WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/9785 E.  ,  2024/1192 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/81 E., 2017/45 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi, birleşen dosya davacısı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, Alanya ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 611 ada 1 sayılı parsel verasette iştiraken davalı ... mirasçıları adına, 564 ada 1 sayılı parsel davalı ... ve ... adına, 564 ada 12 sayılı parsel (ölü) ... oğlu ... adına, 566 ada 1 ve 567 ada 5 sayılı parseller (ölü) ... adına, 567 ada 1 ve 6 sayılı parseller verasette iştiraken ... oğlu ... varisleri adına, 567 ada 3 sayılı parsel (ölü) ... adına, 567 ada 7 sayılı parsel davalı ... adına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile, 567 ada 2, 4; 572 ada 4 parseller Hazine adına ham toprak vasfıyla, 572 ada 3 ve 5 sayılı parseller ilk tesbitte ... oğlu ... adına kazandırıcı zilyetlik nedeni ile tesbit edilmişken kadastro komisyonuna vaki itiraz üzerine Hazine adına tesbit edilmiş, 756 ada 1 sayılı parsel ise mera vasfıyla sınırlandırılmış iken Kadastro Müdürlüğü 16.08.2010 hâkim havale tarihli yazısıyla Alanya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/999 Esas sayılı dosyasında kadastro öncesi davalı olduğu halde, davalı olduğu bildirilmediği hususuna değinilerek davasız olarak tahdit ve tesbitleri yapılan bu taşınmazların kadastro tesbit tutanağı asıllarının dayanakları ile birlikte 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5 ve davalı taşınmaz tutanaklarının kadastro mahkemesine devri hakkında 7 nci maddesine göre davalı hale getirilmek suretiyle gönderilmiştir.

Davacı ... İdaresinin 29.12.2009 havale tarihli dilekçesi ile; Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı dava ile Mahmutlar Beldesinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4999 sayılı Kanun) ile değişik 9 uncu maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışmalarında 178, 179, 180, 194, 195, 196 ve 197 orman sınır noktaları ve P XXVI nolu 2/B parselinde yapılan düzeltmenin orman kadastro tutanak ve haritalara uygun olmadığını, orman alanında daralma olduğunu belirterek düzeltme işleminin iptali ile orman sınırının 1990 tarihinde kesinleşen orman hattına çekilmesini talep etmiş, yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.

Birleşen dosyalarda davacılar; tesbit maliki olan davalılar adına ırsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile kadastro tesbitlerine itiraz etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesince birleştirilen dosyalar üzerinden yapılan yargılama sonucu; dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden ve kadim yayla olduğu gerekçesi ile davacı ... İdaresinin, birleşen davacılar ..., ... ... ve ...'nın birleşen davacı ... ve ...'ın, katılan ...'ın, birleşen davacı ...'ın, birleşen davcı ...'nın, birleşen davacı ... ve arkadaşlarının davasının reddine, dava konusu Alanya İlçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 611 ada 1; 564 ada 1, 12; 566 ada 1; 567 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7; 572 ada 3, 4, 5 ve 756 ada 1 parsel sayılı taşınmazların yaylak vasfıyla kamu orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hükmün davacı ... İdaresi, birleşen dosya davacısı ..., davalı ... ve dahili davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.03.2014 tarihli ve 2014/1596 Esas, 2015/7045 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "Orman İdaresinin, 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanunla değişik 9 uncu maddesi uyarınca yapılan çalışmaların usûlüne uygun yapılmadığını ve 1990 tarihinde kesinleşen orman sınırına uyulmadığını ileri sürdüğü halde bu yönde bir inceleme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, öncelikle, eski tarihli memleket haritası, kesinleşmiş orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan fennî hataların düzeltilmesine ilişkin tahdit tutanak ve haritaları ile arazi kadastro paftası bulundukları yerden getirtilerek yeniden inceleme ve keşif yapılması, bilirkişilerce düzeltme işlemi yapılan ve dava açılan orman sınır noktaları ile değişik açı ve uzaklıklardaki en az 13-14 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde uygulaması ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalar ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde ve 4999 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan haritalarına göre konumunun genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanması, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita ve eski tarihli memleket haritası üzerinde gösterilmesi , aplikasyon veya 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan düzeltme işlemi ile kesinleşmiş orman kadastrosunun değiştirilemeyeceğinin nazara alınması, ayrıca yöntemine uygun olarak mera (yaylak) araştırması yapılmadan hüküm kurulduğu, yapılacak keşifte komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişilerin bulundurulması,taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera(yaylak) olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tesbit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınması, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazın niteliğini belirtmeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, taşınmazların orman ve yaylak niteliğinde olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması" gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davacı ... İşletme Müdürlüğünün, birleşen 2010/925 Esas, birleşen 2010/1197 Esas sayılı dava dosyalarının davacısı ...'nın davasının reddine, birleşen 2011/79 Esas, 2011/83 Esas, 2010/1164 Esas, 2010/1144 Esas sayılı dava dosyalarının davacıları yönünden Mahkemenin 19.02.2013 tarihli ve 2011/65 Esas, 2013/97 Karar sayılı kararı ile verilen kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Antalya ili Alanya ilçesi ... Köyü 611 ada 1; 564 ada 1 ve 12; 566 ada 1; 567 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7; parsel sayılı taşınmazların "ham toprak" vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline, 756 ada 1; 572 ada 3, 4, 5 parsel sayılı sırasıyla taşınmazların mera vasfı ile sınırlandırılıp özel sicile kaydına karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi, birleşen dosya davacısı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

