8. Hukuk Dairesi 2022/1587 E. , 2024/3869 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2435 E., 2021/1526 K.
DAVA TARİHİ : 23.08.2016
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gercüş Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/38 E., 2019/314 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonrası İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde özetle; Batman ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan kendisine miras yolu ile intikal eden taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 333 ada 5 parsel olarak Hazine adına kaydedildiğini iddia ederek taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, mahkeme hükmünün sınırda orman taşınmazı olmasına rağmen orman araştırması yapılmaması ve imar ihya zilyetlik hususlarının somut olgulara dayandırılmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak esas hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazın fotoğrafları ve memleket haritasının incelenmesinden davacının kadastro tespit tutanağının kesinleşme tarihi olan 29.06.2009 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl boyunca taşınmazı ekonomik amaca uygun olarak kullanmakta olduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tanık beyanlarının da bu hususu desteklediği, dava konusu taşınmazın çevresinde özel mülkiyete tabi taşınmazların bulunduğu, mahkeme gözleminden de anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın bir kısmının sürülü olduğu ve sürülü alan içerisinde ekim yapıldığı, bu haliyle taşınmazın özel mülkiyete elverişli yerlerden olup, devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olmadığı, davacının kuru toprakta dava konusu taşınmaz dahil 100 dönümden fazla zilyetlik yoluyla kazanımının bulunmadığı ve söz konusu davanın kadastro tespit tutanağının kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde açılmış olduğu anlaşılmakla davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca zilyetlik hukuksal nedenine dayalı mülkiyet ... kazanım koşullarının bir bütün olarak gerçekleştiği" gerekçesi ile davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hükmün davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Yerel Mahkeme tarafından Dairemiz kaldırma kararı gereklerinin yerine getirildiği, dava konusu taşınmazın yörede 2011 tarihinde yapılan kadastro çalışmasında ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit gördüğü, taşınmazın tarım arazileri ve orman ile çevrili olduğu, eğiminin %8-25 arasında değiştiği, üzerinde 35-40 yaşlarında bağ omcaları ve badem ağaçları bulunduğu, toprak derinliğinin 60-70 cm olduğu, komşu orman parseli ile toprak yapısı bakımından ayrıldığı, etraftaki tarım arazileri ile benzer özellikler gösterdiği, toprağın kadimden beri işlendiği, imar ihyanın 40 sene evvel tamamlandığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmayan, orman sayılmayan, tarım yapılabilir karışık meyve bahçesi niteliğinde olduğu, taşınmazın davacıya murisinden taksim ile intikal ettiği, taşınmaza ait kadastro tutanağının 03.04.2012 tarihinde kesinleştiği ve 2016 yılında davanın açıldığı, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu, davacı bakımından zilyetlikle taşınmaz iktisabına dair şartların gerçekleştiği, yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kararının usul ve esas bakımdan hukuka uygun olduğu anlaşıldığı" belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!