WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/6997 E.  ,  2024/4259 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/367 E., 2021/282 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... İdaresi, 20.11.2013 havale tarihli dilekçesinde; Yalova ili Esenköy 135 ada 6 parsel (eski 1286 parsel) sayılı 271 m2 yüzölçümündeki zeytinlik - kestanelik niteliğindeki taşınmazın, kesinleşen orman sınırı içinde kaldığını, öncesi ve eylemli durumu itibarıyla orman olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesine ve taşınmaza vaki el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep ettikten sonra, 09.10.2014 tarihli harçlı ıslah dilekçesiyle, el atmanın önlenmesi talebinden vazgeçerek kal talep etmiştir

İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne, taşınmazın bilirkişi raporunda (A) işaretli 114,987 m2 bölümü yönünden davanın reddine, (B) işaretli 156,171 m2 kısmın kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, el atmanın önlenmesi isteminin reddine ilişkin önceki hükmün, davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2018/1506 Esas, 2018/7869 Karar sayılı ilamıyla; " davalı ...'in temyiz itirazlarının reddi ile taşınmazın B harfi ile gösterilen kısım yönünden hükmün onanmasınane karar verildikten sonra, davacı ... İdaresinin temyiz itirazlarının, ıslah dilekçesi ile talep ettikleri kal talebi ile ilgili hüküm kurulmadığı gerekçesine dayandığı ve mahkemece bu taleple ilgili bir karar verilmediği açıklanarak, bu talebe ilişkin karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmasına karar verildikten sonra, davalı gerçek kişi vekilinin karar düzeltme talebine istinaden Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2019/1530 Esas,2019/3149 Karar sayılı ilamıyla; "... keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın (A) rumuzu ile gösterilen 114,987 m2' lik kısmının orman sınırları dışında, (B) rumuzu ile belirlenen 156,171 m2’ lik kısmın kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğunun bildirildiği, ancak bilirkişinin keşif sonucu yaptığı uygulamasında da, Dairenin iade kararı üzerine getirtilen belgelerin uygulamasında da 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahditine dair çalışma tutanakları ile orman tahdit haritasını uygulamadığı, sonraki tarihli aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin haritaları uygulanmadığı, halbuki bir yerin kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı iddiasına dayanan uyuşmazlıklarda, kesinleşmiş tahdite ait tüm tutanaklar ile haritalarının yöntemince uygulanması ve haritalar ve tutanaklar arasında uyum bulunduğunun ve zemine yöntemince uygulandıktan sonra taşınmazın kısmen veya tamamen kesinleşmiş orman sınırları içinde bulunduğunun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, kaldı ki taşınmazın eylemli durumunda da orman olmadığının belirlendiği, bu nedenle yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için; yeniden keşif yapılması, çekişmeli taşınmazın tüm orman tahdit çalışmalarına göre konumunun belirlenmesi, bilirkişilerden 1944 yılı orman kadastro tutanaklarında belirlenen açı ve mesafeleri (açı ve mesafe hesap yöntemi gerekirse krokisinde işaretlenerek) içerecek biçimde orman sınır noktalarıyla birlikte gösteren ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan müşterek imzalı rapor ve kroki alınması, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan ya da 1944 yılına en yakın tarihte düzenlenmiş hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara (tutanaktaki mevki ve yer isimleriyle, açı ve mesafelere göre belirlenen hatta) değer verileceği düşünülmesi ve oluşacak sonuca göre kal talebi hakkında bir değerlendirme yapılarak hüküm kurulması " gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; " dava konusu parselin B rumuzu ile gösterilen 156,18 m² 'lik kısmının orman sayılan yerden olduğu, orman sınırlarının Anayasa 'nın 169. maddesi ve 6831 sayılı Orman Yasası hükümleri ile güvence altına alınmış olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlikle edinilemeyeceği ve sınırlarının daraltılamayacağı, bu hususta tesis edilen tüm işlemlerin yok hükmünde olduğu, ... 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 683. maddesi uyarınca mülkiyet ... bulunan malikin, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu, yine, aynı hüküm uyarınca, haksız bir elatma varsa, anılan hükmün, malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımış olduğu, somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olup, davalı, dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiğinden, davalının dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemeyeceği " gerekçesiyle, davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulü ve kısmen reddi ile Yalova ili Çınarcık ilçesi ... mahallesi 135 ada 6 parselin bilirkişi raporunda (A) rumuzu ile gösterilen 114,987 m2 lik kısmının orman dışı olarak belirlendiğinden bu kısım yönünden açılan davanın reddine, (B) rumuzu ile belirlenen 156,171 m2 lik kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına yeniden tapuya kayıt ve tesciline, meni müdahale ve kal talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin karar vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın, 323, 324 ve 325 parsellerin tevhid ve ifrazı ile oluştuğu ve geldi parsellerin, 1962 tarihinde yapılan kadastro sırasında 1953 tarihli tapu kayıtlarına dayalı olarak tespit edildikleri, tespite esas bu tapu kayıtlarının bir kısmı dosya içerisine alınmış ise de, bu tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde gönderilmedikleri, gönderilen tapu kayıtlarının ise fotokopi ve okunaksız oldukları görülmüş olup, bu sebeple tespite esas tapu kayıtlarının ilk olarak ne şekilde oluştukları anlaşılamamış ve geldi - gitti kayıtları kontrol edilememiştir.
