8. Hukuk Dairesi 2022/2483 E. , 2024/4391 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ortaca 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı tarafından dava dilekçesinde hudutları bildirilen, ... ili Ortaca ilçesi ... Mahallesinde bulunan taşınmaz, yörede 1954 yılında yapılan tapulama çalışmalarında özel mülkiyete konu olmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakılmıştır.
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde hudutlarını bildirdiği yaklaşık 15 dönümlük araziyi, vekil edeninin imar ihya ettiğini ve eklemeli olarak otuz yılı aşkın süredir vekil edenin zilyetliğinde olduğunu açıklayarak taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 17 nci maddesindeki zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle; davanın kabulüne dair verilen karar, davalılardan Orman İdaresi vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.02.2018 tarihli ve 2016/6604 Esas, 2018/644 Karar sayılı ilamı ile "6360 sayılı Kanun uyarınca ... Büyükşehir Belediyesinin davaya dahil edilmesi ve sonrasında yeniden keşfe çıkılarak, taşınmazın 3573 sayılı Kanun ile yörede meydana gelen yangın karşısındaki durumunun haritaların getirtilerek saptanması, öte yandan çekişmeli taşınmazın konumu ve evveliyatının eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre belirlenmesi gerektiği gerekçesi" ile bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile, 12.12.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 7.345.55 metrekarelik taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastrosu ile 11.07.1982 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 1744 Sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) ile değişik 2 nci madde uygulaması ve evvelce sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu vardır.
İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen temyize konu taşınmaz bölüm üzerinde, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. Bir taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için, öncelikle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. Dosya safahatından, İlk Derece Mahkemesince 20.10.2007 tarihinde keşfe çıkıldığı, dinlenen kişilerce bu yerin 3-4 yıl önce evvelki zilyedinden davacı tarafından satın alındığı, daha öncesinde bu yerin zilyetliğinin ...'e ait olduğu ve 40 yıl önce Hüseyin tarafından yabani zeytinlerin aşılandığı, temizlik ve bakımının yapılarak imar ihya edildiği, 1996 yılında bölgede yangın çıktığı ve tüm zeytinliğin yandığı, sonrasında ...'in burayı kullanmakta zorluk çekince davacıya sattığı ve davacının yeniden çekişmeli taşınmazı imar ihya ederek zeytinlik hale getirdiğini belirtmişler, bu keşif sonucu dosyaya sunulan 22.11.2007 tarihli ziraat raporunda, taşınmazın %10-25 arası eğimli olduğu, sulama imkanının bulunmadığı, teraslama yapıldığı, zeytin yetiştiriciliğine uygun olduğu, 1996 yılında yangın sonucu bölgede yangın çıktığı ve çekişmeli taşınmazın bu yangından etkilendiği, yangından sonra yanan ağaçların üstünden kesim yapılarak kök bölgesinden çıkan delicelerin aşılandığı, arazi üzerinde bu şekilde aşılanmış 1-6 yaşlarında 167 adet zeytin ve 60 adet delice ile 1 adet 35-40 yaşlarında yangından zarar görmeyen aşılı zeytin ağacının bulunduğu belirtilmiş; 13.11.2007 tarihli orman raporunda ise, ... köyünde 1942 yılında orman tahdit çalışmalarının yapıldığı, bu tahditte taşınmaz bölümünün orman sınırları dışında kaldığı, orman tutanaklarının zemine de uygulandığı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Yine dosya kapsamından, 24.11.2014 tarihinde İlk Derece Mahkemesince keşfe çıkıldığı, dosyaya sunulan raporlarda, ziraat bilirkişisince, dava konusu taşınmazın doğusundaki 90 nolu ve güneyindeki 45 nolu zeytinlik kullanımlı parsellerin 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu kapsamında verildiği, ancak söz konusu taşınmazın zeytincilik paftasında 77 parsel içerisinde gözükmesine rağmen Ortaca İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün yazılarından 3573 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir işlem yapılmadığı, dava konusu taşınmazın yamaç arazi konumunda olduğu, kuzey tarafında %50-60 ve güney tarafında % 10-25 eğimli olduğu, taşınmaz üzerinde % 40-50 oranında taşlılık problemleri ve yer yer yüzeyde ana kayaların olduğu, taşınmaz üzerinde yangında bir kısmı yanan ancak yıllar içerisinde sürgün veren yanmış ağaç köklerinin aşılanması sonucu oluşan yaklaşık 100 adet 5-15 yaşlarında ekonomik verim çağında zeytin ağaçlarının bulunduğu belirtilmiş, orman raporunda ise, kesinleşen tahdide göre dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş Devlet Ormanı sınırı dışında kaldığı, 1959-1978- yeşile boyalı çalılık alanda 1987 hava kısmen açıklık kayalık kısmen de orman örtüsü şeklinde üzerinde delice ve zeytin ağaçlarının olduğu, eğimin %50-60 olduğu, dava konusu yerin 3573 sayılı Kanuna göre oluşturulan zeytincilik yasası paftasında 77 parsel içinde kaldığı, öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu ve yanan alanda kalmadığı belirtilmiş; 26.12.2019 tarihinde yeniden yapılan keşif sonucu ise taşınmazın eğiminin %20-50 arası olduğu, amenajman haritasında çok bozuk kızılçam ağaçları ile kaplı olarak gösterildiği, 1978 ve 1995 yılı memleket haritalarında çalılık rumuzu ile belirtildiği, 1975, 1987 ve 1992 yılı hava fotolarında taşınmazın zeytinlik ve çalılık olarak gözüktüğü, davacının bahsettiği gibi, yanan orman sahası krokisinde kalmadığı belirtilmiştir. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince taşınmazın niteliğini kesin olarak belirlemekten uzak, çelişkili raporlara değer verilmiş; davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı da net olarak saptanmamış; taşınmazın öncesi orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde olan yerlerin orman sayılacağı ve aslı orman ve orman toprağı olan, kanun gereğince tahsis edilmeyen yerin aşılanmak suretiyle zilyetlikle iktisabının mümkün olmayacağı, bu tür yerlerin kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmasının da şahıslara hak bahşetmeyeceği irdelenmemiş, zeytin ağaçlarının kümelendiği kısımlar dışında üzerinde zeytin ağacı bulunmayan taşlık ve kayalık durumdaki bölümler, denetime elverişli şekilde fen bilirkişi raporunda gösterilmediği gibi, bu bölümler yönünden iktisap koşulları gerçekleşmediğinden, bu bölümlere ilişkin davanın reddinin gerektiği de düşünülmemiştir.
O halde İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca varılabilmesi için; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın üzerindeki zeytin ağaçlarının aşı yaşları da değerlendirilerek taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını, gerçek eğime göre taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan, bunun yanı sıra orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı, taşınmazın imar ihya edilmemiş olan taşlık ve kayalık olan kısımları ile zeytin ağaçlarının kümelendiği kısımlar ayrı ayrı tespit edilerek, fen bilirkişi raporunda gösterilmeli, imar ihya edilmemiş taşlık ve kayalık olan bölümler hakkında davanın reddine, zeytin ağaçlarının bulunduğu imar ihyası tamamlanmış bölümler yönünden ise iktisap koşulları oluştuğu takdirde davanın kabulüne karar verilebileceği düşünülmelidir.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, zeytin ağaçlarının sayısı itibariyle taşınmazın kapama zeytin bahçesi niteliğinde olup olmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, bozma ilamının gereklerini yerine getirmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!