WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/7842 E.  ,  2024/1525 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/740 E., 2021/356 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/12 E., 2020/50 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekilitarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

İzmir ili Ödemiş ilçesi Orhangazi Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 101 ada 9 parsel sayılı 22.272,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla tespit edilmiştir.

Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalı yararına gerçekleşmediğini ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazları kadimden beri müvekkilinin ailesi tarafından kullanılageldiğini ve müvekkiline babasından miras kaldığını, taşınmazlara müvekkili ve ailesinin emekle su taşıyarak incir ve zeytin ağaçları diktiğini, taşınmazların ormandan açma olmadığını, 40 yılı aşkın süredir müvekkilinin ve babasının malik sıfatıyla zilyetlerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince "dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve taşınmaz üzerinde davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, "dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığı, kadastro tespit günü itibariyle, taşınmazlar üzerinde imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davalı lehine oluştuğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

Dava, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, dava konusu edilen taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olmadığı ve davalı lehine zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, 1954 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın kuzey bölümünde dağınık halde ağaç ve küçük bitki formu bulunduğu, bu alanın parselin kuzeyinden geçen dere yatağı vejetasyonuna ait bitki örtüsü olduğu belirtilmiş, ancak raporda bu alanın orman muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı ile ayrı bir değerlendirme yapılmadan çekişmeli parselin hava fotoğrafında açıklık alanda kalan güney kısmı ile birlikte tamamının orman muhafaza karakteri taşımadığı değerlendirilmesinin yapılmış olması ve bunun yanında rapora ekli 1954 tarihli hava fotoğrafında bu alanın çekişmeli taşınmazın doğusunda yer alan orman parseli ile batısında yer alan 7 nolu parsel ile benzerlik göstermesi karşısında, dava konusu taşınmazın kuzey bölümünün öncesinin orman olup olmadığı tereddütsüz olarak anlaşılamamıştır.

Öte yandan, çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin tereddütsüz saptanması açısından, 1954, 1970 ve 1995 hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilerce incelenmemiş, mevcut bilirkişilerce yapılan incelemede ise, taşınmaz üzerinde 1954 tarihli hava fotoğraflarında dağınık halde ağaçların bulunduğu belirtilmesine rağmen, söz konusu ağaçların türleri belirlenmediği gibi, bu alanın çekişmeli yerin doğusunda yer alan orman parseli ile benzer özellikler taşıyıp taşımadığı da açık bir şekilde irdelenmemiş, taşınmazın komşu tarım arazileri ile mi orman arazisi ile mi bütünlük oluşturduğu hususu netleştirilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve çelişkili bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulamaz.

Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, yöreye ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de (komşu 1 ve 7 nolu parsellere) uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, dava konusu taşınmazın kuzeyinde yer alan kapalı alanın, komşu 101 ada 1 nolu orman parseli ile mi, 8 nolu parsel ve çekişmeli yerin güneyindeki tarım arazisi ile mi bütünlük oluşturduğu hususu netleştirilmeli, taşınmazın kuzey bölümünde yer alan ağaç ve küçük bitki formunun cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı, ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.