8. Hukuk Dairesi 2021/6629 E. , 2024/405 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kabul
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sonucunda, ... ili ... Mahallesi 101 ada 96 parsel ... 1347,97metrekare taşınmaz 03.07.2006 tarihinde arsa vasfıyla dava dışı Hasan Alkaya adına tespit edilmiş, kadastro tespiti 08.09.2006 tarihi itibariyle kesinleşmiş, 26.03.2008 tarih 254 YN resmi senet ile satış suretiyle dava dışı ...'e, bu kişi tarafından 02.08.2010 tarih ve 974 YN resmi senet ile satış suretiyle davalıya devredilmiş olup, halen tapuda davalı ... adına kayıtlıdır.
Davacı ... İdaresi, 101 ada 96 parselin fiilen ve hukuken orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapusunun iptali ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur.
Dava, özel mülkiyete konu taşınmazın orman vasfında olduğundan bahisle özel kişi adına olan tapusunun iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; taşınmazın işlemeli tarıma uygun olmayan arazi niteliğinde olduğu, sadece arıcılık yapıldığı, evveliyatının orman ve orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/3091 Esas, 2018/7206 Karar ... ilamında, eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi kurul raporuna dayalı verilen karar usul ve kanuna aykırı olmakla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında belirtilen şekilde araştırma yapılarak, dava konusu taşınmazın 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 1nci maddesinde orman sayılan yerlerden olduğu, 3116 ... Orman Kanuna (3116 ... Kanun) göre orman sayılan yerlerden olduğu ve 4785 ... Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 ... Kanun) ile orman arazilerinden olduğundan 5658 ... Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 ... Kanun) ile iadeye tabi yerlerden olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından; dava konusu taşınmazın tarafından 20 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak kullanmakta olduğunu, buraların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, orman tahdit haritasında da açıkça görüldüğü üzere taşınmazın orman dışında olduğunu, ormanla bütünlük arz etmemekte olduğunu, söz konusu dosyada mevcut bilirkişi raporunda da taşınmazın orman sınırından çok uzakta olduğunu gözlemlendiğini, bu durumunda taşınmazın ormanın devamı niteliğinde olmadığını gösterdiğini, taşınmazın orman sınırında olmayıp burasının 25-30 yıldır kullanım alanı içerisinde olduğunu, keşifte de görüldüğü üzere burasında 15 adet 12 yaşlarında vişne ağaçları bulunup öncesinde Kavak ağaçları bulunmakta olduğunu, Geçici 8 inci madde gereği yapılan çalışmalarda Kadastro Müdürlüklerinin maddeyi yanlış yorumlayarak; yanlış uygulamalara sebebiyet vermekte olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
31.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!