8. Hukuk Dairesi 2022/234 E. , 2024/3439 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/21 E., 2021/171 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu Adana ili Pozantı ilçesi ... köyü 146 ada 111 parsel sayılı, 24.297,00 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, bahçe niteliğiyle davalı ... adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın 1951 yılı kesinleşmiş orman tahdit haritası kapsamı içerisinde yer aldığı, hali hazır durumunun orman olduğu ileri sürerek dava konusu taşınmazın orman sınırlarında kalan kısımlarının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "1976 orman tahdidine göre davaya konu taşınmazın 23.255 m2'lik kısmının orman tahdit sınırları içinde kaldığı, orman sayılan yerin her nasılsa özel mülkiyet niteliği ile sicile geçirilerek hakkında kayıt oluşturulmasının yolsuz tescil olduğu, devlet ormanlarında özel mülklerine bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, devletin hüküm ve tasarrufa altındaki ormanların özel mülkiyete konu edilemeyeceği " gerekçesiyle verilen davanın kabulü ile 146 ada 111 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 20.06.2015 tarihli ek raporuna ekli krokide belirtilen (A) harfi ile gösterilen 23.255 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, krokide (B) harfi ile gösterilen 1.042 m2'lik kısmın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmakla davalı üzerinde bırakılmasına dair önceki karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/196 Esas, 2019/4951 karar sayılı ilamıyla; "alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hükme esas alınan yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğu, yerinde yapılacak keşif sırasında orman sınır noktalarının zeminde bulunup röperlenerek keşfi izleme olanağı sağlayan, aynı yada orman sınır hattında bulunan dava konusu edilen diğer parsellerin tümünün birleşik harita üzerinde gösterilmesi gerektiği açıklanarak yöntemince orman araştırılması yapılması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde " yerinde yapılan keşif ve denetime elverişli bilirkişi raporunca Adana ili Pozantı ilçesi Yağlıtaş mahallesi 146 ada 111 parsel sayılı taşınmazın Fen bilirkişisinin 03.07.2021 tarihli ek raporuna ekli krokide belirtilen A harfi ile gösterilen 23.255 m2 lik kısmının orman sayılan yerlerde olduğu" gerekçesiyle, davanın kabulü ile 146 ada 111 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 03.07.2021 tarihli ek raporuna ekli krokide belirtilen A harfi ile gösterilen 23.255 m2 lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, krokide B harfi ile gösterilen 1.042 m2 lik kısmın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmakla davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozma ilamında açıklanan hususları içermediği ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; bozma ilamı öncesi yapılan 17.10.2014 tarihli keşifte zeminde yerli kayaya işaretli 19 nolu orman sınır noktasının bulunmasına ve bozma ilamında da açıkça orman sınır noktalrının bulunup röperlenmesinin açıklanmasına karşın bozma sonrası yapılan keşifte sabit orman sınır noktaları bulunup röperlenmemiş, bilirkişi raporları arasındaki yüzölçüm farklılığına dair çelişkinin nereden kaynaklandığı tartışılmamış, dava konusu taşınmazın komşu parsellerinin tutanakları getirtilerek çalışma tutanaklarındaki anlatımlar değerlendirilmemiş, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmemiş, orman sınır noktalarının geçtiği alanlarda orman kadastro tutanaklarında adları geçen gerçek kişilere ait taşınmazlar zeminde bulunarak bu taşınmazların güncel kadastro paftasındaki durumları ve dava konusu taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu açıkça belirlenmemiş, dava konusu taşınmazın ve komşu taşınmazların orman kadastrosu, aplikasyon, orman rejimi dışına çıkarma işlemlerindeki konumları, orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile aplikasyon, orman rejimi dışına çıkarma ve düzeltme haritalarındaki sınır noktaları kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmamış ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi ile bir harita ve kadastro mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; orman sınır noktalarının geçtiği alanlarda orman kadastro tutanaklarında adları geçen gerçek kişilere ait taşınmazlar zeminde bulunarak bu taşınmazların güncel kadastro paftasındaki durumları ve dava konusu taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu gösterilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!