Ayrıca; bozma öncesi yapılan yargılama sırasında alınan raporlarda, taşınmazın bulunduğu yerde maki tefriki yapılmadığı bildirildiği halde, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporunda yazan bu ifade / bilgi denetlenmediği gibi; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında alınan raporlarda, taşınmazın bulunduğu yerde maki tefriki yapılıp yapılmadığı, kadastro tespitine esas alınan tapuların ne şekilde oluştuğu noktasında bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Öte yandan; davacı ... İdaresi, dava dilekçesinde, davalının çekişmeli taşınmaza müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep ettikten sonra 09.10.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile, müdahalenin men'i talebinden vazgeçerek, taşınmazda bulunan binanın kal'ine karar verilmesini talep ettiği halde ilk derece mahkemesince, davacının hem müdahalesinin men'i talebi hem de kal talebi reddedilmiş olup, kal talebinin reddine ilişkin karar yönünden bir gerekçe yazılmadığı gibi, hükme esas alınan raporlarda davacının kal talebi yönünden bir değerlendirme de yapılmamıştır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazın geldisi olan 323, 324 ve 325 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitine esas alınan 06.11.1953 tarihli 21 sıra numaralı, 10.09.1953 tarihli 55 sıra numaralı ve 23.02.1955 tarihli 87 sıra numaralı tapu kayıtları, ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte okunaklı ve sıralı şekilde dosya içerisine alınmalı; çekişmeli taşınmazın bulunduğu Esenköy' de maki tefriki yapılıp yapılmadığı ilgili birimlerden sorularak açıklığa kavuşturulmalı ve yapılmış ise bu çalışmalara ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosya içerisine alındıktan sonra, davacı ... İdaresinin taşınmaz üzerindeki yapının / binanın kal' ine ilişkin talebi yönünden, fen ve inşaat bilirkişilerinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, taşınmaz üzerinde bulunan binanın ne kadarlık kısmının orman sınırı içinde kaldığı belirlenmeli; ayrıca, orman bilirkişilerinden ek rapor alınarak, çekişmeli taşınmazın geldisi olan parsellerin tespitlerine esas tapu kayıtlarının ne şekilde oluştuğu, taşınmazların bulunduğu köyde maki tefriki yapılmış ise söz konusu taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kalıp kalmadığı, kalıyorsa kadastro tespitine esas tapu kayıtlarının 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca oluşan tapu kayıtlarından olup olmadığı ve özel kanunlar uyarınca oluşan bu tapu kayıtlarından ise Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5-1 sayılı ve Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/1-19/97 Esas, Karar sayılı kararlarının uygulanıp uygulanmayacağı ya da tespite esas alınan tapu kayıtlarının 3573 sayılı Kanuna göre zeytincilik tapusu olup olmadığı değerlendirilip, 3116, 4785 ve 6831 sayılı Kanunlar kapsamında tapu kaydına değer verilip verilemeyeceği yönünde görüş belirtmeleri istenmeli ve bundan sonra, davacı ... İdaresinin dava dilekçesinde talep ettiği müdahalenin men'i talebinden ıslah dilekçesi ile vazgeçerek taşınmaz üzerindeki binanın kal'ine karar verilmesini talep ettiği gözetilerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... İdaresi vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.