WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/9251 E.  ,  2024/2481 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/38 E., 2019/2 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine ile birleşen davanın davacısı Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davac ... ve arkadaşları, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduklakları dava dilekçelerinde özetle; Manisa ili ... ilçesi Çamköy Köyü Pamuklu mevkiinde bulunan, tapuda 10.05.1984 tarih, cilt:15, sahife:42, sıra:4 olarak kayıtlı olan, doğu ve batısı ..., kuzeyi ... Kahya, güneyi Hamur dere ile çevrili taşınmazın sahipleri olduklarını, bu taşınmazda davalıların hiçbir hakkı bulunmadığı halde meşe ağaçlarını kesmek, ekili alanlara hayvanlarını sokmak suretiyle müdahalede bulunduklarını ileri sürerek müdahalelerinin önlenmesini talep etmişlerdir.

Selendi Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde, 04.11.1987 tarihli ve 1985/126 Esas, 1987/115 Karar sayılı kararla, davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu ve taşınmazda davalıların herhangi bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ilişkin hüküm, bir kısım davalıların temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.04.1988 tarihli ve 1988/1858 Esas, 1988/43888 Karar sayılı ilamıyla; " yöntemince tapu kayıt uygulaması yapılmamasının ve eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine " değinilerek bozulmuştur.

Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil ... ve arkadaşları,taşınmazda kendilerinin kullanımında bulunan yerlerin adlarına tescili talebiyle davaya katılmışlar, bilahare yörede başlayan kadastro çalışmaları sebebiyle dava dosyası Kadastro Mahkemesi'ne devredilmiş ve aktarılan davanın konusu olduğu belirlenen 103 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 17, 18, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34 ve 38 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanakları, eldeki davada dava konusu olduklarından bahisle malik hanesi açık bırakılarak Kadastro Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

Davacı ... İdaresi, birleşen 2005/7 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde, Manisa ili Selendi ilçesi Çamköy Köyü 103 ada 38 parsel sayılı taşınmazı;, birleşen 2005/8 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde ise 103 ada 26 parsel sayılı taşınmazın orman olduğunu ileri sürerek, orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir.

Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı ... İdaresi tarafından açılan birleşen 2005/8 Esas sayılı davanın reddine, 2005/7 Esas sayılı davanın ise kabulüne, Manisa ili Selendi ilçesi Çamköy Mahallesi Kepez mevkii 103 ada 38 parsel sayılı 210.578,17 m² yüzölçümlü taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer taşınmazların ormanla ilgisinin bulunmadığı anlaşıldığından davacıların ve müdahillerin davalarının kabulü ile 103 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 17, 18, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33 ve 34 parsel sayılı taşınmazların ilamda belirtilen kişiler adına tarla vasfıyla tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve birleşen davanın davacısı Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, (aktarılan) kadastro tespitine itiraz isteğine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; dava aktarılmadan önce Asliye Hukuk Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına ilişkin Yargıtay ilamında tapu kayıt uygulamasının yetersiz olduğu belirtildiği halde, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının dayanağı olan 09.10.2018 tarihli keşifte yöntemine uygun şekilde tapu kayıt uygulaması yapılmamış, dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmaza tam olarak uyup uymadığı anlaşılamadığı gibi bu hususta önceki keşifte alınan alınan mahalli bilirkişi beyanları ile son keşifteki beyanlar arasında çelişki bulunmasına rağmen, söz konusu çelişki giderilmemiş ve tapu kaydının okuduğu yönlerdeki taşınmazların önceki zilyetlerinden / maliklerinden şimdiki zilyetlerine / maliklerine nasıl intikal ettiği araştırılıp kesin olarak ortaya konulmamıştır.
Öte yandan, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazlar ayrı ayrı incelemeye tabi tutulmamış, orman olarak tespit ve tesciline karar verilen dava konusu 103 ada 38 parsel sayılı taşınmaz haricindeki diğer taşınmazlara ilişkin değerlendirme her bir parsel için ayrı ayrı yapılmamış, bir bütün halinde değerlendirme yapılmıştır. Oysa ki, keşif anında çekilen fotoğraflardan, hava fotoğraflarından ve parsel sorgu sisteminde yapılan incelemeden, bazı taşınmazların orman, bazı taşınmazların yoğun taşlık, bazı taşınmazların ise tarla görünümünde oldukları anlaşılmakta olup, bu husus, orman bilirkişi raporundaki söz konusu taşınmazların ormanla ilgisi bulunmadığı ve orman sayılmayan yerlerden oldukları yönündeki değerlendirme ile çeliştiği halde İlk Derece Mahkemesince, bu çelişki üzerinde durulmamıştır.
Yine hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazlarda ne kadar süredir tarım yapıldığı belirtilmemiş ve bu hususu tespit etmenin mümkün olmadığı şeklinde soyut değerlendirme yapıldığı halde, bu yönde başkaca rapor alınması cihetine gidilmemiş ve anılan ziraat bilirkişisi raporunda imar-ihyanın başlangıcı, tamamlanması, zilyetliğin terk edilip edilmediği, dava konusu taşınmazlardaki ağaçların sayısı, yaşı ve dağılımı hususlarında her hangi bir değerlendirmeye yer verilmediği halde bu rapor hükme esas alınmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, davacıların tutunduğu tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle birlikte getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri sorularak, revizyon görmüş iseler revizyon parsellerine ait kadastro tespit tutanakları ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişsii, üç ziraat mühendisi bilirkişsii, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimleri, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazların niteliği, üzerilerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli, her bir taşınmazın ayrı ayrı değerlendirildiği rapor alınmalı;
Ayrıca, davacı tarafça dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi ve fen bilirkişi marifetiyle yöntemince zemine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her bir sınır hakkında ayrıntılı, somut verilere dayalı ve inandırıcı bilgi alınmalı, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, bilinemeyen sınırlar konusunda taraflara tanık dinletme olanağı verilmeli, bu şekilde 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca tapu kaydının sabit sınırdan başlanarak kapsamları belirlenmeli; tapu kaydının uyduğunun anlaşılması halinde, orman kanunları karşısında hukuki değerini kaybedip kaybetmediği değerlendirilmeli; tapu kaydının taşınmazlara uymadığının ve taşınmazların orman olmadığının anlaşılması halinde, zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğir araştırılmalı, bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisi kuruluna inceleme yaptırılıp, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenerek bu yönde rapor alınmalı ve bu raporda, dava konusu taşınmazlarda ne kadar süredir tarım yapıldığı, imar - ihyanın hangi tarihte başladığı ve ne zaman tamamlandığı, zilyetliğin terk edilip edilmediği, dava konusu taşınmazlardaki ağaçların sayısı, yaşı ve dağılımı hususlarının açıklanması istenilmeli; varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli ve zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yı süreyle ve ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmak suretiyle aktarılan dava tarihine kadar davacı taraf yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14/1 inci maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 2 nci fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulmalı; dava konusu taşınmazların sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, " sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler " olarak açıklandığından ziraat mühendisi heyetinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı, taşınmazın kimden ne şekilde davacılara kaldığı, mirasçılar arasında geçerli bir rizai taksimin bulunup bulunmadığı her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı araştırılmalı ve bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.