8. Hukuk Dairesi 2021/6879 E. , 2024/3536 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/16 E., 2020/91 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Orman İdaresi, Kumluca Belediye Başkanlığı, ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
2011 yılında Karaöz/Mavikent Köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmalarda; tapuda 851 parsel sayılı 11560 m2 yüzölçümü ile kayıtlı taşınmaz, 441 ada 4 parsel ve 8260, 76 m2 yüzölçümü ve tarla vasfı ile tespit edilmiştir.
Davacı kadastro mahkemesinde açtığı dava ile; maliki olduğu 851 parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları sonucu sınırlarının değiştiğini, bu parsele ilgili genel mahkemede dava açtığını, bu davanın kendisi lehine bozulduğunu belirterek 851 parselin tamamının adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalı ... ve ... yönünden açılmış davaların reddine, Antalya ili, Kumluca ilçesi, ... Mah., ... Sok. 441 ada 2 parselin tespit gibi tesciline, davalı ... Yönetimi yönünden davanın, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından Orman İdaresi yönünden verilen karar temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2015 tarihli ve 2014/10620 Esas, 2015/5581 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; " Mahkemece davalı ... İdaresi açısından açılan dava için mahkemenin görevsizliğine karar verilmişse de; davacının talebi ve davanın niteliğinin yanlış saptandığı, davacının zaten kendisi adına tapuda kayıtlı olan eski 851 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmalarda 441 ada 4 parsel sayısı ile tespit edildiğini, buna rağmen taşınmazın miktarında bu çalışmalar sonucu azalma olduğunu, bu nedenle taşınmazının yenileme çalışmalarından önceki hali ile adına tescilini istediğini belirttiği ve bu davayı askı ilân süresi içerisinde açtığı, davacının bu talebi dolayısıyla ile mahkemenin 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmaların usûlüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemesi gerekirken davanın tescil talebine ilişkin olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği, davanın 22/2-a bendi uyarınca yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalışmasına itiraza ilişkin olduğu belirlendiğine göre çekişmeli parselin yenilemeden önceki ilk tesisinden itibaren miktar, cins ve malik değişikliklerini, ifraz ve tevhitleri gösteren tapu kayıtları, tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapı haritası ve tutanağı, davalı tarafın tutunduğu mahkeme kararlarına ilişkin dosya asılları getirtilerek, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak, çalışmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/2. madde (a) bendiyle, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usûl ve Esaslara İlişkin 29.11.2006 gün ve 26361 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının saptanması, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınması ve toplanan delillere göre 3402 sayılı Kanun'un 22/2 inci madde (a) bendine göre yapılan kadastro işlemine yönelik davanın esasına ilişkin bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalı ... ve ... yönünden açılmış davaların reddine, Kumluca ilçesi ... Mahallesi ... Mevki 441 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, davalı ... ve dahili davalılar yönünden açılmış davanın kabulü ile 19.01.2018 havale tarihli rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 1649,61m²'lik kısmın ... Mahallesi 101 ada 1 nolu orman parselinden iptali ile, yine rapora ekli krokide C harfi ile gösterilen 312,31m²'lik kısmın yol ve dere olarak bırakılan alandan iptali ile, bu kısımların ... Mahallesi ... Mevki 441 ada 4 nolu parsele eklenmesine, Antalya ili Kumluca ilçesi ... Mahallesi ... Mevki 441 ada 4 nolu parselin yeni yüzölçüm ve sınırları ile tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalılar ..., Orman İdaresi, Kumluca Belediye Başkanlığı ile ... vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 25.01.1991 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
3402 sayılı Kanunu' un 22.02.2005 tarihli ve 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) ile değişik 22/a maddesi ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre yapılan uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek ve teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesini ve uygulanabilir ... getirilmesini sağlamaktır.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu Köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince, mahallinde yapılan keşif ve keşif neticesi alınan uzman teknik bilirkişi raporu ile dosya kapsamına göre, dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, (B) harfli 1649,61 m2 kısmın ve (C) harfli yol ve dere olarak gösterin kısmın davacı adına kayıtlı 441 ada 4 parsele eklenmesine karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya kapsamına ve hava fotoğraflarının incelendiği bilirkişi raporuna göre, ilk tesis kadastrosunun 1964 yılında yapılıp kesinleştiği, taşınmaz sınırında dere bulunduğu, arazi kadastrosunda bir yıl öncesine ait 1963 yılına ait hava fotoğraflarında derenin parsel sınırı dışında kaldığı, uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlar ile hava fotoğrafındaki sınırın birbir örtüştüğü, bu haliyle uygulama kadastrosunun anılan kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!