8. Hukuk Dairesi 2022/2278 E. , 2024/4505 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1193 E., 2021/1150 K.
DAVA TARİHİ : 22.03.2017
KARAR : Bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/80 E., 2019/210 K.
Taraflar arasındaki kesinleşen orman tahdidinden ve eylemli orman iddiasından kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın bir kısım davalı/dahili davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalı/dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılarak 1982 yılındaki askı ilanı sonucunda kesinleşen orman kadastrosu, 6831 sayılı Kanuna göre yapılarak 1991 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 Sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 Sayılı Kanun)
Değişik 2/B madde uygulaması, 6831 sayılı Kanun'un 4999 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (4999 Sayılı Kanun) Değişik 9 uncu maddesine göre yapılmış fenni hata düzeltme çalışması, 509 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılarak 1966 yılında kesinleşen tesis kadastrosu çalışması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılarak 2014 yılında kesinleşen uygulama kadastrosu çalışması bulunmaktadır.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Antalya ili Manavgat ilçesi ... Mahallesinde bulunan 318 ada 16 (eski 622) parsel sayılı taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman tahdit işlemi içerisinde kaldığını, bu işlemin kesinleşmesiyle var olan tüm tapuların hükmünü kaybedeceğini, yapılan 22/a çalışmasında 27.04.1981 tarihinde kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını ancak şahıslar adına tapusu olduğunun tespit edildiğini, orman kadastro çalışmasına şahıslarca itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, taşınmazda orman sahası içinde kaldığına dair şerh bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tamamı Devlet ormanı sınırları içinde kaldığından tapusunun iptaliyle orman tahdit sınırları içerisine alınarak orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesiyle; taşınmazın ...'na ait olduğunu, veraset ilamı uyarınca mirasçılarının da davaya dahil edilmesi gerektiğini, taşınmazın hükmen tescil edildiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tescil tarihinden yaklaşık 50 yıl geçildikten sonra davanın açıldığını, 10 yıllık hak düşürücü zamanaşımı süresinin dolduğunu, yapılan yenileme kadastrosunun taşınmazın maliklerini değiştirecek nitelikte olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davalı taşınmaz maliklerince kesinleşmiş orman kadastrosunun iptaline yönelik hak düşürücü süre olan 10 yıl içerisinde dava açılmadığı ve Orman Kadastrosunun kesinleştiği, kesinleşmiş Orman Kadastrosu neticesinde orman sınırları içerisine alınan taşınmazlar yönünden herhangi bir hak talep edilemeyeceği, aldırılan bilirkişi raporlarında da davaya konu taşınmazın ormanlık alanda kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğunun rapor edildiği, orman sınırları içerisine alınan ve orman sayılan taşınmazların zilyetlik veya başka bir yol ile mülkiyet iktisabının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle davacının, davaya konu taşınmazın orman vasfı ile hazine adına tescil talebinde haklı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile; Antalya ili, Manavgat ilçesi, ... mahallesi 318 ada 16 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, bir kısım davalı/dahili davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Bir kısım davalı/dahili davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 22/a çalışması sonucunda 318 ada 16 parsele dönüştüğünü, Manavgat Tapu Müdürlüğünden gelen yazıda taşınmazın tescilinin hükmen tescil olduğunun bildirildiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun ve öncesinin Devlet Ormanı olmadığının açık olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilen bir yer olduğu, Yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.02.2008 tarihli ve 2008/20-157 Esas, 2008/194 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere delicelik ve yabani zeytinlerin aslının orman ağacı olduğu, ancak 3573 sayılı 'Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun' hükümlerine göre yetkili makamlarca zeytincilik parseli olarak tahsis edilmesi, daha sonra da imar ve ihya koşullarının oluştuğu belirlenerek temlik kararı verilmesi ya da verilen bu temlik kararı uyarınca tapu kaydı oluşturulması durumunda o yerin orman sayılmayacağı, davalıların murisi adına 1966 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucunda zeytincilik tapusuna dayalı olarak oluşmuşsa da sonrasında yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılarak 1982 yılındaki askı ilanı sonucunda kesinleşen orman kadastrosu sonucunda Koyunlartepe Devlet Ormanı içerisine alındığı ve bu çalışmanın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar da 10 yıllık dava açma hak düşürücü süresinin geçtiği, bu nedenle orman tahdit sınırı içine alınan tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, bir kısım davalı/dahili davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalı/dahili davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın hükmen tescil edildiğini, tescile ilişkin Manavgat Tapulama (Kadastro) Mahkemesinin kesinleşen 05.09.1983 tarih ve 1982/620 Esas, 1983/57 Karar sayılı kararı gereğince ileri sürdükleri kesin hüküm itirazlarının dikkate alınmadığını, 19.06.2018 tarihli orman mühendisi bilirkişi tarafından verilen raporda, dava konusu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın öncesinin de devlet ormanına dayanmadığının açıkça belirlenmiş olması hususu dikkate alınmadan karar verildiğini, dava konusu taşınmazın 1963 yılında yapılan ilk tapulama çalışmalarına karşı açılan dava sonucunda tescil edilmesi ile bu süreden 44 yıl sonra 22/A maddesi gereği tespite istinaden açılan davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kesinleşen orman tahdidinden ve eylemli orman iddiasından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 686831 sayılı Kanun
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bir kısım davalı/dahili davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!