1.Orman İdaresinin temyiz itirazları bakımından;
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, dava Orman İdaresi tarafından; Mahmutlar Beldesinde 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun ile değişik 9 uncu maddesine göre yapılan fennî hataların düzeltilmesi çalışmalarına itiraz davası olarak açılmış,bu çalışma ile 1990 yılında kesinleşen orman alanlarının daraltıldığını ileri sürülmüş, yargılama sırasında arazi kadastro çalışmaları yapılması ve taşınmazlar için kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeni ile dava kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Bozma ilamında da belirtildiği gibi; Orman İdaresinin iddiasına göre öncelikle çözülmesi gereken uyuşmazlık, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon, 2/B madde ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalara ilişkin harita ve tutanakları ile kadastro paftası çakıştırılmak ve her bir çalışmada belirlenen sınırların ayrı renkli kalemlerle işaretlenerek harita üzerinde gösterilmesi, çalışmalar arasında uyumsuzluk varsa; orman harita ve tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği ile aplikasyon veya 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan düzeltme işlemi ile kesinleşmiş orman kadastrosunun değiştirilemeyeceği nazara alınmasıdır.

Buna rağmen mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlene bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde yapılan davaya konu 4999 sayılı Kanun uyarınca belirlenen orman sınırı gösterilmemiş, 1958 ve 1986 tarihli hava fotoğraflarının incelendiği belirtilmişse de taşınmazların konumu hava fotoğrafları üzerinde gösterilmediğinden bilirkişi raporlarını denetlemek mümkün olmamıştır.

Bu nedenle, öncelikle, eski tarihli ve kesinleşen orman kadastrosuna en yakın tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı, kesinleşmiş orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan fennî hataların düzeltilmesine ilişkin tahdit tutanak ve haritaları ile arazi kadastro paftası bulundukları yerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı ve bir ziraat bilirkişi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, düzeltme işlemi yapılan ve dava açılan orman sınır noktaları ile değişik açı ve uzaklıklardaki en az 13-14 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde uygulaması ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalar ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde ve 4999 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita ve eski tarihli memleket haritası üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon, 2/B madde ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalara ilişkin harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde, tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği ile aplikasyon veya 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan düzeltme işlemi ile kesinleşmiş orman kadastrosunun değiştirilemeyeceği nazara alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

2) Birleşen dosya davacısı ..., dahili davalı ...'ın temyiz itirazları bakımından;
... birleşen 2010/925 Esas sayılı dosyada 572 ada 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazları, birleşen 2010/1197 Esas sayılı dosyada ise 756 ada 1 parsel sayılı taşınmaza karşı dava açmış ve kazandırıcı zamanaaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğundan bahisle taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucu verilen ilk kararda davacının davası reddine ve taşınmazların yayla vasfı ile ozel sicile tesciline karar verilmiş, birleşen dosya davacısı ... tarafından hüküm münhasıran birleşen 2010/925 Esas sayılı dosyada dava konusu olan 572 ada 3 ve 5 parselle yönelik olarak temyiz edilmiş, dolayısı ile davacı olduğu diğer birleşen dosya olan 2010/1197 Esas sayılı dosyada verilen red kararı davacı tarafca temyiz edilmediğinden aleyhine kesinleşmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bu husus gözardı edilerek davacının 2010/1197 Esas sayılı dosyada mahkemece verilen 19.02.2013 tarihli ve 2011/65 Esas, 2013/97 Karar sayılı kararı ile verilen red kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yeniden ret kararı verilmesi doğru değildir.

...'nın temyiz ettiği 572 ada 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar ile dahili davalı ...'ın tespit maliklerinden olduğu 564 ada 1 ve 12 parsel sayılı taşınmazların açısından ise; mahkemece davanın reddine, 572 ada 3 ve 5 parsellerin mera vasfı ile özel sicile yazılmasına, 564 ada 1 ve 12 parsellerin ham toprak vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmişse de yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; keşfe katılan bilirkişilerce incelendiği belirtilen hava fotoğrafları üzerinde taşınmazların konumları gösterilmediğinden bilirkişi raporlarını denetlemek mümkün olmamış, kişiler yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı hususundaki gerekçeye bu aşamada itibar edilememiştir.

O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) ve 5618 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Hakkındaki 4753 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Ve Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5618 sayılı Kanun) uyarınca yayla tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Mera Kanunu (4342 sayılı Kanun) uyarınca mera (yayla) tahsisi yapılıp yapılmadığı mülki amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise yayla tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları dosya arasına alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru, jeodezi ve uzman ziraatçi bilirkişi, tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera-yayla tahsisi yapılmış ise tahsis haritasının, kadastro paftası ve hava fotoğrafları ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen-jeodezi memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı, hava fotoğrafları üzerindeki niteliğinin ne olduğu, tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı, varsa üzerindeki ağaçların yaşı niteliği dağılımı hususunda bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınmalı, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafındanyayla tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera-yayla olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tesbit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişiler aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddî ve hukukî olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tesbitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya, taşınmazın niteliğini belirtmeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek taşınmazın komşu parsel kayıtlarından da yararlanılarak toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden ve yayla olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de Tapu ve ilgili Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı ... İdaresinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... ve davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
istek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ... ve davalı ...'a ayrı ayrı iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.