WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/2239 E.  ,  2024/697 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/622 E., 2021/1540 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/353 E., 2017/551 K.

Taraflar arasındaki taşınmazın beyanlar hanesindeki mükerrerlik şerhinin kaldırılması istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. ... ili Sincan ilçesi ... Mahallesi (eski 513 parsel sayılı 7.422,00 m2) yeni 103 ada 3 parsel sayılı 7.416,45 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı ... adına; (eski 524 parsel sayılı 130.865,00 m2) yeni 103 ada 18 parsel sayılı 111.659,82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı ... adına; (eski 759 parsel sayılı 91.000,00 m2) yeni 103 ada 17 parsel sayılı 93.200,48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı ... adına; (eski 760 parsel sayılı 11.600,00 m2) yeni 103 ada 16 parsel sayılı 10.510,04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı ... Belediye Başkanlığı adına; (eski 1012 parsel sayılı 32.000,00 m2) yeni 103 ada 4 parsel sayılı 31.998,88 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı S.S Yerliçay Konut Yapı Kooperatifi adına ; ... ili Sincan ilçesi ... / ... Mahallesi (eski 1074 parsel sayılı 6.720,00 m2) yeni 157 ada 36 parsel sayılı 6.748,35 m2, (eski 1072 parsel sayılı 25.850,00 m2) yeni 157 ada 38 parsel sayılı 26.471,76 m², (eski 1075 parsel sayılı 34.400,00 m2) yeni 157 ada 37 parsel sayılı 32.262,71 m2, (eski 1076 parsel sayılı 20.000,00 m2) yeni 157 ada 45 parsel sayılı 21.447,09 m2 ve (eski 1089 parsel sayılı 47.450,00 m2) yeni 157 ada 46 parsel sayılı 48.602,20 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise, tapuda davacılar ile dava dışı 3.kişiler adına kayıtlı olup, 103 ada 3 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine, " ... Mahallesi 157 ada 35 ve 36 sayılı parseller ile ", 103 ada 4 ve 16 sayılı parsellerin tapu kaydının beyanlar hanesine, " ... Mahallesi 157 ada 36 sayılı parsel ile " , 103 ada 17 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine, " ... Mahallesi 157 ada 36, 37, 38 ve 45 sayılı parseller ile " ve 103 ada 18 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine, " ... Mahallesi 157 ada 46, 47 ve 48 parseller ve ... Mahallesi 233 ada 1 sayılı parsel ile " mükerrerlik bulunduğu; 157 ada 36, 37, 38, 45 ve 46 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının beyanlar hanesine ise ayrı ayrı " komşu parseller ile mükerrerlik bulunduğu" şerhi verilmiştir.

2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesini özetle; Sincan Kadastro Müdürlüğünce düzenlenen teknik rapor içeriğinin " yapılan incelemede Sincan ilçesi. ... ... Mahallesi 103 ada 17 parselin beyanlar hanesinde ... Mahallesi 157 ada 36, 37, 38 ve 45 numaralı parseller ile mükerrerlik vardır. Belirtmesinin bulunduğu bu belirtmenin 2014 yılında yapılan yenileme çalışmaları sırasında konulduğu anlaşılmıştır. Yenileme çalışmaları sırasında ... ... Mahallesi 103 ada 3, 4, 16, 17, 18, 19 kadastro parselleri ile ... 233 ada 1 numaralı imar parselinin ... Mahallesi 157 ada 35, 36, 37, 38, 45, 46, 47, 48 ve 162 ada 3 numaralı kadastro parselleri ile kısmen mükerrerlik oluşturduğu ve mükerrerliklerin parsellerin beyanlar hanesine şerh verildiği anlaşılmıştır" şeklinde olduğunu, söz konusu teknik rapor uyarınca müvekkili olan davacılara Sincan Tapu Müdürlüğünce mükerrerlik konusunu içeren tebligat gönderilerek 30 gün içinde dava açılmaz ise mükerrer yerlerin iptal edileceğinin bildirildiğini, mükerrerlik tespitinin yerinde ve doğru olmadığını ileri sürerek, davacılara ait taşınmazların beyanlar hanesine konulan mükerrerlik kaydının kaldırılmasını istemiştir.

3. Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davaya ait taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine konulan mükerrerlik kaydının kaldırılmasın istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 2014 yılında yapılan kadastro çalışmasından dolayı mükerrerlik olduğunu, parseli yıllar önce aldığını, sonradan yapılan çalışmayı kabul etmediğini, arsanın ölçülerinin aynen kalmasını, hakkının zarar görmesini istemediğini beyan etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ili Polatlı ilçesi ... Köyü Tirka Yalar mevkii 513 Parseli oluşturan 59.970 metrekare büyüklüğündeki tarlanın müvekkili olan davalı tarafından 24.10.1996 tarihinde bedeli ödenmek sureti ile satın alındığını, ... ve ... Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerinin izin ve onayları ile söz konusu tarla üzerinde özel imar çalışması sonrası yapılan parselizasyon ile 36 adet imar parseli oluşturulduğunu, özel imar çalışmaları sırasında arsa üzerinde fiili ölçümlemeler taban uygulaması ve her türlü teknik inceleme yapıldığını, bu tarla için her hangi bir mükerrer kayıt söz konusu olsaydı bu durumun imar çalışmaları sırasında ortaya çıkacağını beyan ederek, husumet ve zaman aşımı nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili olan davalının Sincan ilçesi ... ... Mahallesi 103 ada 17 parsel sayılı taşınmazın maliki olup taşınmazı 07.08.1985 tarihinde edindiğini, tapu kayıtlarına göre taşınmazın tapuya ilk tesisinin 02.02.1953 tarihinde temlik yoluyla gerçekleştiğini, taşınmazın İskan Kanunu uyarınca yerleştirilen muhacirlere tahsis edildiği anlamına gelmediğini, İskan Kanunu uyarınca tahsis edilen taşınmazlar zamanın ilgili bakanlığı tarafından miktar ve sınırları kesin olarak tespit edilip hak sahiplerine tahsis edildiğini beyan ederek, husumet ve zaman aşımı nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.

4. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bölümü, yetki ilk itirazları ile zamanaşımı def’i, hak düşürücü süre, görev ve husumet itirazlarının dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, " mükererlik kaydının hukuka uygun olduğu " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı ... ve arkadaşları vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu yerlerin, bilirkişilerin ölçüm yapmasının mümkün olmayan sarp bir bölge olduğunu, bu sebeple de bilirkişi raporunda yer alan ölçümlerin ve mükerrerliğin doğru olduğu yönündeki tespitin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Sincan Kadastro birimince düzenlenen teknik raporun hatalı olup, müvekkilleri olan davacıları mağdur ettiğini, dava konusu yerlerde iç içe geçme durumunun mevcut olduğunu, mükerrer kadastrodan bahsedebilmenin ilk koşulunun, taşınmazlardaki iç içe geçme durumunun teknik bir hatadan kaynaklanmıyor olmasının gerektiğini, iç içe geçme durumunun mevcut olması halinde yapılacak işlemin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca hatanın düzeltilmesi olduğunu, bunun için taşınmazlardaki ölçü, hesaplama, sınırlandırma, tersimat hatalarından kaynaklanan iç içe geçme durumunun 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi kapsamında mükerrerlik olarak değerlendirilemeyeceğini, teknik raporun mükerrerlik incelemesine yetecek elverişlilikte olmadığını, söz konusu teknik raporun haksızlıklara yol açmış olup, davacıların yerini iptal ederken sınır komşularının yüzölçümlerinin arttığını, ayrıca teknik raporun kendi içinde çeliştiğini, Yargıtayın aramış olduğu kriterlerin hiçbirine uygun olarak hazırlanmadığını, Yargıtay