davasını yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlaması için süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilerek, adı geçen dahili davalılardan savunma ve delillerinin sorulması ve bildirmeleri halinde delillerinin toplanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek, hukuki dinlenilme hakkını kullanma imkanı tanınmadan karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!