WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/1635 E.  ,  2024/4346 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2268 E., 2021/1765 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/775 E., 2020/105 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili Nilüfer ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde 2011 yılında, 3402 sayılı Kadastro Kanununa (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (5831 sayılı Kanun) eklenen Ek. Madde-4 kapsamında çalışma yapıldığını, bu çalışmada, 101 ada 629 parselin tamamının, 101 ada 643 parselin kısmi, 101 ada 618 parselin kısmi, 101 ada 631 parselin tamamı ve 101 ada 628 parselin tamamı, orman kadastro komisyonunca hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve müvekkili ...’un fiili kullanımında olmasına rağmen, her nasılsa “orman” vasfı ile tescil edildiğini, müvekkilinin dava konusu yeri 1989 yılında satın aldığı, hukuki işleme ilişkin tarla satış senedinin 20.01.1996 tarihinde tanzim edildiği, müvekkilinin bedelini ödemek sureyle 14 dönümlük arsayı satın aldığı, dava konusu yerin satış işlemi yapılmasından öncede tarla olarak kullanıldığı, müvekkilinin satın aldığı tarihten itibaren tarlayı aktif bir şekilde kullandığı ve arsanın içerisinde hayvan barınağı bulunduğunu, davaya konu 101 ada 629 parselin tamamı, 101 ada 643 parselin bir kısmının, 101 ada 618 parselin bir kısmının, 101 ada 631 parselin tamamı ve 101 ada 628 parselin tamamının orman vasfından olan tapuların iptali ile fiili durumdaki vasfı ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Keşif sırasında davacı asil; 101 ada 643 ve 631 parselleri yanlışlıkla dava dilekçesinde gösterdiğini, bunlara ilişkin bir davası bulunmadığını, dilekçesinde sehven göstermediği 634 parsel ile dava dilekçesinde diğer taşınmazlar olan 629, 628 ve 618 parsellere ilişkin davasının devam ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekili 31.12.2019 havale tarihli dilekçesinde; keşif mahallinde müvekkili tarafından gösterilen parsellerden, 101 ada 628, 634-B ve 618 nolu parseller kapsamındaki taleplerinden vazgeçmekle birlikte, 101 ada 629 parsel ve 101 ada 634-A nolu parsellere ilişkin taleplerinin devam ettiğini belirtmiştir.

Dava kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların 1948 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları içine alındığı, 2001 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B çalışmaları ile orman sınırları dışında çıkartıldığı, 618 parselin ise orman sınırları içinde bırakıldığı, 02.04.2010 tarihinde askıya çıkartılan kullanım Ek-4 kullanım kadastrosunda ise Hazine kullanımında olduğu belirtilerek Hazine adına tespitinin yapıldığı, daha sonra Orman İdaresinin talebi üzerine de 101 ada 629 ve 634 parsellerin 05.01.2011 tarihinde Orman İdaresine tahsisinin yapıldığı anlaşılmıştır.

Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; "orman sayılan yerlerden sayılmayan parseller yönünden taleplerin kabulü davanın kısmen kabulü ile; dava konusu 101 ada 629 parselin ve 634 parselin 634-A (1807,77 m2) kısmının tarla niteliğinde olduğu, 101 ada 634 parselin 634-A (1807,77 m2) kısmı ile 101 ada 629 parselin, beyanlar hanesine "6831 Sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olup 30 yıldır ... oğlu ... kullanımındadır" belirtmesinin yazılmasına" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin 07.09.2020 tarihinde, süresinden sonra istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir. Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusuna yönelik; 629 ve 634 parsellere ilişkin orman idaresine tahsis evrakları getirtilerek dosya arasına alındığı, dava konusu taşınmazların, Hazinenin 05.01.2011 tarihli ve 20 sayılı Olur'u ile Orman İdaresine tahsis edildiği, eylemli orman olması nedeniyle veya eylemli orman olmamakla birlikte ağaçlandırılmak üzere Orman İdaresine tahsis edildiği anlaşılmakla, tahsisli yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı gibi, bu tür taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine, ya da gerçek kişiler tarafından taşınmaz hakkında kendi lehlerine olacak şekilde bir hak doğuracak dava açmak olanağı olmadığı, İdarî yargıda idarî tahsis kararı iptal edilmedikçe veya idarece tahsis kararı kaldırılmadıkça tahsis işlemi geçerliliğini sürdüreceğinden, bu tür bir yere kullanıcı şerhi ya da dosyada olduğu gibi taşınmazın niteliğinin düzeltilmesi ve beyanlar hanesindeki eylemli orman şerhinin silinmesi istemiyle açılan böyle bir davanın dinlenilme olanağı olmadığı, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve reddedilen kısımlar yönünden davalı yararına vekalet ücretine karar verilmemesi isabetli olmadığından istinaf başvurusunun kabulü ile karar kaldırılarak, davanın reddine şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5831 sayılı Kanun) ile eklenen Ek. Madde-4 kapsamında yapılan çalışmalarının ilanını müteakip, süresi içerisinde dava açılmadığından kesinleşeren 101 ada 629 parselin tamamı, 101 ada 643 parselin kısmi, 101 ada 618 parselin kısmi, 101 ada 631 parselin tamamı ve 101 ada 628 parselin tamamı tekrar Devlet Ormanı kapsamına girmiştir. Müvekkilinin davaya konu yerlerin bedelini ödemek sureyle 14 dönümlük arsayı satın aldığı, dava konusu yerin satış işlemi yapılmasından öncede tarla olarak kullanıldığı, müvekkilinin satın aldığı tarihten itibaren tarlayı aktif bir şekilde kullandığı, taşınmazların vasfının orman olması sebebiyle, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi gereğince hak sahibine satışının yapılamadığını, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmişken, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen mezkur kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği hususunda temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.