kararlarında da yer aldığı üzere davacıların zilyetliğinde bulunan yerlerin de saptanması gerektiğini, yeterli ve gerekli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu öne sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile; " incelenen dosya kapsamına ve kararın dayandığı gerekçeye göre davanın, 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesine göre mükerrer kadastronun iptali iddiasına dayalı mülkiyet ihtilafından kaynaklandığı, ... Mahallesi eski 1072 (yeni 157 ada 38) sayılı, eski 1074 (yeni 157 ada 36) sayılı, eski 1075 (yeni 157 ada 37) sayılı, eski 1076 (yeni 157 ada 45) sayılı, eski 1089 (yeni 157 ada 46) sayılı parsellerin tespit tarihinin 20.08.1955 olduğu, ... Mahallesi eski 513 (yeni 103 ada 3) sayılı, eski 524 (yeni 103 ada 18) sayılı, eski 525 (yeni 103 ada 19) sayılı, eski 759 (yeni 103 ada 17) sayılı, eski 760 (yeni 103 ada 16) sayılı, eski 1012 (yeni 103 ada 4) sayılı parsellerin tespit tarihinin ise 13.11.1950 olduğunun anlaşılmakta olduğu, bu durumda, tespit tarihi sonra olan ... Mahallesi eski 1072, 1074, 1075, 1076 ve 1089 sayılı parseller ile ilgili kadastro tespitinin ikinci kadastro niteliğinde olup, 3402 sayılı Kanun’un 22/1 maddesi gereğince tüm sonuçları ile geçersiz olduğu, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı " gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, çekişmeli taşınmazların beyanlar hanesine konulan mükerrerlik şerhinin kaldırılması istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki ihtilaf taşınmazlar arasında mükerrerlik bulunup bulunmadığı ve buna göre konulan mükerrerlik şerhinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kanunu'nun 22 nci maddesi,

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, " mükererlik kaydının hukuka uygun olduğu " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, " davacılara ait taşınmazlar ile davalılara ait taşınmazların mükerrer olduğu, davalılara ait taşınmazlara ilişkin kadastro tespitlerinin önce yapılıp kesinleşmesi nedeniyle davacılara ait taşınmazların mükerrer kayıt olarak oluştuğu ve ikinci kadastro işleminin 3402 sayılı Kanun’un 22/1 maddesi gereğince tüm sonuçları ile geçersiz olduğu " gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 22/1 inci maddesinde, evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı, bu gibi yerlerin ikinci defa kadastroya tâbi tutulması halinde ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1026 ncı maddesine göre işlem yapılacağı ve süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastronun, tapu sicil müdürlüğünce re'sen iptal edileceği belirtilmiştir.
Yine, 4721 sayılı Kanun'un 1026 ncı maddesinde de, bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini kaybettiği takdirde, yüklü taşınmaz malikinin terkini isteyebileceği, tapu memurunun bu istemi yerine getirmesi halinde her ilgilinin, bu işlemin kendisine tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde terkine karşı dava açabileceği hususu düzenlenmiştir.
Somut olayda; ... / ... Mahallesi kadastro çalışma alanında bulunan davacılara ait ... Mahallesi 157 ada 35, 36, 37, 38, 45, 46, 47, 48 ve 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 20.08.1955 tarihinde yapılıp 31.12.1956 tarihinde kesinleştiği, ... / ... Mahallesi çalışma alanında bulunan davalılara ait 103 ada 4, 4, 6, 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin ise 13.11.1950 tarihinde yapılıp 8.4.1951 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde "kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı" düzenlenmiştir.
