WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2022/1060 E.  ,  2024/4366 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/893 E., 2021/1083 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/212 E., 2021/312 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, Tokat ili Merkez ilçesi ... Köyü 196 ada 5 parsel sayılı 178,20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kargir ev ve arsası vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.

Davacı vekili; Tokat ili Merkez ilçesi ... Köyü sınırları içerisinde bulunan taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) ek 5 ve 8 inci maddeleri gereğince tahdit ve tespit çalışmaları yapılarak 07.01.2016 tarihinde askıya çıkarıldığını, Tokat ili Merkez ilçesi ... Köyü 196 ada 5 parsel sayılı taşınmazın komisyon tarafından davalı adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti yapılırken öncesinde orman sınırında olması sebebiyle tespit dışında bırakıldığı hususunun gözetilerek taşınmazın hazine adına tespitinin yapılması gerekirken zilyetlik koşullarının değerlendirilerek buna göre davalı adına tespitinin yapıldığından tespite itiraz ettiklerini, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmemesi gerektiğini, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bu güne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, arazi tapulanmasında orman olduğundan tespit dışında bırakılan taşınmazın orman kadastrosu kesinleşinceye kadar orman sayılacağını, orman kadastrosunda tahdit alanı dışında çıkarılan bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8 inci maddesine göre vatandaş adına yazılabilmesi için orman kadastrosu kesinleşme tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıllık süre koşulu gerektiğini, davalı taşınmaz üzerinde orman kadastrosunun henüz yapılmadığını, 20 yıllık süre koşulu dolmadığını, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18/2 inci maddesi gereğince ormanların zilyetlikle kazanılmayacağını belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; dava konusu taşınmazın davalı tarafından 35-40 yıldan beri kullanıldığını, söz konusu taşınmazın orman sahası dışında olup tarım alanına ilişkin tel örgü ile belirlenmiş orman sınırları dışında olduğunu, taşınmazın öncesinde de orman sayılmayan yerlerden olduğunu, 20 yıllık zilyetlikle kazanma süresinin davanın açıldığı tarihten geriye doğru gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddesindeki şartların varlığı halinde zilyet adına tespite konu olabileceği, kadastro komisyonun tarafından yapılan işlemde yöntem olarak usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin anlatımlarında dava konusu taşınmazın öncesinde davalının babası ve dedesinin, şu anda da davalı tarafından 30-40 yıldır kullanıldığı yönünde beyanları ve teknik bilirkişilerden orman mühendisinin dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığı, orman parselinden açma olmadığı, orman sınırından net bir şekilde ayrıldığı hususlarında görüşleri, ziraat mühendisi ve fotogrametri ve jeodezi bilirkişinin raporunda taşınmaz üzerinde imar ihya çalışmalarının yapıldığı ve tamamlandığı, taşınmazda fiili kullanımın mevcut olduğu yönünde tespitleri, taşınmazda sürekli zilyetliğe ara verilmediği, teknik bilirkişi raporlarının mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden de olmadığı, iş bu haliyle davalı lehine 2016 yılı öncesi zilyetlik süresi gözönünde bulundurulduğunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tapu kaydı oluşan davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.