Eldeki davada; davalılara ait olan ... Mahallesi kadastro çalışma alanında bulunan 103 ada 3, 4, 6, 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların kadastrosu önce yapılarak, kadastro tutanaklarının 08.04.1951 tarihinde kesinleşmesi suretiyle tapuya tescil edildiğine ve ... Mahallesi çalışma alanında bulunan davacılara ait 157 ada 35, 36, 37, 38, 45, 46, 47, 48 ve 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazların kadastrosu ise daha sonra 20.08.1955 tarihinde yapılıp 31.12.1956 tarihinde kesinleşmesi suretiyle tapu siciline kaydedildiğine göre, davacılara ait taşınmazlara ilişkin ikinci kadastro işlemi, davalılara ait taşınmazlar hakkındaki kadastro tespitinin kesinleştiği tarih itibariyle 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde yapılmıştır.
Her ne kadar; kadastro tespiti öncesi nedene dayalı davaların, kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmekte ise de, mükerrerlik oluşturduğu belirtilen taşınmazlar yönünden 31.12.1956 tarihi itirabiyle tapu sicil kaydı oluşmuş olup davacılardan, tapuda kayıtlı bulunan yer hakkında hak düşürücü süre içerisinde dava açmaları beklenemez. Davacıların, aleni olan tapu siciline güvenmesi doğal olup, sicile göre de hak sahibi olduğundan, belirtilen hukuki sebeple açılacak davada hak düşürücü sürenin işletilmesi hayatın olağan akışına aykırı olup sözü edilen sürenin geçtiğinden söz edilemez. Aksi halde, yani her halde kadastrosu daha sonra yapılan bölüm yönünden terkine karar verilecek olması halinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/1 inci maddesinde ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1026/2 nci maddesinde, tapu kütüğünden terkine karşı dava açma hakkının düzenlenmiş olmasının bir anlamı olmayacağı ve düzenlemenin işlevsiz olacağı açıktır. Kadastro çalışmalarındaki amaç, tapu sicillerinin gerçek durumu yansıtması olduğuna göre, sicildeki hakkın kime ait olduğunun doğru olarak belirlenmesi gerekir. Bu duruma göre, mükerrerliğin giderilmesi amacıyla açılan eldeki dava, artık çifte tapuyu önleme maksadına yöneliktir.
Tabiatıyla yukarıdaki açıklamalar, birinci kadastronun kesinleşmesinden sonra işlemeye başlayan hak düşürücü sürenin dolmasından önce ikinci kadastronun yapılıp kesinleşmesi haline ilişkin olup, hak düşürücü süre dolduktan sonra ikinci kez kadastro yapılması halinde hak düşürücü süre dolacağı için dava açma olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur.

Yargılama konusu olayda, davalılara ait taşınmazların kadastrosunun kesinleştiği tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan, ikinci kadastro çalışmasının yapılıp kesinleşmesi, artık hak düşürücü süreyi ortadan kaldırmıştır. İkinci kadastro yoluyla tapu kaydı oluştuğu tarihte, ilk kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadığından, yukarıdaki açıklamalar ışığında davacı yönünden hak düşürücü süre hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca, kendilerine ait ... Mahallesi 157 ada 35, 36, 37, 38, 45, 46, 47, 48 ve 162 ada 3 parsel sayılı taşınmazların, davalılara ait ... Mahallesi 103 ada 3, 4, 6, 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlarla mükerrer olduğunu, Sincan Tapu Müdürlüğü tarafından gönderilen 27.09.2016 tarihli yazı ile öğrenmiş olan davacıların, mükerrer olduğu belirlenen bölüm hakkında kadastro öncesi nedene dayalı dava açma hakkının mevcut olduğu kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, hukuki durumun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesi gerekirken, bu yönde her hangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın esasına girilmek suretiyle, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek, davacılara ait taşınmazlar içerisinde kalan ve mükerrer olduğu belirtilen taşınmaz bölümlerinin, ilk önce kadastrosu yapılan davalılara ait ... Mahallesi 103 ada 3, 4, 6, 17, 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı 13.11.1950 tarihi itibariyle kime ait oldukları belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.